Kaydet
a- | +A

“Soğuk havada yerimizi kaybetmemek için saatlerce bekledik. Sıra bize gelmiyordu...”

Üç sene önce yaşanan ve "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremle ilgili yaşadıklarımı anlatmaya bugün de devam ediyorum...

En çok 11 ilimizi etkileyen biri 7,7 diğeri 7,6 büyüklüğünde hem de aynı gün içinde olan depremlere biz de Urfa’da yakalanmıştık...

Aslında misafir olarak bulunduğumuz şehirden felaket sonrası çıkabilmek için havalimanında çaresiz bekleyişimizi eşimin kararlı bir şekilde Ankara’ya giden uçağa binelim oradan İstanbul’a gideriz sözü bir hedefe yöneltmişti.

Gece yarısına doğru İstanbul yönüne kaldırılan askerî uçaklardan biriyle çocuklarımız gönderildi. Biz ise kapasite doluluğu sebebiyle uçağa alınmadık. Bir felakette insanlar o kadar çaresiz o kadar naçar kalıyorlar ki anlatabilmek imkânsız. O an şahit olunan çaresizlik bizim için de tarifsizdi ve biz bu çaresizliği hissetmedik yaşadık...

Gece kâbus içinde geçti, ertesi gün oldu, öğle oldu hâlen uçak gelmedi... Öğle sonrasına kadar İstanbul tarafına giden hiçbir uçağa binemedik. Beklemekten başka çaremiz yoktu. Biraz teselli bulmak adına söylemek gerekirse uçuş güvenliğinin sağlanmasının ardından yolcu ve ambulans uçakları iniş kalkış yapmaya başlamıştı. Hatta uçak park alanında Cumhurbaşkanlığı forsu olan bir uçağın da bulunduğunu gördük.

Bazı yolcuların aprona çıkarak sıraya girdiğini fark ettik. Biz de sıraya dâhil olduk. Uçağa binebilenler sevinçli, binemeyenler ise tükenmişti. Soğuk havada yerimizi kaybetmemek için saatlerce bekledik. Gelen uçaklara rağmen sıra bir türlü bize gelmiyordu!..

Ümitler tükenirken Ankara yönüne bir uçuş olduğunu öğrendik. Hanım, yorgunluk ve çaresizlikle “Bavulları al, Ankara’ya gidiyoruz. Oradan İstanbul’a geçeriz” diyerek kararlılıkla uçağa yöneldi. Biz de güçlükle uçağa bindik. Gece yarısına doğru uçağın hareket ettiğini hissettik. Gözlerimizi açtığımızda Ankara Havalimanı’na inmiştik. Buradan da ilk uçakla İstanbul’a ulaştık...

Asrın felaketini yaşayan ülkemiz, ilk anda hazırlıksız yakalanmış olsa da kamu ve özel kurumların kısa sürede organize olarak milletle birlikte hareket etmesi ve olayları daha da büyümeden yönetebilmesi bizler için umut ve teselli kaynağı olmuştur. Cenab-ı Hak, bu millete bir daha böyle bir felaket yaşatmasın.

Rumuz: “Bu da geçti”

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR