“Ne uyuyordum ne uyanık. Acı içinde kıvranıyordum âdeta. O an gaipten bir ses geldi!..”
Hatırama bugün de devam ediyorum... Tüm bu düşünceler elimi telefona götürdü, şu mesajı yazarak eşime gönderdim:
"Allah senden razı olsun, seni seviyorum, inşallah cennet hatunu olursun." Biraz sonra eşimin cevap mesajı geldi: “Bu mesajından dolayı çok duygulandım, Allah razı olsun. Benim en büyük dileğim senin rızanı da alarak cennete gidebilmek..."
Aradan tam 1 yıl sonra 26 Ekim'de eşimi pandemi sürecinde sonsuzluğa uğurladım. Hayretler içerisinde kalmıştım, mesajı attığım tarihin tam da seneyi devriyesinde vefat etmesi gerçekten sıra dışı bir hâldi...
Mesnevî'de geçer: Cenab-ı Allah, Hazreti Musa’ya “Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu. Hazreti Musa “Ya Rabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim” dedi. Bunu üzerine Allahü teâlâ: “Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler veya kendi ağzını temizle, Allah’ın adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir” buyurdu. Eşim de benim duamı o hareketleri ile hak etmişti.
Her ne kadar ayrı insanlar olsak da sanki aynı ortak vücuda sahiptik. O vefat ettiğinde ben de sanki vücudumun yarısını toprağa koydum.
Kolay değildi tabii. Geceleri uyuyamaz oldum. Anamın evinde kaldım birkaç gün. Sonra mecburen eve girmek zorunda kaldım. O anda çok fena oldum, eşimin kıyafetlerini ortalıkta görünce acım çok daha fazla depreşti. Anladım ki ölünün kıyafetlerinin dağıtılması âdeti hiç de boşuna değilmiş. İnsan onları görünce acısı katlanarak artıyor.
Yatağa yattım. Bu kez eşim yoktu. Uyumaya çalışıyordum, dönüp durdum yatakta. Ne uyuyordum ne uyanıktım. Acı içinde kıvranıyordum âdeta. O anda gaipten bir ses geldi. Davudi bir sesti bu: “Bu Allah’ın takdiri, buna razı ol” dedi. Kim dedi, acaba Hızır aleyhisselâm mı bilmiyorum. Ama bu ses sanki hâlâ kulaklarımda yankılanıyor...
Aradan 4 yılı aşkın zaman geçti. Çoğu kere üzüntü gelse de o gaipten duyduğum ses bana güç verir, o an bir ferahlarım.
Netice olarak, hepimizin gideceği yer belli. Ama nasıl gittiğimiz önemli. 26 Ekim 2021’de ona veda ederken mısralar döküldü dudaklarımdan:
“Güz yağmurlarıyla, bir gün göçtün gittin. İnanamadık Gülpembe...” Gerçekten de bir güz yağmuruyla veda ettik.
Ahmet A.

