Hazreti Âişe: "Ben, Resûlullahın küçük dili görünecek bir şekilde güldüğünü hiç görmedim."
Hârûn Mervezî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Türkistan’da Merv şehrinde doğdu. 231 (m. 845) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim ve Sünen-i Ebû Dâvûd’da yazılıdır. Bu hadîs-i şeriflerden bazıları şunlardır:
“Allah indinde en kıymetli ve makbul yerler, bir beldenin mescidleridir. En kötü ve sevimsiz yerler de, o beldenin çarşılarıdır.”
“Bir kimse, Kur’ân-ı kerîmin bir hızbini (beş sahifesini) yahut onun bir cüzünü okumadan uyur da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, kendisine onu gece okumuş gibi sevap yazılır.”
Hazreti Âişe “radıyallahü teâlâ anhâ”, Peygamberimizden “sallallahü aleyhi ve selem” şöyle bildiriyor:
(Ben, Resûlullahın kahkaha ile, küçük dili görünecek bir şekilde güldüğünü hiç görmedim. O, yalnız tebessüm ederdi. Bir bulut veya rüzgâr görünce, bu yüzünden belli olurdu. Kendisine: “Yâ Resûlallah! Bakıyorum, herkes bulutu gördüğü vakit, onda yağmur vardır, ümidi ile ferahlanıyor. Hâlbuki sen görünce, mübârek yüzünüzde hoşnutsuzluk okuyorum” dedim. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz “Ey Âişe! Bunda bir azap bulunmadığına bana kim teminat verebilir? Hakîkaten bir kavim rüzgârla azap olunmuştur. Gerçekten bir kavim azâbı görmüş de: “Bu gördüğünüz bize yağmur yağdıracak bir buluttur” demişlerdi.)
Hazreti Ömer de “radıyallahü teâlâ anh” şöyle anlatıyor: “Resûlullah Efendimiz, bazen bana beyt-ül-maldan (devlet hazinesinden) bir şeyler verir, ben de: 'Yâ Resûlallah! Bunu, benden daha fakirine ver!' derdim. Hattâ bir defa bana, bir mal verdi de 'Onu, benden fakir birine ver!' dedim. Bunun üzerine Resûlullah 'Sen bunu al! Bu kabilden göz dikmediğin ve istemediğin hâlde sana gelen malı da al! Böyle olmayan bir malı ise, canın çekmesin' buyurdular.”
“Şehidler ile yatakları üzerinde vefat edenler, vebadan ölenler için, Allahü teâlânın huzûrunda münâzara ederler. Şehidler derler ki: (Vebadan ölen kardeşlerimiz de bizim gibi öldürüldüler. Onlar da bizim gibidirler.) Yatakları üzerinde vefat edenler ise, derler ki: (Onlar da bizim gibi yatakları üzerinde vefat ettiler. Onun için onlar da bizdendir.) Allahü teâlâ iki grup arasında hükmeder ve şöyle buyurur:
(Şu vebadan vefat edenlerin yaralarına bakınız, eğer şehidlerin yaralarına benzerlerse şehidlerden sayılırlar.) Vebadan vefat edenlerin yaralarına bakıldığında aynen şehidlerin yaralarına benzediğini görürler ve onlardan sayılırlar.”

