“Gözlerim yaşlı bu dinlediklerimi öncelikle kendime yapılmış bir nasihat kabul ettim.”
Hatırama bugün de devam ediyorum... “Sakinleşmek ne mümkün, hissî terör devam ediyor. Sağımdan solumdan geçen araç sürücülerinin hepsi hatalı sanki. Her yaptıkları rahatsız ediyor beni. Zaten çok geçmedi ne olduğunu, nasıl olduğunu neden olduğunu anlamadan bir patırtı gürültü, farlar, ışıklar, kornalar ve fren sesleri derken en son hatırladığım şiddetli bir çarpma sesiyle kararıverdi her şey.
Gözümü açtığımda hastanedeyim... Pencereden gelen ışık hüzmesinin rahatsız ettiği gözlerimi yavaş yavaş açtım. Şöyle bir etrafı süzdüm. Baş ucumda hanım ve çocuklar gözü yaşlı bir şekildeler. Onlar hüzünlü sevinç içinde ben ise şaşkın...
Odadaki havayı doktorun içeri girmesi bozdu. Arkasında birkaç kaç asistanıyla birlikte gelen doktor bey güler yüzüyle âdeta sadaka dağıtıyordu.
“Geçmiş olsun” diyerek başladı konuşmaya. “Hastamız gayet iyi, beklediğimizden daha kısa sürede toparladı. Şimdi hepimizin huzurunda ayağa kalksın, biraz dolaşsın” diyerek elinde koltuk değnekleri olan hasta bakıcıya baktı.
Doktor beyin oldukça müspet kelamları sebebiyle yatağımdan yanımdakilerin desteği ile doğruldum. Ayaklarımı yataktan indirip yardımla da olsa yürümeye çalışacağım diye sevinmiştim içimden. Nitekim üzerimdeki örtüyü aldılar ve ayaklarımı yatağın yanına indirdim. O anda yerdeki tek bir terlik ve sargılı ayağım gözüme çarptı. Evet tek bir terlik, sarılmış ve hissedilmeyen bir ayak. Ne hissedeceğimi ne düşüneceğimi ve ne söyleyeceğimi bulamadım o gece bulamadığım terliğin teki gibi!..
Meğer trafik kazasından mütevellit ayağım öyle parçalanmış ki, doktorlar “kesilmez ise kangren olur” demişler ve kesmişler! Kazanın üzerinden ise üç gün geçmiş. Kaza ve operasyon sebebiyle o kadar vakittir kendimde değilmişim.
Gözleri yaşlı ailemin bakışları arasında sağlam ve sargılı ayağımı güçlükle yataktan indirdim ve sağlam olan ayağımı yerdeki tek kalan terliğe uzattım. Tek kalan terlik ve sağlam kalan ayağım bir araya geldiğinde ben de o akşamki yaşananlar ile yüzleşmiştim sanki.
Zira gereksiz ve mesnetsiz şekilde ortaya çıkardığım gerginliğin tek sebebi, teki bulunamayan tek bir terlik idi. Lakin, o kayıp tek terlik bulunsa da onunla bir araya gelecek bir ayak yoktu artık. Kaybolan sadece bir terlik değildi aslında kaybolan sabırdı, anlayıştı...
Ayhan Özbek/Eğitimci-yazar

