Karneler alındı. İyisiyle kötüsüyle bir dönemi daha geride bıraktık. Tatil serüvenimiz şimdi başladı. Çocuklar tatilde ama bunu bir işkence değil donanımlı sürece çevirmek bizim elimizde. Bazı ailelerde duyuyoruz ‘tatil başladı işkence başladı’ veya ‘okullar açılsın hemen’ çok da sağlıklı cümleler olmuyor. Çocuk ve aile arasında kopukluklar oluşuyor, güvensizlik oluşuyor. Aslında tatil dinlenme ve yenilenme dönemidir ancak uyku, beslenme ve kitap okuma saatlerinin korunması çocuğa güven verir. Görev verilen ve görevini yerine getiren çocuk her zaman bir adım önde ilerler. İşte şimdi tatilde çocuklarımızla yapabileceğimiz birkaç öneri sunmak istiyorum.
-Akraba ziyaretleri: Akrabalarıyla görüşen birlikte vakit geçiren çocukların, daha rahat sosyalleştiklerini, okul ve iş hayatlarında daha başarılı olduklarını gözlemliyoruz.
-Doğa aktiviteleri: Çocuklar keşfetmeyi sever. Evimizde, bahçemizde mini saksılara dahi olsa da ekim yapmaları ve bu ürünlerin kendi sorumluluklarında büyümesini izlemeleri onlara huzur verir mutluluk verir ve güven sağlar. Ailecek yapılabilecek doğa ve bisiklet turları onları daha zinde ve mutlu tutacaktır.
-Tarihî ve turistik geziler: Öncelikle bulunduğumuz şehrimizin daha sonrasında yakın bölgelerin tarihî geçmişi çocuklarımızda büyük merak uyandırıyor. Böylelikle çocuklarımız neslini bilmiş ve unutmamış oluyor.
-Farklı ulaşım araçları: Çocukların fazlasıyla ilgisini çekiyor. Sürekli kendi aracımız ile değil. Sırt çantamızı alıp şehrimizde bulunan mini tramvay, tren, metro; katlı otobüs veya gemi turlarıyla yeni deneyimler çocuklarda güzel anılar biriktirmesine sebep oluyor.
Şimdiden tüm ailelerimize ve kuzucuklara verimli, sağlıklı ve donanımlı bir tatil diliyorum.
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
ŞİİR
Affeyle
Batılda değil hakta buldum huzuru
Yağsın üstümüze Allah’ın nuru
Kur’ânla yaşıyorum bu onuru
Bizleri rahmetine garkeyle ya Rab.
Senden başkasına boyun eğdirme
Yurduma düşman ayağı değdirme
Minarelerden ezanımızı dindirme
Yurdumu daima sen koru ya Rab.
Biz aciziz biçareyiz hakiriz
Garibanız divaneyiz fakiriz
Yalvarırız niyaz eyler zikiriz
Bizleri daima sen koru ya Rab.
Bizleri cihana gönderen sensin
Dünyayı devranı döndüren sensin
Cenneti âlâyı vadeden sensin
Bizleri cennetinle mücadele ya Rab.
Rahmeti rahmana kavuşma anı
Kelimeyi şehadetle bizleri tanı
Müslüman olarak alıver canı
Süleyman kulunu affeyle ya Rab.
Süleyman Usta
DUYGU DAMLASI
ÖĞRENMEK Mİ HATIRLAMAK MI? Son zamanlarda en hoşuma giden cümlelerden biri de şuydu: “Bizim millet olarak öğrenmeye değil hatırlamaya ihtiyacımız var.” Bu cümleyi duyduğumda hem tarihimle ecdadımla gurur duydum hem kendi geçmişimden tarihimden ilim dünyamdan habersiz olduğum için kendimden utandım. Çünkü bir değil beş değil onlarca örnek verebileceğim konuda nice Batılı mütefekkir yazar, tarihçi ve bilim adamından okuyup öğrendikçe “ne yazmış ama?” dediğimiz, “neler anlatmış?” diye hayret ettiğimiz “ne zeki insanmış?” diye saygı duyduğumuz nice entelektüelin aslında bu bilgileri bizim asırlar önceki atalarımızın yaptığı çalışmalardan örnek aldığını ilham aldığını ve öğrendiğini görüyor ve anlıyoruz. Onları küçümsemek mi? Asla! Aksine kendilerine teşekkür ediyorum. Bizim dönüp de bakmadığımız veya baktırılmayıp unutturulan o kaynakları onların bu coğrafyalara gelerek okuyup öğrenip kendi ülkelerinin insanlarına sunmak arzuları olmasaydı bizim o bilgilerden haberimiz bile olmayacaktı. Onlar bilerek bilmeyerek Peygamber Efendimizin hadis-i şerifine uymuşlar. İlim Çin’de de olsa gidip almışlar. Bize de şimdi onlara hayran kalmak düşüyor. [İbrahim Murat]

