Nüfus krizine soydaş formülü! Prof. Dr. Erhan Afyoncu'dan teklif
Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye’nin geleceği için soydaş toplulukların planlı bir şekilde sisteme dâhil edilmesini önerdi. ‘Cumhuriyetin başında başardık, yine yapabiliriz’ diyen Afyoncu, bu adımın hem insani hem de stratejik bir mecburiyet olduğunu belirtti.
- Baykar'ın insansız hava araçlarıyla elde edilen başarı, Fatih'in toplarından sonra İslam dünyasının yeniden kazandığı en büyük silah gücü olarak tanımlanmıştır.
- Türkiye, robot savaşları döneminde bir takipçi değil, öncü konumuna gelmiştir.
- Düşen doğurganlık oranları Türkiye için bir numaralı tehdittir ve nüfus düşüşü çok hızlı gerçekleşmektedir.
- Doğurganlık hızını şehir hayatında tekrar 2,1'e çıkarma ihtimali olmamakla birlikte, alınacak tedbir ve teşviklerle 1,7-1,8'e çıkarılabilir.
- İsrail, doğurganlık oranını 3,1 olarak planlamış ve bu oranın altına düştüklerinde dışarıdan göç alarak dengeyi sağlamaktadır.
- Avrupa'nın nüfus sorununa çözüm olarak göç almayı bulduğu ve Türkiye'nin bu meseleyi 10 yıl içinde çözmezse durumun içinden çıkılmaz bir hal alacağı belirtilmiştir.
- Kreşlerin pahalı ve ulaşılmaz olduğu sürece nüfusu artırmanın mümkün olmadığı, belediyelerin ve kurumların uygun fiyatlı kreş sayılarını artırması gerektiği vurgulanmıştır.
MAHMUT ÖZAY - Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Esenler’de düzenlenen ‘Anadolu Sohbetleri’ programında Türkiye’nin savunma teknolojisindeki dönüşümünü ve nüfus krizini değerlendirdi.
Baykar’ın insansız hava araçlarıyla elde edilen başarıyı ‘Fatih’in toplarından sonra İslam dünyasının yeniden kazandığı en büyük silah gücü’ olarak tanımlayan Afyoncu, Türkiye’nin robot savaşları döneminde artık bir takipçi değil, bir öncü olduğunu vurguladı. Düşen doğurganlık oranlarının oluşturduğu stratejik riskleri de anlatan Afyoncu, çözüm için 10 yıllık kritik bir sürece girildiğini belirtti.
ROBOT SAVAŞI DÖNEMİ
Silah kullanmanın imparatorluklar ve dünya tarihi açısından önemini vurgulayan Afyoncu, şunları söyledi:
Makine savaşı döneminde geri kaldık ve bir imparatorluğu kaybettik. Şimdi dünya robot savaşı dönemine girdi. Bu dönemde Baykar firmasının geliştirdiği insansız araçlarla birlikte Türkiye büyük bir dönüşüme girdi. Fatih’in toplarından sonra İslam dünyası ilk defa bir silah gücünü tekrar elde etti. Ordumuz kendisini yeniden organize ediyor. Diğer savunma sanayi şirketlerimiz onunla bağlantılı hareket ediyor. Bu kaos ve çatışma döneminde biz bir şeyde üstün ve öncü olarak gidiyoruz. Özdemir Bayraktar’ın Karadeniz inatçılığı olmasa bürokrasinin içinde yok olup tarihin sahnelerinde kaybolabilirdi. Ama korkunç bir mücadele ile hazırlanıyor. Aslında gençlerin o belgeselden (Özdemir Bayraktar Belgeseli) alması gereken o. Hiçbir zorlukta pes etmiyor, yürüyor.
YAPTIK, YİNE YAPARIZ
Nüfus konusuna da değinen Afyoncu, Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki kayıplarının sadece teknolojik gerilik yüzünden değil nüfusunun azlığından kaynaklandığını dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda nüfusu artırmak için yürütülen politikaların başarılı sonuçlar verdiğini anlatan Afyoncu, bu çalışmaların 1965 sonrası uluslararası kuruluşların devreye girmesiyle sekteye uğradığını aktardı. İlk dönemlerde Türkiye kırsal toplum olduğu için bu çalışmaların başarısız kaldığını vurgulayan Afyoncu, şunları dile getirdi:
Ancak Türkiye 1990’lı yıllardan itibaren iyice şehirleşince bu nüfus artış oranı 2’lere kadar düştü. Şu anda 1,48’e kadar düştü. Dünyada nüfus düşüyor ama bizimki çok hızlı düştü. Nüfus düşüşü Türkiye için bir numaralı tehdittir. Doğurganlık hızını şehir hayatında tekrar 2,1’e çıkarma ihtimalimiz yok. Alınacak tedbir ve teşviklerle 1,7’ye, 1,8’e kadar çıkarabiliriz.
Örneğin İsrail, doğurganlık oranını 3,1 olarak planlamış durumda. Bu oranın altına düştüklerinde dışarıdan göç alarak dengeyi sağlıyorlar. Avrupa bu girdaba bizden önce girdi ve çözümü göç almakta buldu. Eğer biz bu meseleyi 10 yıl içinde çözmezsek, durum içinden çıkılmaz bir kördüğüm hâline gelir.
Bulunduğu yerlerde varlığını sürdüremeyecek Türk toplulukları var. Geldiği zaman buraya uyum sağlayabilmesi lazım. Yani hayat tarzının buraya uyması lazım. Bunu planlayıp hem oradaki soydaşlarımızı daha iyi bir yaşama kavuşturup hem Türkiye’nin genç nüfusunu ayakta tutabiliriz.
Bunun mutlaka planlanması lazım. Çünkü bunu Cumhuriyet’in başında da yaptık. O dönemde nüfusumuzun artması mümkün değildi.
KREŞ SAYILARINI ARTIRMALIYIZ
Prof. Dr. Erhan Afyoncu: İnsanların çok çocuk istememe sebeplerinden birisi eğitim meselesi. Aileler çocuklarını özel okula göndermek istiyor ama buna güçleri yetmiyor; bu yüzden devlet okullarının niteliğini artırmamız lazım. Diğer bir kritik sorun ise kreş meselesi. Eskiden büyük aile yapısı vardı; babaanneler, anneanneler çocuklara bakardı. Şimdi çekirdek aileye dönüldüğü ve insanlar ailelerinden uzaklaştığı için kreş zorunlu hâle geldi. Şu anda Türkiye’deki en stratejik alanlardan biri budur. Kreşler pahalı ve ulaşılmaz olduğu sürece nüfusu artırmak mümkün değildir. Belediyelerin ve kurumların, insanların çocuklarını uygun fiyatlarla bırakabilecekleri kreş sayılarını mutlaka artırması gerekiyor. Kreş desteği ve bu alanlarda sağlanacak iyileştirmeler, nüfus artışı için hayati önem taşımaktadır.
