Kaydet
a- | +A

“En son hatırladığım yatsı ezanları okunmaya başladı biz hâlâ mangalı yakamadık.”

Bayramdan önce mangalımızı aldık kömür ve çalı çırpı hazırladık sözde bacanakla başına geçip mangal sefası yapacağız ete doyacağız... Çoluk çocuk ellerinde ekmek lavaş bizi bekliyorlar ki et yiyeler.

Öğle namazından sonra biz mangalı hazırlamaya başladık yakmak için, kömürü çalı çırpıyı yelliyoruz... Saatler geçti herkes acıktı kenardan köşeden domates soğan ekmek atıştırıyorlar, fazla da yemiyorlar ki karınları doymasın ete yer kalsın.

En son hatırladığım yatsı ezanları okunmaya başladı biz hâlâ mangalı yakamadık... Herkes homurdanmaya başladı. Belki on beş kişi varız. Hanımlar bir yandan çocuklar bir yandan söyleniyor, “siz hiç mi mangal yakmadınız?” diye.

“Evet” dedik hayatımızda hiç mangalla işimiz olmadı, hep hazıra konduk; iş başa düşünce yiğitlik yaptık, yakarız sandık ne bilelim mangalın da kendince yolu yöntemi varmış; altı açılacakmış üstü harlanacakmış önce alevler iyice kızıp sönmeye başlayacakmış falan...

Neredeyse gece yarısı oldu yarım yamalak yaktığımız mangalla az pişmiş az pişmemiş etleri mecburen yemeğe başladık...

Herhâlde bundan sonra bizi adam yerine koymadan mangal yapan birilerini bulup ziyan etmeden açlık çekmeden karınlarını doyuracak bir yöntem bulurlar... Yoksa "açlık sofuluğu bozdurur" derler biz daha çok mangal yakamayız...

Ya semavere ne demeli? Mangal yakamayınca yıllar önce bir de semaveri nasıl yakamadığımı hatırladım onu da yazayım...

Erzurum'dan Sobacılar Çarşısı’ndan odunlu semaver almıştım. Nazilli’de “kırk yılın başı pikniğe gidersek yakarım” diye düşünmüştüm. Aylarca depoda kalan semavere iş düştü, “sırf semaverde çay demleyelim” diyerek arkadaşlar ile mesire alanına gitmiştik... Ben ne anlarım o zamanlar semaverden, fişi takıyoruz suyu kaynatıyoruz çayımızı demliyoruz.

Her kafadan bir ses çıktı. Çalı çırpı toplayıp semaveri yaktık biraz ısınınca kenarlarına suyu koyduk iki üç dakika geçti geçmedi tüm semaverin kenarlarından su sızmaya başladı. Ben söylenmeye başladım “ta Erzurum’dan taşıdım delik semaveri satmışlar” diyerek kızıyorum. Meğer biz önce suyu katıp semaveri sonra yakacakmışız tam tersini yapınca ısıyla buluşan lehimler kaynak yerlerinden atıp suları taşırmaya başlamış. Artık boş pet şişesine su koyup suyumuzu kaynatıp çayımızı öyle içebildik...

Masum Hattatoğlu-Nazilli

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...