Ebû Müslim Havlânî bir gün eve geldiğinde hanımını suratı asık, üzgün bir hâlde bulur!
Ebû Müslim Havlânî hazretleri, Tâbiînin büyüklerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Aslen Yemen'de Havlan köyündendir. 681 (H.62) senesinde Şam'da vefât etti. Peygamber Efendimiz hayatta iken Müslüman oldu. Resûlullah'ı sallallahü aleyhi ve sellem görmek için Medîne'ye gitmek üzere yola çıkmıştı. Yolda iken Peygamber efendimizin vefât ettiğini haber aldı. Bunun üzerine geri döndü...
Hazreti Ömer, Muaz bin Cebel, Ebû Ubeyde bin Cerrah, Ubâde bin Sâmit, Ebû Zer ve diğer tanınmış sahâbîlerden (radıyallahü anhüm) hadîs-i şerîf rivâyet etti...
Ebû Müslim hazretleri, mescidden evine döndüğü zaman evine yaklaşınca; "Allahü ekber" diyerek geldiğini haber verirdi. İçeriden hanımı da aynı şekilde söylerdi. İçeri girince selam verir, hanımı karşılar, sonra da sofra hazırlardı...
Bir gün gene aynı şekilde tekbir getirerek evinin kapısına geldi. Fakat içeriden hiç cevap gelmedi. İçeri girince hanımı karşılamadı. Lamba yakılmamıştı. Hanımı suratı asık bir hâlde bir köşeye oturmuştu. "Sana ne oldu ki böyle üzgün bir hâldesin?" deyince, hanımı; "Sen devlet adamları tarafından sevilen sayılan birisisin. Hâlbuki bizim dünyalığımız yok! Eğer onlardan istesen sana çok mal ve para verirler" dedi. Bunun üzerine üzülüp; "Allah'ım hanımın ihlasını bozup fikrini kim karıştırdı ise, gözlerini kör et!" dedi. Nitekim o gün hanımının yanına bir kadın gelmişti ve ona; "Senin kocan halîfe tarafından sevilen birisidir. Kocana söylesen sizin için halîfeden dünyalık ister o da verir ve rahat edersiniz" demişti...
Bu sözleri söyleyip giden kadın o gece evinde otururken âniden "lambayı neden söndürdünüz?" dedi. Yanında bulunanlar; "Hayır söndürmedik. Lamba yanıyor" dediler. Kadın gözlerinin âmâ olduğunun farkına vardı. O gün Ebû Müslim Havlânî hazretlerinin hanımının kafasını karıştırdığını bu sebeple o mübârek zâtı üzdüğünü anladı. Hatâsını anlar anlamaz Ebû Müslim Havlânî hazretlerinin kapısına gitti. Ağlayarak özür diledi ve gözlerinin açılması için duâ etmesini yalvararak istedi.
O mübarek zat da özrünü kabul edip affetti ve gözlerinin yeniden görmesi için duâ etti. O anda kadının gözleri görmeye başladı.

