Kaydet
a- | +A

“Nehir boyunca yeşilin onlarca tonu ile süslenmiş ağaçlar ve meyveler görürsünüz.”

"Arda" sevilen, güzel bir isim. Hem nehir hem insan adı olduğu gibi bazı ticari firmalarımızın da tabelalarını süslemektedir.

Arda'nın gönlümüzdeki yeri sıcacık; suları serindir. Arda Nehri, dünyanın öbür ucunda değil. Edirne'ye, Karaağaç semtine gidelim. Pazarkule Sınır Kapısı'nın yakınlarında topraklarımıza girdiğini görürüz. Karşısı Yunanistan, sonra Bulgaristan.

Buyurun, sınırı geçelim. Bulgaristan'da Arda Nehri'ni takip edelim. Arda Vadisi; 240 km kadar devam ediyor.

Kalabalıktan, gürültüden, şamatadan uzak; sakin bir yer arayanlar için bu vadi, eşsiz güzellikler sunuyor. Her taraf orman. Vadideki kanyonlar, çukurlar insanı şaşırtıyor. Yer yer beyaz köpüklü şelalecikler oluşturan nehir, yorgun ruhları dinlendirip canlandırıyor. Nehir boyunca yeşilin onlarca tonu ile süslenmiş ağaçlar ve değişik meyveler görürsünüz. Tabii, kırmızı erikleri de.

Yaklaşık 235 km yürüyünce, aynı adı taşıyan köye ulaşırsınız: Arda köyü. Eğer bir saat kadar daha yürürseniz, Arda Nehri'nin kaynağına varırsınız. Asırlık bir meşe ağacının dibinden, âdeta köklerinden, suyun nasıl kaynadığını hayranlıkla seyredersiniz.

Bulgaristan turizm şirketleri, insanları Arda Vadisi'ni ziyarete davet ediyorlar. Arda köyünü arkamıza alalım. Güneye doğru bakarsak, Yunanistan sınırını görürüz. Sınırın öbür yakasında, Yunanistan topraklarında Leştan, Şubilo, Lıco (Ilıca), Halıköy, Düşütdere, Bukova, Tomal köyleri var. Bunlar ve civardaki diğerleri eski Türk köyleridir.

Kuzeydeki Rodop Dağları'nın eteklerinden güneye doğru indiğimizde doğudan batıya doğru Gümülcine, İskeçe, Drama ve Serez'i içine alan coğrafya parçasında, Osmanlıdan önce de Türkler vardı.

Arda, Leştan, Lıco, Düşütdere, Halıköy, Şubilo köyleri Drama yakınlarında yer alıyordu. Sık bir ormanlık alanda yaşayan bu Türkler, kendi aralarında haşır neşir olurlardı. Dünya ile bağlantıları yok gibiydi.

Başlıca geçim kaynağı hayvancılıktı. Koyun ve keçi bakarlardı.

Ekime elverişli arazi pek azdı. En çok çavdar, mısır ve patates ekerlerdi. Biraz da fasulye ekilirdi. Buğday pek ekmezlerdi. Ayçiçeği bilinmiyordu. Çavdarın tanelerini ayırmak için demet hâline getirdikten sonra, elde döverlerdi. Çavdarın sapı sert, uzun, düzgün ve dayanıklı olup ağıl (kışla), samanlık; hatta gerektiğinde evleri örtmede kullanılırdı. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.