Kaydet
a- | +A

“Öğretmenlik hatıralarınızı okudukça ben de öğretmenliğimi sizinle paylaşayım dedim.”

Unutulmaz... Ne günlerdi... Yıl 1969… Aylardan Eylül… 24 aylık askerlik görevimi Ağrı’da muhabere yedek subay teğmen olarak tamamladıktan sonra Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığında aldım soluğu. Mesleğim öğretmenlik ya! Herkes gibi ben de kura çekerek öğrendim; yeni görevimi: Edirne, Keşan, Paşayiğit Ortaokulu… Ülkemizin en doğusundan en batısına gidecektim bu kez. Daha önce Adıyaman, Diyarbakır, Urfa ve Gaziantep’i; sonra Erzurum, Kars, Iğdır, Ardahan, Van ve Hakkâri’yi görmüştüm de Trakya bölgemizi dolayısıyla Edirne’yi görmemiştim henüz.

Antalya’nın Akseki ilçesindeki köyüme gidip iki yıldır özlediğim anneciğimin elini öpemeden Keşan’a doğrulttum yolu. Ders yılı başlamıştı çünkü. O yıl yeni açılmış bir köy ortaokulu ve ben ilk öğretmeni…

Beş öğretmenli bir ilkokulu vardı köyün. Onun yanındaki eski muhtarlık binasını verince köylü, tamam deyip kapısının üstüne “Paşayiğit Ortaokulu” levhasını asıvermişler. Yetmez mi?

Daha önce Dicle ve Hasanoğlan Öğretmen Okullarında, sonra Kars’ın Arpaçay Ortaokulunda görev yapmış 27 yaşında genç bir öğretmen... Müdür yok, müdür yardımcısı, kâtip ve hizmetli olmazsa olmasın; ne gam!.. Sıvadım kollarımı hemen. İlkokuldaki meslektaşlarım bir sınıflık öğrenci kaydetmişler. Köyde okulda yatıp kalkıyorum. Köylü imece usulü her öğün bir tepsi yemek gönderiyor. Gel de sevme, gel de saygı duyma bu halka! Utanıyorum ama yük oluyorum diye köylüye. Bir an önce kurtulmak istiyorum; bu durumdan. Uzun uğraş sonu kiraladım bir evi. Ranza, yatak, yorgan, masa, sandalye alıp oturulacak duruma getirdim hemen. Oh be! Çayımı, kahvaltımı kendim yapmaya başladım; köyü kuş bakışı gören iki odalı evimde. Elektrik yoktu köyde. Evde mutfak ve banyo da yoktu; su da... Tuvalet de 20 metre kadar uzakta. Hiçbiri dert değildi benim için. Bu saydıklarım kırk bin köyümüzün kaçında vardı ki, o yıllarda! Bahçesinde bir su kuyusu vardı ama. Daha ne isterim? İşte bu yetip de arttı bana.

Tek sınıflı, tek öğretmenli okulun; Türkçeden matematiğe, İngilizceye; müzikten din dersine, beden eğitimine dek tüm derslerine ben giriyordum. Sıkılmadım hiç. Aksine bu da ayrı bir zevk verdi bana. Öyle ki dile kolay aradan 57 sene geçmiş ve dün gibi hatırımda o günlerim, o öğretmenlik heyecanım...

Hüseyin Erkan-Em. Öğretmen

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR