"Sâlihlerle berâber olup, onlarla sohbet ediniz. Onlar, dünyâ hazîneleridir."
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
Bir gün kendisine bir kimse gelip, "Yâ Câfer! İnsanlar bir ihtiyaçları için sana mürâcaat ettikleri zaman, beni hatırla! Beni vesîle ederek Allahü teâlâya duâ et. Allahü teâlânın izni ile onların ihtiyaçları görülür" dedi ve kayboldu. Bu kimsenin kim olduğunu anlayamadı. Ama ondan sonra, kendisine gelen ihtiyaç sâhipleri için, o zâtın hürmetine Allahü teâlâyâ duâ etti. Allahü teâlânın izni ile her müşkül halloldu.
Câfer-i Huldî kendisine sorulan suâllere, velîlere has bir üslûp ile, çok güzel cevap veren, derecesi yüksek bir zât, iyilikler ve fazîletler kaynağı idi. Hocası hazret-i Cüneyd-i Bağdâdî'nin şu sözünü tekrâr ederdi: "Bir kimse, yaptığı ibâdetlerini ihlâs ile yaparsa, Allahü teâlâ o kimseye, boş hâllerden, lüzumsuz heveslerden halâs olmak, kurtulmak nîmetini, râhatını ihsân eder."
Câfer-i Huldî hazretleri buyurdu ki: "Tevekkül, bir şeyin olması ile, olmaması arasında fark gözetmemektir."
"Allahü teâlâ, günah işlemekten kurtardığı kulunu malsız olarak zengin yapmış, aşîretsiz olarak aziz ve şerefli kılmış, kimsesi olmadığı hâlde onu arkadaş eylemiştir."
"İntikam alıp da sonunda pişman olmaktansa, affedip de pişman olmak benim için daha sevimlidir."
"Dünyâ ve âhirette iyilik, sabır ile ele geçer."
"Fütüvvet, nefsini aşağı tutup, Müslümanlara hürmeti büyük bilmektir."
"Akıl, insanı helâk edici yerlerden uzak tutan şeydir."
"Allahü teâlâya âşık olanlar, insanı O'ndan uzaklaştıran her şeyden uzak olup, alâkalarını keserler."
"Kendine lâzım olan ilimleri öğrenmeli ve bu ilimlerle amel etmeyi de ihmal etmemelidir."
"İlim, Allahü teâlâyı tanımaya ve O'na itâat etmeye vesîle olduğu için, ilim öğrenmek büyük ibâdettir."
"Yediği yemeği, Allahü teâlâya ibâdet etmek ve O'nun dînine hizmet etmek niyeti ile yemeyen kimse, şu üç zarara birden yakalanmıştır: 1. Yemek yerken geçen zamânı zâyi etti. 2. İçinde bulunduğu vakti zâyi etmeye devam ediyor. 3. Gelecek zamânı karşılamak fırsatını kaçırdı."
"Sâlihlerle berâber olup, onlarla sohbet ediniz. Onlar, dünyâ hazîneleridir. Onlarla berâber olmak, ebedî saâdetin anahtarıdır."
"Allahü teâlâya itâatte tam kul ol ki, mahlûklar karşısında tam hür olasın. Allahü teâlâya ibâdet eden kimseye, mahlûklar itâat ve hizmet ederler."

