Kaydet
a- | +A

“Dinamitlerin patlama sesi yeri göğü inlettiğinde, tarlanın tozu toprağı havaya kalktı...”

Hatırama bugün de devam ediyorum... Ama her sabah, Korum Tarlası’na babamla adım attığımda dünyam başka bir yere dönüyordu.

Tarlaya ilk vardığımızda gözüm hep o kayalara ilişirdi… Güneş doğduğunda bile buz gibi sert, geceleri demir gibi soğuk… Babam yanıma gelip balyozu uzattı.

“Hadi Nusret, bakalım kolun bugün ne kadar dayanır!”

Balyozu elime alınca avuçlarım sızladı. Daha önce patlayan, kabaran, kan toplayan o avuçlar… Ama artık alışıktım. Nasırlar kabuk bağlamış, ağrılar yerini dirence bırakmıştı.

“Merak etme babam, bugün bu kayayı teslim alacağız” dedim.

Babam gülümsedi:

“Teslim almak değil oğlum… Toprakla anlaşmak diyeceksin. Zorlasan kırılır, usulca davranırsan sana yol verir.”

Sonra balyoz kalktı, indi… Kalktı, indi… Kayaların sesi Korum’un sessizliğine karışıyordu.

Geçgere ile büyük taşları yerinden söktüğümüzde, iki kişi yüklenip teskereye koyuyorduk. Teskerenin tahtaları omuzlarımıza dayanıyor, taşın ağırlığı içimize işliyordu. Bir keresinde babam teskerenin diğer ucunu tutarken güldü:

“Bak Nusret, seninle teskerenin dili bile değişti. Eskiden bir taş koyunca ‘offf’ derdi, şimdi ‘ohh’ diyor.”

“O dil değişmedi babam” dedim, “biz güçlendik.”

Kayayı kırmak yetmiyordu; dinamit kullanmak gerektiğinde Hüseyin Çavul ustaları çağırıyorduk. Ustaların biri fitili hazırlarken diğeri bağırdı:

“Herkes çekilsin! Ramazan amcamızın taşları bizden korksun biraz!”

Babam kahkaha attı.

“Ramazan’ın keçileri bile bu taşlardan korkmaz, siz merak etmeyin!”

Patlama sesi yeri göğü inlettiğinde, tarlanın tozu toprağı havaya kalktı. Ardından ortaya çıkan taş parçalarına bakıp derin bir nefes aldık. Bir adım daha ilerlemiştik.

Bu çalışmaların tam ortasında bir gün, mart ayının soğuğu kemiklerimize işlerken, evin kapısı çalındı. İçeri Bayramşahlı kader arkadaşlarım girdi: Basri, İsmail, Muzaffer, Nurullah.

Kapıdan içeri buz gibi hava girmişti ama onların yüzü sıcaktı.

“Nusret!” dedi Basri, “3 Mart’ta Ankara’da sınavlar başlıyor. Biz gidiyoruz. Sen de gelsene?”

Ben bakmadan önce babam konuştu:

“Sınav falan yok. Kim çıkarmış bu haberi?”

Basri ısrar etti: “Var muhtar amca, kesin bilgi.”

Babam sertçe:

“Yok dedik! Nusret bir yere gitmiyor.” DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR