Bir tarihte Yenibosna-Sefaköy arasında çıkma oto parçacıları vardı. Orada ihtiyacım olan parçayı ararken bir köpek gördüm. Dev gibi cüssesi vardı ama ona rağmen saldırmadı. Dikkat ettim köpek ağzını tam kapatamıyordu. Çünkü çok yaşlıydı. Sahibine sordum:
“Nasıl besleniyor?” dediğimde “özel yiyecekleri var” demişti. “Demek ki dünyada vefa ölmemiş” demiştim.
Yine okuduğum bir rivayete göre kartal kırklı yaşlara gelince önüne iki seçenek çıkarmış. Ya kaçınılmaz sona doğru hızla sürüklenecek ya bir kaya kovuğuna yerleşip uzadığı için besleyemez duruma düşüren gagasını kayalara vura vura koparıp birkaç ay sonra yeniden çıkan gagasıyla ayaklarındaki sertleşmeye neden olan tırnaklarını da sökerek yeni tırnak çıkmasını sağlayacakmış. Böylece bu yenilenmeyle bir kırk yıl kadar daha yaşama fırsatı yakalarmış.
Kartal hikâyesi ne derece bilimsel bilemiyorum ama sahip olduğumuz genetik altyapının yaşlanma hızımızı etkilediğini söyleyebilirim. Doğruyu söylemek gerekirse, hayat tarzımız süreci olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Bir gerçek var ki hayatta, kötü tercih yapanların ömürleri daha kısa oluyor. İnsan yaşlanmayı geciktirmek konusunda çaresiz değil. Düzenli egzersizler yaşlılıktaki hareket kısıtlamasını ortadan kaldırıyor.
Yine yaşlıların sağlığını bozan kemik kaybı, doğru beslenmeyle ve egzersiz hareketleriyle durdurulamasa da yavaşlatılabiliyor. İnsanın fiziksel ve zihinsel sağlığı ile bir amaç sahibi olması arasında doğrudan bağlantı var. İnsanın kendini yargılaması başkasını yargılamasından zordur. Çünkü bu ilim gerektirir. Gafletle, manevi körlükle ve cehaletle dolaşmayı kim ister ama basiret hâli ilim sahibi olmak ve uyanık hâlde bulunmak da hayatın anlamını anlamak kadar marifet gerektiriyor. İdrak edebilenlere ne mutlu...
Mustafa Ali Mahdum
ŞİİR
Nöbetçi Şair
İmgenin uğruna duygu öldürmem
Hormonsuz yazan Nöbetçi Şair'im
Sevdaya saygım var aşkı kirletmem
Hormonsuz yazan Nöbetçi Şair’im.
Vatanı bayrağı sevenlerdenim
Toplumda yerimi bilenlerdenim
Alnının terini silenlerdenim
Hormonsuz yazan Nöbetçi Şair’im.
Şöhret değil sevgi bana güç verir.
Seçkin değil millet bana güç verir.
Kalem değil yürek bana güç verir.
Hormonsuz yazan Nöbetçi Şair’im.
Nöbetçi Şair’im ben, kafa şişirmem,
Kalem eğip bükmem asla değişmem
Malayani ile zaman geçirmem
Hormonsuz yazan Nöbetçi Şairim
Nöbetçi Şair (Şahin Ertürk)
TARİHTEN BİR YAPRAK
KÖK BOYA: Pamuk ve yün tekstil ürünlerine renk vermek için bitkilerden elde edilen tabiî boya. Bu boyalar halk arasında “kök boya” olarak bilinir. On dokuzuncu yüzyıl ortalarına kadar yaygın şekilde uygulanan bu yöntem sentetik boyar maddelerin bulunması ile önemini kaybetti. Yalnız kilimcilik ve halıcılık sanatının yapıldığı bazı bölgelerde, az da olsa kök boyadan hâlen istifade edilmektedir. Tabiî boyacılık, tabiattaki çoğu bitkilerin kökünden, dalından, yapraklarından, çiçek ve meyvelerinden faydalanılarak yapılırdı.
Kökboya: Yün boyacılığında kırmızı elde etmek için en fazla kullanılan bitki kökboyadır. Anadolu’da çok değişik isimleri vardır. Boya için kökler kullanılır. En az üç yaşına gelmiş bitkilerin kökleri iyi sonuç verir. Bunlar ilkbahar ve sonbaharda toplanır. Taze olarak veya kurutulup öğütüldükten sonra da kullanılır. Tarihte “Türk kırmızısı” olarak bilinen renk, kök boya kullanılarak yapılan ve haslık derecesi çok yüksek olan bir boya çeşididir.

