kalan süre:
--:--:--
Eminevim
Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Eğitimin dümeninde kim var?
0:00 0:00
1x
a- | +A

AK Parti’nin 23 yıldır yaptığı baş döndürücü hizmetleri saymanın imkânı yok. Hele şu zor dönemde deprem bölgesinde ortaya konan başarı gerçekten müthiş. Neredeyse yeni bir ülke ortaya çıkarırcasına bir başarı hikâyesi yazıldı.

Buna karşılık aile politikaları, eğitim ve kültür alanında akılalmaz bir düşüş yaşanıyor! Bunun neticesi olarak hemen her safhada ahlak maalesef diplere indi. Herkes birbirini kandırmanın yollarını arıyor. "Biz köşeyi dönelim de gerisi önemli değil" zihniyeti cemiyetimizi ele geçirmiş durumda. İşin kötü tarafı bu hâlden kurtulacak bir ışık da yanmıyor.

Hemen her meselede dönüyor dolaşıyor "iş eğitimde" diyoruz. Evet toplumun her kesiminde ahlak ve liyakat ışığını ancak eğitimle yakalayabiliriz. Öyleyse ilk önce eğitimi kurtarmak gerekiyor. Yaklaşık bir çeyrek asırlık AK Parti iktidarının en zayıf karnı eğitim oldu. Millî ve dinî değerlerimizi hakkıyla veren bir eğitim modeli olmadıkça sonuca ulaşmak imkânsızdır...

Eğitim ne zaman bozuldu diye sormaya gerek yok. Bu alan Cumhuriyetten beri hep bozuktu. Dinî ve millî değerlere mesafeli ve hatta bazen düşmanca yaklaşım bizi bu noktalara taşıdı. İşin en sıkıntılı kısmı kimse bu bozukluğun farkında değil. Hemen herkes eğitimden şikâyet etmekle birlikte bu şikâyetler işin aslına varan, temeline inen tenkitler değil. Hepsi kabukta dolaşıyor. Dolayısıyla teklif edilen çözümler de sathi oluyor.

Hâlbuki biz oradan memleketimizi ayağa kaldıracak nesiller bekliyoruz. İyi de Millî Eğitim ayakta duracak hâlde değilken memleketi nasıl ayağa kaldırabilir?

Anladığımız kadarıyla Millî Eğitim Bakanlığı’nda inceden Yusuf Tekin’in altını oyan bir klik de var! Klik dediysek azınlık olarak düşünmeyin. Bunlar çoğunluğa hâkim olan bir klik. Bu klik nasıl ortaya çıkmış, kime dayanıyor bilemiyoruz. Bilebildiğimiz şey bu kliğin hem bakana hem hükûmete ciddi zarar verdiğidir. Bakanlığın öğretmen ve idarecilerin eğitimine dair yürüttüğü son proje bu kanaatimizi teyid ediyor. Bakınız bakanlığın resmî sitesinde bu proje nasıl tanıtılıyor:

“Oku-Yorum Öğretmenim Projesi, Anadolu imam hatip liseleri ve imam hatip ortaokullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerin okuma, anlama ve müzakere temelli mesleki gelişimlerini desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir öğretmen gelişim projesidir. Proje; öğretmenlerin alan bilgilerini zenginleştirmeyi, düşünce dünyalarını derinleştirmeyi ve eğitim süreçlerine çok yönlü katkı sunabilecek bir entelektüel donanım kazanmalarını hedeflemektedir…”

Neticede bu iş için tam 352 eser adı verilmişti. Belli ki bu eserlerle öğretmenler ve geleceğin gençlerinin yetiştirilmesi planlanmaktaydı. İyi de bütün bunlarda ne var, öğretmenlerin gelişimi neden kötü olsun diyebilirsiniz. Öyleyse projedeki detaylara bir göz atalım.

İslam'ı ve Peygamberimizi kimlerden öğreneceğiz?

Son derece iyi niyetliymiş gibi görünen iş, aslında bir o derece sıkıntılı. Sıkıntı edebiyat, felsefe, din, sosyoloji, psikoloji ve eğitim gibi alanlarda size tavsiye edilen kitaplardan ve yazarlardan kaynaklanıyor. Öyle ki o konularda din adına yalan yanlış konuşan oryantalist, mezhepsiz ne kadar yazar ve araştırmacı varsa buradaki listeye girmişti. Sosyal medyada bunları açıkladığımda ortaya konulan tepkiler üzerine bir kısmını derhal listeden çıkardılar!

Mesela listeden çıkarılmamış olsaydı çocuklarımızı yetiştirecek öğretmenlerimiz Dinler Tarihini Ali Şeriati’den öğreneceklerdi. Malum Ali Şeriati Eshâb-ı kirâm efendilerimize hakaret ve iftiraları ile meşhur olmuştu. Gerçi şimdi de “Medeniyet ve Modernizm”i Şeriati’den öğrenecekler. Yani Ali Şeriati başka bir kitabıyla tekrar listede. Yine öğretmenlerimiz İmam-ı Gazali hazretlerini Eric Ormsby’den, Tanrının Âyetlerinin Çözümlenmesini Annemarie Schimmel’den, Kur’ân’da Dinî ve Ahlaki Kavramları Toshihiko İzutsu’dan okuyacaklardı. Neyse ki uyarımız üzerine bunlar listeden çıkarıldı...

Kalan oryantalistler ise az değil. Yahudiler tarafından altın madalya ile ödüllendirilen Johannes Pedersen artık gençlerimizi aydınlatacak! İnsanın anlam arayışını Yahudi Emil Frankl’da bulacağız. İslam ve ezelî hikmet konusunda öğretmenlerimizi Katolik kökenli Frithjof Schuon aydınlatacak!

Yine İslamı düşünmeyi Oryantalist Griffel’den, İslami açıdan cinsellik eğitimini Rassoel’den, Eğitim’i Bauman ve Casevit’ten, İdeal öğretmeni Petrov'dan, Peygamber efendimizi Wadah Khanfar, Martin Lings ve Hamidullah’tan, Erdemli insanı İbn Hazm’dan öğreneceğiz!..

Genç Müslümana modern dünya rehberini ise Hüseyin Nasr sunacak. Eski İran motiflerini, Zerdüştlük sembolizmini, Hint metafiziğini ve Antik Yunan felsefesini İslam’ın tamamlayıcı unsurları gibi sunan Seyyid Hüseyin Nasr’ın öğretmenlerimizi taşıyacağı menzilin neresi olacağı aşikârdır.

İrade terbiyesini Emile Durheim’in vârisi Jules Payot’tan, insanı tanıma sanatını ise Yahudi Avusturyalı Psikiyatrist Alfred Adler’den alacağız. Bunların bizi nerelere götüreceği de elbette bellidir.

Gençlerimizi eğitecek hocaları bunların eserleri ile donatacak isek bizim üniversitelerin kapılarına kilit vurmak gerekir. Şu konularda yüzlerce kitap tavsiye edebilirim. Gençlerimizi Yahudi âlimlerin düşünceleri ile yetiştirme kararını verdilerse ne diyebilirim?!.

Bunlar yabancı oryantalistler. Ya bizim müsteşrikler! Onlar da elbette es geçilmedi. Şayet kitap okutulacaksa özellikle “Ankara Okulu” denilen Ehl-i Sünnet akidesine zıt fikirleri ile İslam inanç dünyamızı altüst eden yazarların kitapları sunulmalıydı(!) Nitekim bunlar listede ziyadesiyle verilmişler.

Diyanet camiasında ne kadar bozuk varsa listeye dâhil edilmiş. Öyle ki “aklıma uymazsa âyeti bile reddederim” diyen Halis Aydemir bile listede... Görünen o ki aklını vahyin önüne koyan Aydemir, ölümcül zehrini Millî Eğitim Bakanlığımızın tensipleriyle artık öğretmenlerimize de kusacak!..

Kimler yok ki… Enbiya Yıldırım, Mehmet Görmez, Bünyamin Erul, Mehmet Emin Özafşar, Yusuf el-Karadavi, Süleyman Uludağ, Metin Özdemir, Şaban Ali Düzgün, Bekir Karlığa, Caner Taslaman ve Huriye Tevfik hepsi sıralanmışlar...

Tekin bu tuzağı bozmalı!

Bunların kitaplarını okuyan öğretmenlerimiz çocuklarımızı yalnız ve ancak zehirler! Başka bir netice beklemek muhaldir. Diyelim ki Enbiya Yıldırım’ı okudular. Öğretmenlerimizin Enbiya Yıldırım’dan zehirden başka alacakları bir şey yok. Yıldırım, “Günümüz insanının kevni âyetleri anlarkenki kavram dünyasının Hazreti Muhammed’den daha kapsamlı olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir” diyerek sapkınlıkta çağ atlamıştı.

Hadis inkârcısı Bünyamin Erul mu öğretmenlerimizin ufkunu açacak? Bakın ne diyor: “Şimdi en sahihlerini, diyelim ki Buhari’yi ele alalım. Dört bin tane hadis var. Bu dört bin hadise birtakım araştırmacılar, ilim adamları bazılarına çeşitli gerekçelerle itiraz da edebilir. Bu hadisleri değerlendirebilir, eleştirebilir, amel etmeyebilir.” Buhari’ye bunu söyleyen hiçbir hadis-i şerifi tanımaz. Gerçi onun bu sözlerine şaşırmamak lazım zira kendisi yerli oryantalisttir.

Mason Abduh’u öven, Reşid Rıza ve İbni Teymiyye’ye toz kondurmayan, fıkha savaş açan Karadavi bakın neler zırvalıyor:

“Kur’ân ve sünnet aslında bu dini kolaylaştırdığı hâlde fıkıh zorlaştırmıştır. Fuzûli, gereksiz birtakım hassasiyetlerle birtakım yükler getirmiştir. Şimdi bu yükleri atıp bu fıkhı, bu dini kolaylaştırmamız lazım.” Kolaylaştırmak dediği şeyin Şanlı Peygamberimizin buyurdukları “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın” hadis-i şerifleri ile bir alakası yok. Buradaki kolaylaştırmak dinî hükümleri topluca reddetmekten ibaretti. Aslında o FETÖ’nün farklı bir versiyonuydu. Birçok konuda FETÖ’yle aynı düşünüyordu. Üniversiteye alınmayan başörtülü öğrencilerin başlarını açabileceğine dair güya "fetva" vermesi bunun bir misalidir.

FETÖ’ye ihtiram dolu mektuplar yazan, fötr şapkalı felsefeci Taha Abdurrahman’ı İslam âlimi diye Türkiye’de pazarlamaya çalışan, Diyanet’te mezhepsizliği hâkim kılan Mehmet Görmez, eğitim kadromuzu sadece daha da bozabilir.

Şaban Ali Düzgün, Özafşar ve Taslaman’ın ve daha buraya isimlerini yazamadıklarımın gençlerimizi ifsat eden fikirlerini kaleme almak benim onlarca köşe yazıma mal olur. Bu kadar şuursuzluk hiç hayra alamet değil.

Sayın Bakanımız Yusuf Tekin hem kendisine hem memlekete kurulan bu tuzağı bozmalıdır! Bu yeni iş bir uyanmaya vesile olursa neticesi hayır olur. Yoksa "gençlerimiz neden deist oluyor!" der dururuz...

Bu seçimi elbette Yusuf Tekin yapmadı. Şu hâlde Sayın Tekin’in Millî Eğitim Bakanlığı'nda bu listeyi hazırlayan birim başkanına gerekeni yapması icap ediyor. Böyle bir adım memlekete CHP'lilerle ağız dalaşı yapmaktan çok daha fazla fayda sağlar. Yoksa Yusuf Tekin Bey’i CHP ile dalaştırmak geride diledikleri gibi at oynatmak isteyenlerin bir projesi midir? Zira CHP iktidara gelse yapacağı işler şu anda Millî Eğitimde yapılıyor.

Türkiye’mizin Gülben Ergen’in aile filmine de yerli ve yabancı oryantalistlerin zehir kusan kitaplarına da ihtiyacı yok!

TEFEKKÜR

Terk edip hâb-ı gafleti

Edelim Hakk’a tâati

Kulun makbuldür hâceti

Şehr-i Sıyam günlerinde

Ahmet Şimşirgil'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR