"Baba çok üşüyorum..."

A -
A +
“Onun da beş yaşında bir kız çocuğu varmış. Depreme gece uykularında yakalanmışlar...”   Deprem bölgesine ait hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Bana emanet bir araç ayarlayabileceklerini söylediler. Ona da gönlüm razı olmuyordu. Tam bu esnada telefonum çaldı. Arayan asker oğlumdu. Kısaca hâl hatırdan sonra durumu anlattım ve oğlum, Allah ondan da razı olsun şöyle dedi: “Baba sen hayırlı bir iş için yola çıkıyorsun araba mal mülk nedir ki? Bak insanlar öyle bir sabaha uyandılar ki ayaklarına giymek için bir çift çorap bulamadılar...” Gurur duymuştum evladımla. Hemen aradım arkadaşları. Durumu anlattım. Sahurdan sonra yola revan oldum. İstikamet Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesiydi. Akşamüzeri ilçenin girişinde yakıt için bir benzin istasyonuna girdim. Görevlisi otuz yaşlarında bir gençti. Yüzündeki acı hâlâ gözümün önünde. Yakıt için aracın plakasını yazarken hangi ile ait olduğunu sordu. Amasya olduğunu söyledim. “Oradan mı geliyorsun” dedi “evet” dedim. “Ne için” dedi. Ben de çocuk oyunları yaptığımı buradaki çocuklar için geldiğimi söyledim. Bir ücret talep etmediğimi yakıt paramı söz konusu derneğin karşıladığını ve ramazan süresince burada kalacağımı söyledim. Çok sevindi. “Demek onca yolu hiçbir ücret talep etmeden özel arabanla bizim çocuklarımız gülsün diye geldin öyle mi? Abi sizin hakkınız ödenmez” deyip elime sarılacak oldu. Sonra öğrendim ki beş yaşında bir kız çocuğu varmış. Depreme gece uykularında yakalanmışlar: “Abi o geceyi sana anlatamam. Kızımı kucağıma alıp dışarı çıktığımda kar yağıyordu. Hava öyle soğuktu ki kızım ‘baba çok üşüyorum’ dediğinde kucağımdaki kızımın ayaklarını tuttum. Çünkü yavrumun ayağında çorap yoktu evimizden hiçbir şey kurtaramadık.” Allah’ım şu an yazarken bile gözlerim doluyor. Aynı cümleyi bir gece önce evladımdan duymuştum. Boynuna sarıldım: “İşte” dedim, “bu araba benim oğlumun. O da dün bana senin kurduğun bu cümleyi kurdu...” Gözlerimizden yaşlar akıyordu: “Kızımın sizi izlemesini çok isterdim” dedi. “Ben de isterim hatta çok sevinirim” dedim. “Hanımla köydeler kızım şu an burada değil” dedi. Vedalaşırken bir benzin istasyonundan değil de yıllardır görmediğim kardeşimi bulmuş gibi bir sevinç ve ona yine veda etmek zorunda kalıyormuşum gibi buruk bir hüzünle ayrıldım oradan. Saygı sevgi ve rahmetle...      Abdullah Emir Tekin-Amasya
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.