Kaydet
a- | +A

"Oğul bu dünyânın sıkıntısını çektiğin yeter. Artık bana gel!.."

Şeyhülislâm Berdeî hazretleri Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Isparta Eğirdir'de yaşamış Osmanlı velîlerindendir. Bâzı menkıbeleri şöyle nakledilmiştir:

Eğirdir'de câmiye giderken pekçok kimseyle karşılaştığı hâlde, iki-üç kişiye selâm verirdi. Başkalarına selâm vermezdi. Talebelerinden biri acaba neden birkaç kişiden başka kimseye selâm vermiyor diye merak edip kendisine sordu. Talebe bunun sebebini sorunca, Şeyhülislâm Berdeî hazretleri eliyle bu talebenin gözlerini sıvazladı. Sonra da dergâhdan dışarıya gönderdi. Talebe çarşıya çıkınca, insanlardan kimini maymun sûretinde, kimini hınzır, kimini tilki, kimini çakal, kimini kurt, bir kısmını da köpek sûretinde gördü. Hocasının selâm verdiği kimselerden başkasının her birini çeşitli hayvan sûretinde gördü. Sonra hocasının yanına dönüp; "Efendim bu işin hikmetini anladım" dedi. Hocası yine gözlerini sıvazlayarak eski hâline çevirdi...
Şeyhülislâm Berdeî hazretleri bir gün talebelerini toplayıp; "Bu gece rüyâmda Peygamber Efendimizi gördüm! Bana; (Oğul bu dünyânın sıkıntısını çektiğin yeter. Artık bana gel) buyurdular. Ben de, 'Yâ Resûlallah! Sana ne ile geleyim! Sana lâyık armağanım yok' deyince; (Oğullarından birkaçıyla gel. Armağan olarak bu yeter) buyurdular...

Böyle söyler söylemez talebeleri feryâd edip ağlaşmaya başladı. Oğullarına; 'Benimle hanginiz gider?' diye sordu. Hepsi cân-u gönülden âhiret yolculuğunu istediler. O gün hepsinin tabutlarını hazırlattı. Akşama doğru kendisi ve bütün oğulları vefât etti."

Bir dersinde buyurdu ki: Allahü teâlâ; “Artık beni zikredin (anın), ben de sizi zikredeyim (anayım)” (Bekâra-152) buyurdu. Bu âyet-i kerîme, Allahü teâlâyı zikretmeyi emrediyor. Allahü teâlâyı zikretmek (anmak) çeşitli şekillerde olur. Bu husûsta Selef-i sâlihînden şu açıklamalar bildirilmiştir:

“Beni, bana itaat etmek sûretiyle zikrediniz (hatırlayınız), ben de sizi, size merhamet etmek sûretiyle zikredeyim.”

“Siz, bana size verdiğim nimetlerle karşı sena (övgü) ediniz, ben de sizi, bana yapmış olduğunuz ibadet ve tâatlerle (beğendiğim işlerle) anayım.”

“Siz, beni bana şükretmek sûretiyle anın, ben de sizi, size mükâfat vermek sûretiyle anayım.”

“Siz beni, bana duâ ederek hatırlayın. Ben de sizi, duânızı kabûl ederek hatırlıyayım.” (Zikr kelimesi, bütün bu ma’nalara gelmektedir.)

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.