Kaydet
|

Evet, balıkçıdayız bugün.
Fakat burası bir balıkçıdan çok, SSK hastanesi kadar hareketli.
İki kasada iki kız.
Balık tezgâhları tarafında, müşterilere seçimlerinde yardımcı olan ve seçilen balıkları sepetlere koyup temizleme bölümüne götüren üç erkek… Temizleme ve kesme bölümünde iki erkek, iki kız…
“102 numara, paketiniz hazır” diye teslimat yapan bir kız.
Patron hariç, toplam on kişi.

***

Kahramanımızın ismi Bilgin.
Bingöllü.
Patronun manevi evladı gibi. Çünkü Ender abi, asker arkadaşının Karlıova’ya bağlı bir köyden gönderdiği bu delikanlıyı işe aldığında, onun tertemiz bir Anadolu çocuğu olduğunu görmüş, bu yetimin manevi babası olmuştu.
Hatta zaman içinde delikanlının annesini ve kız kardeşini de İstanbul’a getirtip ev tutmuş, Bilgin’i askere göndermiş, bu sürede ailesinin ağabeyi ve koruyucusu olmuştu.
Bilgin askerden döndüğünde de kaldıkları yerden devam etmişlerdi.
Bilgin, Ender ağabeyi baba gibi sever, sözünden, gözünden, dizinden ayrılmazdı.

Balıkçı
Başlık ResmiBalıkçı

***

Kasa görevlisi kızlara dönelim.
Biri patron Ender ağabeyin kızı Duygu, öteki yeğeni Simge.
Lafı dolandırmayacağım.
On dört yıldır bu balıkçıda çalışan Bilgin, patronun yeğeni Simge’nin işe başladığı altı ay önce, onu ilk gördüğünde abayı yakmıştı.
Çocuk, içine sığmayan bu ateşi geçen perşembe günü annesi ile paylaştığında:
- Ender ağabey ile konuş oğlum. Açıkça söyle. Suç değil, ayıp değil, kusur değil. Evlenmek istiyorum de, demişti kadın.

***

Bilgin bu dolduruşla ertesi gün, dükkânda, sağ duvar dibinden tavan arasına çıkan demirden merdivenleri heyecanla tırmandı ve patronun oda kapısını tıklattı:
- Müsait misiniz abi?
- Gel oğlum gel, dedi Ender abi. Hayırdır, bu ne ürkeklik, bu ne ciddiyet?
- Abi çok önemli bir konu için gelmiştim. Hayat meselesi. Ama sizi üzmekten de korkuyorum.
- Otur şöyle bakayım. Niye üzecekmişsin beni?
Bilgin çivi uçlarına oturur gibi koltuğa emaneten ilişti ve yüzünde mahcup bir tebessümle:
- Çünkü sizin aileniz, kıymetliniz biriyle ilgili… dedi.
Patron işin içinde bir gönül meselesi olduğunu sezmişti. Ama tam o sırada odaya bir mahallî gazeteci girince çocuğa döndü:
- Madem konu önemli, sen akşam bize yemeğe gel. Tamam mı?
Bilgin:
- Peki abi, deyip çıktı.

***

Ender patron, hanımların katılmadığı ve Bilgin’le birlikte yedikleri yemek sonrası, Şampiyonlar Ligi maçına gitmek için ayaklandı. Statta locası vardı.
Sağ elini havada salladı, “Gel oğlum” dedi Bilgin’e.
Patron apartman kapısı önünde delikanlının omzuna elini attı ve şöyle dedi:
- Bunca zaman yanımdasın Bilgin. Seni gayet iyi tanıyorum. Kalender bir delikanlısın. Sana güveniyorum. Bu güvenimi boşa çıkarmayacağından eminim. Sen gelmeden kızımla konuştum. O da dünden hazırmış maşallah. Kızımı sana veriyorum. Duygu, duygulu ve hassas bir çocuk. Onu incitme tamam mı?
Patron uzaktan açtığı arabasına yürürken, Bilgin kapı önünde dondu kaldı.
“Abi ben yeğenin Simge’yi seviyorum” diyemedi, diyemeyecekti.

Sadık Söztutan'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.