“Rabbim, bana bir nefes daha verdin. Demek ki hâlâ yapmam gerekenler var” demişti.”
Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Nurhan Hanım kızının alnına bir öpücük kondurdu. “Evet kızım… Allah seni bize yeniden bağışladı.”
Hastaneden çıkalı üç gün olmuştu. Gördes’in kasım sabahı, pencereye vuran solgun güneşle başlıyordu. Senanur odasında sessizce oturuyordu. Başucundaki çiçeklerin kokusu ağır ama bir o kadar da hayat doluydu. Elinde hastanede yattığı gün annesinin getirdiği küçük bir dua kitabı vardı. Sayfalar arasına düşen soluk bir tespih tanesi dikkatini çekti.
O an içini bir ürperti kapladı. “Ben az daha ölecektim” diye düşündü.
Sesini duyar gibi oldu, o buharın içindeki boğuk yankıyı… Nefesi tükenirken annesinin çığlığı kulağında hâlâ yankılanıyordu. Annesi mutfaktan seslendi:
“Kızım, çorban soğuyacak!”
“Tamam anne, geliyorum.”
Senanur o günden sonra çok konuşmaz olmuştu. Daha çok bir mütefekkir hâline bürünmüştü... “Rabbim, bana bir nefes daha verdin. Demek ki hâlâ yapmam gerekenler var” demişti sessizce.
Bir gece annesi fark etti. Odasının kapısı aralıktı, içeriden hafif bir hıçkırık sesi geliyordu. Nurhan Hanım, içeri süzüldü. Kızını secdede gördü. Omuzları titriyordu. Annesi sessizce geri çekildi, gözleri doldu.
“Allah’ım, bu kızımı bana ikinci kez verdin. Ne olur kalbini de imanla doldur” diye mırıldandı kapı eşiğinde.
Ertesi sabah Senanur kahvaltı sofrasına geldiğinde yüzünde tuhaf bir huzur vardı. Annesi sordu:
“Kızım, iyi misin? Bu aralar çok sessizsin.”
“İyiyim anne. Sadece… Bazı şeyleri fark ettim. Dünya çok kısa anne. O gün… Banyoda… Her şeyin bitebileceğini hissettim. Belki Rabbim beni uyandırdı.”
Nurhan Hanım’ın boğazı düğümlendi.
“Seninle gurur duyuyorum, kızım. Her şeyin hayırlısı bu belki de.”
O günden sonra Senanur’un hayatı değişti. Sabah ezanıyla uyanır, namazını kılar, kahvaltıdan sonra annesine ev işlerinde yardım ederdi.
Banyoda tükenen nefes, şimdi seccadede huzura dönüşmüştü. Ve Gördes’in o sessiz evinde, sabah ezanının yankısına karışan bir ses duyulurdu artık:
“Allahü ekber…”
Senanur’un iç huzuru, sadece kendi kalbini değil, evin duvarlarını bile sarmıştı sanki. Her köşede bir şükür, her nefeste bir dua vardı.
Basri Güler-Emekli Başöğretmen

