Kaydet
|

2 Kasım 1917’de neşredilen Balfour Beyannâmesi’nin ardından emperyalist İngiliz Kuvvetleri, yandaşlarıyla birlikte 9 Kasım 1918’de Çanakkale’yi, 13 Kasım 1918’de İstanbul’u, 11 Aralık 1917’de Filistin’i işgal etti…

Siyonist ve Evanjelist işgal neticesi, Filistinliler, asırlardır var oldukları Filistin’de vatan bütünlüğünü, nüfus ekseriyetini, asırlara dayalı kültür mirasını ve hükümranlık haklarını büyük ölçüde yitirdiler…

1917’de Filistin topraklarının sadece yüzde 1 buçuğu Yahudilere ait idi. BM, 1947 yılında büyük bir adaletsizliğe imza atarak Filistin topraklarının yüzde 56’sını İsrail’e bağışladı… Mes’elenin bir başka tarafı daha var; Filistin arazisinin tapusu, Abdülhamid-i sâni’nindir. Bu itibarla BM yaptığı tasarrufla şahsın hukukunu, özel mülkiyet hakkını ihlâl etmiştir...

1947-48’de Siyonist ve Haçlı sömürgeciler aynı zalim safta Araplara karşı savaşıyorlardı. İsrail’in kurulmasıyla nihâyet bulan "Nakba" adlı bu Büyük Felaket’te Osmanlı himâyesinden mahrum kalmış Filistin halkı, vatanlarının yüzde 78’ini kaybettiler. 531 Filistin köy ve kasabası ortadan kaldırıldı.

“1967 Altı Gün Savaşı”nda Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nin de işgal edilmesi üzerine tarihî Filistin coğrafyasının yüzde 100’ü fiilen Siyonist ceberutluğunun eline düştü!

Bu hakikate rağmen "iki devletli çözüm" için teklifte bulunan muhtelif devlet yöneticileri, nedendir bilinmez barış için İsrail’in 1967 hudutlarına çekilmesini şart koşmaktalar. Bu teklifinin esaslı şekilde gözden geçirilmesi gerekir. İsrail, 1967’de Filistin ve Suriye’den topraklar gasp ve Golan’ı işgal etmiştir. Dikkat kesilmeli ki böyle bir teklifle bütün bu işgallere meşruiyet kazandırılmış olmaktadır.

Doğrusu şudur:

İsrail, 1948’de kurulurken; BM, kendisine hangi hudutları çizdiyse “İki devletli çözüm”de o çizgiye dönmelidir. Bu, olmazsa olmaz bir ilke sayılmalıdır. Diğeri İsrail’e yaramakta, adalet, tepetaklak olmaktadır…

Geldiğimiz takvimde İsrail, Arz-ı Mev’ud ideolojisi icâbı, Filistin toprakları üzerinde sistemli ve ısrarlı bir ilhak ve Yahudileştirme politikası güdüyor. 550’den çok gayrimeşru meskûn mahal ve askerî üsse 800 bine yakın Yahudi zorba yerleştirilmiştir. Bu işgalcilere silah kullanma serbestliği tanınmış bulunuyor. Gözüne kestirdikleri konutun kapısına dayanarak buranın sahiplerini vurup-kırarak dışarı atıp kendileri yerleşmekteler. Filistin, bugün Utanç Duvarları ve Yahudi kontrol noktalarıyla paramparça edilmiş olarak bir büyük açık hava hapishanesi hâline getirilmiştir.

Dediklerimizin üzerinden bir daha geçersek bu dramı şöylece tekrarlamak mümkündür:

1917-1948 arasındaki İngiliz idaresi döneminde 20 binden fazla Filistinli şehîd düştü. 531 Filistin yerleşim birimi haritadan silindi.

1948-1967 arasında 20 bin civarında şehîd verildi. Hudut bölgelerinde bulunan çok sayıda köy tamamen yıkıldı, yerleşim sahaları tahrip edildi.

1967-6 Ekim 2023 arasında yaşanan Arap-İsrail savaşı, muhtelif intifadalar ile Gazze Kuşatmasında 100 bin civarında şehid düştü. Batı Şeria’da binlerce Filistinlinin meskeni, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıldı. 2008, 2012, 2014, ve 2021’deki İsrail saldırılarında sayıları, on binleri bulan konut tahrip edildi. Keza 7 Ekim 2023 ve 10 Ekim 2023 arasında İsrail’in yaptığı 72 saatlik yoğun bombardımanda bin civarında Filistinli sivil şehîd oldu, binlerce ev hasara uğradı.

Biraz daha tafsilata girersek manzara şudur:

7 Ekim 2016-7 Ekim 2023 arasındaki 7 yıllık sürede 4 bin 500 kadar Filistinli şehîd düşmüştür. BM ve AB kayıtlarına göre bu rakamın 950’si çocuk, 340’ı kadın, 180’i yaşlı sivildir.

Bu dönemde 110 bini aşkın sivil yaralandı. Bunlardan bin 200 sivil uzuv kaybına ve kalıcı sakatlığa uğramış bulunuyor. Mağdurların çoğu çocuktur. Yine bu dönemde gerek çatışmalarda ve gerekse ruhsat yokluğu iddiasıyla Filistinlilerin 7 bine yakın binası yıkılmıştır. Binaların 5 bine yakını meskendir.

Söz konusu 7 yıllık dönemde Filistin’in mâruz kaldığı maddî kayıp 1,8 milyar dolar dolayındadır.

Aynı 7 yıllık dönemde İsrail’in insan kaybı ise 200 kişiden biraz fazladır…

7 Ekim 2023’te başlayıp 3 yılı arkada bıraktığımız mevcut Soykırım Dönemindeyse Siyonistlerle onların destekçisi Evanjelistler tarafından desteklenen Gazze Kasabı Netanyahu Hükûmeti eliyle Filistin, binlerce yıllık tarihindeki en büyük insan kaybı ve altyapı yıkımına mâruz bırakılmıştır.

BM hesaplarına göre son 3 senede Gazze ve Batı Şeria’daki insan kaybı, 75 bin 100’dür. Bunun gerçeği 100 bindir. Zira enkaz altlarına henüz ulaşılamamıştır. 8 yılda ulaşılabileceği ifade ediliyor...

Yukarıda naklettiğimiz resmî sayının, 27 bini yâni yüzde 40’ı çocuk, 18 bin 500’den fazlası kadın ve 4 bini yaşlıdır.

Bu sivil şehîdlerden başka 191 binden fazla yaralı ve sakat var. Yaralı ve sakatlara tıbbî yetersizlik sebebiyle zamanında müdahale yapılamamaktadır…

En azından Türkçede şöyle konuşulamaz:

-Üç tane adam veya üç tane kişi! Böyle denemez. Üç kişi veya üç insan yahut üç adam denir.

Çünkü insan, aritmetik mevzuu değildir. Keyfiyettir. İnsan, canlı varlıktır. Ruhu, kalbi, kanı ve duyguları vardır. Kemiyetle değil, keyfiyetle izah ve ifade edilir. Ayrıca insan, kendinden ibaret değildir. Ailesi, eşi, çocukları vardır. Çekilen acılar, bir kişide başlayıp bitmez. Dört beş kere çoğaltmak ve etkisini yıllara yaymak gerekir…

Ne yazık ki Türkiye içeride ve dışarıda ciddî bir hamleye giriştiğinde ortaya serilen türlü acayiplikler yüzünden hedef şaşırtılmakta, yol unutturulmaktadır…

Bu defa da Fon Yolsuzlukları yüzünden Belediyelerdeki rüşvetler, Ahbap Derneği’nin yaptıkları ve daha birçok cezalık olay, nisyana uğradı, unutuldu. Çok daha fenası, en kötüsü ise Gazze, dile gelmez oldu.

7 Ekim 2023 Akşamı TV 24 Ekranında sıcağı sıcağına ve daha evvel ve daha sonra da defalarca söylediğimiz gibi "Ankara’nın güvenliği, Gazze’den geçer!"

Filistin’deki şüheda bizim şehîdlerimiz, yaralılar bizim yaralılarımız, çocuklar, bizim çocuklarımız, diğerleri bizim kardeşlerimizdir…

Bu noktada Mekke İttifakı Teşkilatı’na şu büyük iş düşmektedir: Filistin; evet, BM’de tam üye değil, fakat Gözlemci Üyedir. 153 BM âzâsı tarafından devlet olarak tanınmaktadır. Öyle ise Filistin, MİT-Mekke İttifakı Teşkilatı’na dâhil edilebilir, edilmelidir. Ayrıca devlet olma hasebiyle Filistin, Türkiye veya başka devletleri yardıma çağırma hakkına da sahiptir...

Filistin 1917’den bu yana zehir içiyor.

Kan kusuyor.

Dünya ise seyrediyor.

Bu dünyanın ciddî bir kısmı, 3 yıldan bu yana yalanlardan sıyrılarak insanlığını, merhameti ve vicdanı hatırlar oldu.

Ankara’ya çok iş düşüyor ama Ankara’nın dikkatleri doymak bilmez muhterisler tarafından dağıtılmakta.

Çâre:

Adaletin tâvizsiz şekilde devrede olmasıdır…

Rahim Er'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.