Kaydet
a- | +A

İnsan hasta olunca hastalığına çare arar, doktora gider, ilaç alır, tedavi olur. Çünkü beden bize emanettir. Sağlığımızı korumak, ibadetimize, işimize, ailemize ve insanlara faydalı olabilmemiz için lazımdır.

İnsanın bir de görünmeyen hastalıkları vardır. Bunlar çoğu zaman bedendeki ağrı kadar dikkat çekmez. Ateşimiz çıkınca telaşlanırız; fakat kalbimizde kibir, gurur, kıskançlık, dünya hırsı, kendini beğenme ve başkasını küçük görme varsa, çoğu zaman bunu hastalık saymayız.

Hâlbuki asıl tehlikeli hastalık, insanın kalbindeki hastalıklardır.

Bir insan düşünelim: Namaz kılıyor, iyilik yapıyor, hayır işleriyle meşgul oluyor. Bunlar elbette çok kıymetlidir. Fakat bunları anlatıp duruyorsa “Ben şöyle yaptım, ben böyle iyilik ettim” diye kendini öne çıkarıyorsa, burada ince bir tehlike vardır. Çünkü iyilik insanı Allah’a yaklaştırmalı; insan kendisini büyütmemelidir.

İlim de böyledir. Çok bilmek tek başına insanı kurtarmaz. Bilgi, hâle dönüşmelidir. Okunan şey insanı daha mütevazı, daha merhametli, daha edepli ve daha dikkatli yapmıyorsa, o bilgi henüz kalbe inmemiş demektir. İlim insanı kibirden kurtarmalıdır.

Hayatta başımıza gelen dertler, hastalıklar ve sıkıntılar da bazen bizi kendimize getiren ikazlardır. İnsan sağlıklı iken, güçlü iken, işi yolundayken çok şeyi kendinden bilir. Ama bir ağrı, bir hastalık, bir çaresizlik gelince anlar ki insan acizdir. Nefes bile bizim elimizde değildir.

Bu yüzden hastalığın içinde bile bir uyanış vardır. Hastalık insana acizliğini bildirir.

Bugün hepimizin kendimize sorması gereken soru şudur: Bedenimin sağlığı kadar kalbimin sağlığına da dikkat ediyor muyum? İçimde kibir var mı? Başkasını küçük görüyor muyum? İyiliklerimi kendime pay çıkararak mı yapıyorum? Dünya peşinde koşarken ahireti unutuyor muyum? Kalp hastalığının ilacı samimi tövbedir. İnsan önce hatasını kabul etmeli, sonra pişman olmalı, sonra da aynı hataya dönmemeye karar vermelidir.

Hüseyin Demir

ŞİİR

Ey çocuk

Ellerin yumuk idi, gözlerin de hep yumuk

Ruhun pir ü pak idi, kalbin ise bir pamuk.

Hevesle geldin ama dünya işte çok yamuk.

Büyüyüp öğrenirsin, yaşar sen de görürsün.

Belki bir mutlu olup bin kere de ölürsün.

En yakınından bile, seni üzen çok olur.

Bana uzak dediğin, derdine ilaç olur.

Tok bildiğin insanlar, bir bakarsın aç olur.

Büyüyüp öğrenirsin, yaşar sen de görürsün.

Belki bir mutlu olup bin kere de ölürsün.

Sana sarılan kundak, o gün kefen olacak.

Sana verilen sözler, bir gün yalan olacak.

Sadakat bekler iken, hep ihanet olacak.

Büyüyüp öğrenirsin, yaşar sen de görürsün.

Belki bir mutlu olup bin kere de ölürsün.

Ayhan Özbek

SAĞLIK OLSUN

Kök Hücre: Tüm organları ve dokuları oluşturan ana hücreler olup temas ettiği doku hücresine dönüşebilen ve ihtiyaç duyulan amaca göre kendini şekillendirebilen yapılardır. İnsan vücudunun fiziksel hasarlarını gidermede ve onarımında kullanılan kök hücreler, kas, kemik, kıkırdak ve de yağ gibi insan vücudunun önemli dokularına dönüşerek, iyileştirme süreci başlatabilen öncül (kılavuz) hücrelerdir. Bu öncül hücrenin fonksiyonel olarak birincil yetkinliği, büyüme sağlayıp çoğalma eylemi gerçekleştirmek ve hasarlı dokuyu orijinal hâline geri döndürerek iyileştirmektir. Bu kök hücreler her dokuya farklılaşma özelliklerine sahiptirler. Köken aldığı bağ doku hücreleri olan kas, yağ, kemik, kıkırdak, tendon, ligament gibi hücrelere farklılaşabilir. Mezenkimal kök hücre sadece kendi bulunduğu dokudaki hasarı onarmakla kalmaz, başka dokudaki hasar durumunda da diğer dokuya geçer ve onarım sağlar. Bağ doku kökenli olmaları nedeniyle ilgili doku hücrelerinin gelişimine ve fonksiyonuna katkı sağlarlar. Hasarlı hücre ile kaynaşma yetenekleri vardır. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.