Dünyaya gelen herkes bir gün ölümle yüzleşir. Onu tanıyanların ardından söyledikleri şey genelde “İyi insandı rahmetli”, “Çok yardımseverdi” gibidir. Ama mesleğinden söz eden pek olmaz. Hayatta doğrudan mesleğine göre iş yapanlar hariç insanların nasılını ve niçinini hiç hesap etmeyiz çoğu zaman. Zira bizim için yaptığı meslekten çok kişiliği önemlidir bu insanların. Nasıl olsa işini iyi yapıyordur diye düşünürüz.
Kimi tipler de vardır ki toplu hâlde gezmez çünkü birkaçının bir araya gelmesi zordur. Bu zorluk birbirleriyle anlaşamadıklarından çekemediklerinden değildir. Fesatlıktan ve suiniyetten hiç değildir. Hele övünmekten ve kasılmaktan asla! Böyle, içinin temizliği dışına, dışının temizliği de çevresindekilere alabildiğine sirayet edenler nadir bulunurlar. Evet taaccüp edilebilir ama gerçek bu. Eskiden çok daha rastladığımız böyle mümtaz kişileri kalabalık bir grup hâlinde rastlanabilen bu güzel insanları şimdilerde tek tek saymak ve ayırmak mümkün neredeyse.
Tanınmaları kolay olduğu kadar da zordur. Ama bulamamak, tanışamamak, konuşamamak, onlardan istifade edememek bahtsızlık olduğu kadar da biraz da kısmet işidir. Yaptığı kötü işlerden çok pişman olmuş birinin onlarla karşılaşma ihtimali daha yüksektir. Zira muhtaçtır, samimidir ve kalbi kırıktır.
Kimi zaman bir cami avlusunda, kimi zaman bir hastane koridorunda, kimi zaman da mahalle kahvesinde rastlayabilirsiniz onlara. Yıllarca dirsek çürüterek, okulları bir bir bitirerek hak ettikleri mesleklerinin yanında bir de insanlık etiketine sahip olmuş güzel insanlardır onlar. Sahip oldukları veya olacakları bütün iyi şeyleri insanlarla paylaşmak için sanki sokak köşelerinde, otobüs duraklarında beklerler.
Kim bilir? Şu an oturduğunuz otobüs koltuğunun yanında böyle biri vardır. Ve bu yazıyı okuduğunuzu görüyor ve tebessüm ediyordur.
Ayhan Özbek/Eğitimci-yazar
ŞİİR
Kalmadı
Mehdi aleyhisselâm doğunca
Güneş doğudan batınca
Ve kıyamet kopunca
Namaz kılan kalmadı.
İşler yapar aleyhine
Destan yazar Kayı Beyliğine
Münafık ihanet etti Yüce Rabbine
Şimdilerde namaz kılan kalmadı.
Âşığıyız biz Allah'ın
Ümmetiyiz Resûlullah’ın
Oğlumuz salih kızımız saliha
Şükreden kalmadı Allah'a.
Allah birdir ve tektir
Çektiğimiz kelime-i şehadettir
Ramazan olunca uykum ibadettir
Allah’tan arzum şefaattir.
Oruç tutar genç yaşlı
Fark etmez dik başlı
Şükredince gelir aşı
Kalmadı tebessüm
Herkes çatık kaşlı.
Ahmet Öztürk/Beylikdüzü-İstanbul
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) buyuruyorlar ki: İki kişinin duası reddolmaz. Biri, mazlumun, zulme uğramış, hakarete uğramış, kalbi kırılmış, üzüntülü bir Müslümanın yaptığı dua reddolmaz, kabul olur. Dolayısıyla, adam üzmekten, adam kırmaktan çok dikkat edelim. Çünkü Allahü teâlâ kırılıyor. Yani taşa değil de taşı atana dikkat etmek lazımdır. Mektûbat’ta öyle geçiyor. Başınıza bir taş geldiği zaman, başınız yarıldığı zaman, siz taşı elinize alıp da 'ey taş, neden başımı yardın, neden bana bu zulmü yaptın' der misiniz? Denmez ki. O taşı kim atmış, onu düşünürsünüz. Düşünün, Allahü teâlâ kulları eliyle, size şu veya bu şekilde üzüntü ve sıkıntı verdiyse, taşın ne suçu vardır? Onu size gönderene bakın. Eğer bir itirazda bulunursanız, eğer bir tepki gösterirseniz, bu Allahü teâlâya kadar gider.”

