Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Terör parantezini kapatan hukuk mimarisi: Millî da...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Türkiye, on yıllardır süregelen terör parantezini kapatma, toplumsal dokusundaki yaraları sarma ve devlet aklının ürettiği yeni bir vizyonu hayata geçirme adına tarihî bir dönemeçten geçiyor. Kamuoyuna yansıyan ve detayları netleşen 12 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", yalnızca hukuki bir metin olmanın ötesinde; devletin gücünü, temkinini ve toplumsal barış arayışını aynı teraziye koyan stratejik bir vesika niteliğinde.

Metnin bütününe bakıldığında, ilk göze çarpan husus, teklifin omurgasını oluşturan "katı gerçekçilik ve kademeli denetim" ilkesidir. Taslak, duygusal bir temenniye ya da ucu açık bir af illüzyonuna dayanmıyor. Aksine, sürecin meşruiyet zeminini doğrudan devletin en üst güvenlik ve karargâh mekanizmasına bağlıyor.

Devlet aklının ilk şartı: Teyit edilmiş silahsızlanma

Teklifin en hayati kilidi, ilk maddelerde gizli: Örgütün fiilî varlığına son vermesi ve silahsızlanması, şüpheye yer bırakmayacak şekilde güvenlik birimlerince tespit edilecek ve nihai olarak Millî Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edilecek. Bu şart, geçmiş tecrübelerin ışığında şekillenmiş basiretli bir devlet tavrıdır. Sözlü beyanların veya muğlak niyet beyanlarının değil; sahada, istihbarat ve güvenlik raporlarında teyit edilmiş somut durumların esas alınacağı ilan edilmiştir.

Devlet, muhatabına ya da sürece değil, kendi denetim mekanizmasına ve resmî kurumlarının raporlarına güvenerek yola çıkmaktadır. Bu da sürecin suistimale açık yanlarını daha ilk adımda budamaktadır.

Kırmızı çizgiler ve adalet terazisi

Toplumsal vicdanı rahatlatacak ve kamuoyundaki olası tedirginlikleri giderecek en kritik unsur ise kapsam dışı bırakılan suçlardır. Metin son derece nettir: Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş kasten öldürme suçları ve 1 Haziran 2005 öncesine dayanan ağırlaştırılmış müebbetlik eylemler bu kanunun kapsama alanına girmemektedir.

Bu ayrım, adalet terazisinin şaşmaması adına hayati bir dengedir. Bir yanda terörün ağına düşmüş, propaganda veya üyelik gibi suçlarla sürece dâhil olmuş kadroların topluma yeniden kazandırılması hedeflenirken; diğer yanda eline kan bulaşmış, silahsız vatandaşın ve şehitlerin canına kastetmiş failler kesin bir dille çizginin dışında tutulmuştur. Toplumsal bütünleşme aranırken, şehit ailelerinin ve gazilerin vicdan yaralanması önlenmek istenmiştir.

Zamana yayılmış sorumluluk ve 10 yıllık sınav

Kanun teklifinin getirdiği soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme süreleri —suçun ağırlığına göre 5 ila 10 yıl— bir "otomatik bağışlama" mekanizması sunmamaktadır. Aksine, bireylere zamana yayılmış ve sıkı şartlara bağlanmış bir "hukuki deneme süresi" yüklemektedir.

Erteleme süresince sanık veya hükümlü hakkındaki tedbirler kaldırılsa da, kılıç âdeta tepelerinde asılı duracaktır. Bu süre zarfında yeni bir suç işlenmediği takdirde davaların düşmesi veya cezaların infaz edilmiş sayılması, bireye toplumla bütünleşmesi için sunulan bir fırsat penceresidir. Eğer bu güven ihlal edilirse, askıya alınan tüm hukuki süreçler kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Hak yoksunluklarının giderilmesi imkânı da yine bu deneme sürecinin başarıyla tamamlanmasına endekslenmiştir.

Yürütme ve denetimde şeffaflık: Kurul ve komisyon dengesi

Teklifin organizasyon şeması da en az hukuki maddeleri kadar dikkat çekicidir. Sürecin idaresi; Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet, İçişleri, Dışişleri, Millî Savunma bakanları ile MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri’nden oluşan üst düzey bir koordinasyon kuruluna verilmektedir. Bu, meselenin tek bir bürokratik aygıtın insiyatifine bırakılmayıp bütüncül bir devlet politikası olarak yürütüleceğini gösterir.

Bunun da ötesinde, TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşacak İzleme Komisyonu kurulması, millî iradenin süreci anlık olarak denetlemesine imkân sağlayacaktır. Şeffaflık, şüpheleri azaltan en güçlü panzehirdir. Meclis'in ve farklı kurumların sürece dâhil edilmesi, işin mutfağındaki her adımın denetlenebilir ve hesap verilebilir olmasını sağlayacaktır.

Özetle, karşımızda duran 12 maddelik kanun teklifi, ne bir taviz belgesi ne de kör bir iyimserlik metnidir. Bu düzenleme; gücünü ispat etmiş bir devletin, kendi sınırları içinde ve coğrafyasında kalıcı huzuru inşa etmek amacıyla attığı hukuki, siyasi ve stratejik bir adımdır.

Resmî Gazete'de yayımlanacak MGK kararından itibaren başlayacak 6 aylık başvuru süresi, tarihî bir testin kronometresini başlatacaktır. Türkiye, bir yandan terörün açtığı derin yaraları onarırken, diğer yandan hukuk devletinin gerektirdiği sınırları muhafaza etme imtihanındadır. Eğer bu süreç, tasarlanan devlet aklı ve toplumsal hassasiyetlerle yürütülebilirse; Türkiye Yüzyılı’nın en büyük prangalarından biri çözülecek ve toplumsal bütünleşme yolunda tarihî bir eşik aşılmış olacaktır.


Nur Tuğba Aktay'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.