"Gözünü sevem laborghinim!"

A -
A +

“Fişi prize takıp düğmeye basınca robot bir anda çalışmaya başladı.”

 

 

 

Burdur’un kenar mahallelerinden birinde, adı gibi "kokulu" bir sokakta, temizlik robotu tanıtımı için bir aileye misafir olduk. Sokak adını, hayvancılıkla geçinen, yazın gübre, kışın saman kokan evlerinden almıştı. Betonun yerini toprak, klimanın yerini, ağaçların arasında serin yel almıştı burada. Ya da henüz betona veya klimaya teslim olmamış doğal yerlerden bir yerdi... O gün yanımda İzmit’ten kuzenim misafir gelmişti, o da vardı. “Tanıtım işi” dedik, o da "göreyim" deyip benimle geldi. Tanıştık, aile ile çok hoş bir ambiyans oluştu. Ev sahibi ilk kez böyle bir cihaz görüyordu. Tanıtıma çay ikramından sonra başladık. Biz de robotu koliden çıkardıkça gözleri büyüdü heyecanlandı... Ev sahibi “Eleh! Robot bu mu şimdi? Kolları bacakları diğer kolide mi?” deyince kahkaha atmamak için kendimizi zor tutarak gülümsedik. “Yok” dedim, “bu sizin kollarınızı kullanıyor.”

 

Tam fişini çıkaracağım sırada, robotun gövdesinde gizli makarada sarılı kabloyu biraz sert çekmişim. Ev sahibi hemen atıldı: “Çalışmadı” dedi.

 

“Dur hele bana ver bakayım. Bu işler bizim işimiz... Gözünü sevem Lamborghinim... Burdur Gölü’nden az mı sulama yaptık biz!” Eline tükürüp kabloya asıldı. Ayağını cihazın üstüne koydu. Kabloyu bismillah deyip hızlıca çekti. Yine "çalışmadı" dedi. Bir yandan da homurdanıyor: “Jiklesi nerede bunun? Vitesli mi bu?”

 

Gülmemek elde değildi. “Dur” dedim “bak yeni teknoloji bu...” Sonra fişi prize takıp düğmeye basınca robot bir anda çalışmaya başladı. Adamın gözleri ışıldadı.

 

Tanıtıma devam ettik. Su haznesinde dönen sular, adamın gözünde âdeta uzay teknolojisiydi.

 

“Kaç para bu?” dedi. Fiyatını söyledim. Durdu, düşündü: “Ule bi inek parası bu.”

 

Tanıtımın ilerleyen safhasında almaya karar verdi. Sonra elini uzattı: “Tut elimi bakem bi...”

 

Elimi tuttu, pazarlık başladı. Sanki pazarlık değil de bayramda kurbanlık alıyoruz. Sonunda anlaştık. Hızlıca elimi sallayıp bıraktı. "Tamam" anlamına geliyordu bu. Sonra oturduğu minderin altına uzandı, kocaman bir tomar para çıkardı. “Al buradan ne kadarsa” dedi. “Gerisini de canın sağ olsun.”

 

 “Hanım hadi bize birer gayfe yap gari” dedi.

 

O gün, Burdur’un kokulu sokağında, belki hâlâ inekle parasına alınan robotlar, bir gün "akıllı" evlerin habercisi olur. Ama o günün en unutulmaz cümlesi, hâlâ kulağımda: “Gözünü sevem Lamborghinim!”

 

     Onur Ercan

 

 

 

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.