Kaydet
a- | +A

Komşu Emine Hanım hemen pencereleri açtı, annesine de “112’yi ara!” diye bağırdı!..

Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... İçeriden hafif bir ses geldi. O an Nurhan Hanım’ın dizlerinin bağı çözüldü. Kapıya omzuyla yüklendi ama açılmadı. Son bir hamlede tokmağı çevirdi, kapı gıcırdayarak aralandı.

Buharın içinden Senanur’un solgun yüzü göründü. Gözleri yarı açık, dudakları morarmıştı. Elini duvara dayamış, ayakta durmaya çalışıyordu.

“Anne… Nefes alamıyorum…” dedi kısık bir sesle.

Nurhan Hanım çığlık attı:

“Allah’ım sen koru! Kızım, dayaaaan!”

Koştu, kızını kollarının arasına aldı. Banyodan dışarı sürükleyip halıya yatırdı.

“Komşuuu! Komşular yetişin!” diye bağırdı çaresizlikle. Alt kattaki komşu Emine Teyze koşarak geldi.

“Ne oldu Nurhan ne oldu?!”

“Gaz… Galiba şofbenden gaz sızdı… Nefes almıyor, Emine abla!”

Emine Hanım hemen pencereleri açtı “112’yi ara!” diye bağırdı. Nurhan Hanım’ın elleri titriyordu. Telefonu güçlükle çevirdi.

“Alo! Gördes Devlet Hastanesi mi? Kızım bayıldı… Banyoda şofben vardı… Çabuk olun, ne olur!”

Dakikalar içinde ambulans sireni sokakta yankılandı. Parlak ışıklar, mahallenin sessizliğini deldi. Hemşireler hızla içeri girdiler.

“Gaz zehirlenmesi!” dedi biri, maskeyi Senanur’un yüzüne yerleştirirken.

Nurhan Hanım gözyaşlarını tutamadı.

“Kızım… Gözlerini aç… Bak buradayım.”

Ambulans kapıları kapandı, sirenler bir kez daha çaldı. Gördes Devlet Hastanesi’nin beyaz koridorlarında zaman ağır akıyordu. Nurhan Hanım, bekleme koltuğunda ellerini birbirine kenetlemiş, dua ediyordu. Bir süre sonra doktor geldi, yüzünde hafif bir tebessüm vardı.

“Merak etmeyin hanımefendi, çok şükür tehlikeyi atlattı. Karbon monoksit zehirlenmesi olmuş ama erken fark etmişsiniz.”

Nurhan Hanım’ın gözlerinden yaşlar boşandı.

“Şükürler olsun Rabbime…”

Kapı aralandı. Senanur, solgun ama gülümseyen yüzüyle yatağında yatıyordu. Annesi yanına oturdu, elini tuttu.

“Anne… Korkuttum seni, değil mi?”

“Hem de nasıl kızım… Bir daha o tüplü şofbeni kullanmak yok! Seni az daha kaybediyordum.”

Senanur başını yana çevirdi, pencereden dışarı baktı. Güneşin altın ışığı odanın duvarına vurmuştu.

“Anne… sanki yeni doğmuş gibiyim.” DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR