Kaydet
|

Türkiye, milyarlarca doların yurt dışına kaçırıldığı fon krizine kilitlendi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, meselenin sadece basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığını, kapsamlı bir suç yapılanması ve organize bir piyasa dolandırıcılığı tespit edildiğini söyledi.

Bakan Beyin verdiği bilgiye göre, soruşturmada 433 şüpheli var…

112’si tutuklu, 186’sı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanıyor, 38’i ise firari.

Bu yapı içerisinde servet edinenlerin tamamına yasal işlem yapıldığını, 359 şahıs ve 111 şirketin tüm mal varlıklarına tedbir konulduğunu, banka hesaplarındaki paraların ise bloke edildiğini açıkladı Bakan Gürlek.

Para iadeleri konusunda da bilgi verdi ve şu ana kadar 30 milyar liranın gönüllü olarak iade edildiğini söyledi.

“Ucu nereye kadar giderse gitsin peşini bırakmayacağız, sorumluluğu bulunan kim varsa hepsi yargı önünde hesap verecek” dedi.

Ancak, yaptığı önemli bir vurgu vardı.

“Yargının yolunu kanun belirler, kararını delil şekillendirir. Bu süreçte ölçümüzü kaybetmeyecek, sorumluluğumuzdan da geri durmayacağız. Milletimizin hesabını millet düşmanlarından soracağız. Aziz milletimiz müsterih olsun. Bu soruşturma bizim için faili meçhul bir mesele değildir. Suça konu eylemler ve bu eylemlerle bağlantılı şüpheliler somut delillerle ortaya konulmuştur” cümlesiyle hukuku işletmenin çerçevesini çizerken, kimseyi kara propagandaya kurban etmeyeceklerinin de altını çizdi.

Bu mesaj kime?

Elbette, suyu bulandırıp hırsızını-arsızını kurtarmaya çalışan iç ve dış odaklara…

Oraya da sözünü net söyledi, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Terörsüz Türkiye yolunda açtığı çağın ve bölgesel savunma gücünün etkinliğinden rahatsız olan yapıların, onların aparatlarının kara propagandalarının da farkındayız. Milletimiz müsterih olsun, devletimiz ve kurumlarımız güçlüdür ve bu sorunu da halledip Türkiye düşmanlarının ellerini boşa çıkaracağız” dedi.

***

Görüldüğü üzere, yargı ve devletin bütün kurumları üzerine düşeni yapıyor mu?

Yapıyor.

Yeni gözaltılar, tedbir kararları sürüyor mu?

Sürüyor.

Bakan Gürlek’in hatırlattığı şekilde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” sözünün gereği yapılıyor mu?

Yapılıyor.

Nitekim, Bakan Gürlek ne dedi son basın açıklamasında: “Aziz milletimiz şundan emin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde suç ve suçluyla mücadele kararlılığımı, fon soruşturmaları konusunda da sonuna kadar hesap sorma ciddiyetimi hiçbir güç, hiçbir manipülasyon ve hiçbir muhalif yapının karalama politikaları karşısında test ettirmeyeceğim.”

Adalet Bakanı, aynı cümleleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken yürüttüğü İBB yolsuzluk, irtikap ve rüşvet soruşturmasında da söylememiş miydi?

Bakan Bey o gün o cümleleri kurduğunda kendisini tehdit edenler, parmak sallayanlar, bugün de üst düzey bürokratların karıştığı fon soruşturmasında aynı cümlelerin kurulmasının ne demek olduğunu bilmez mi?

Elbette bilir.

Ama işlerine gelmez, çünkü amaçları bu vurgunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılması, gerçek sorumlularına hesap sorulması değil.

Onlar, buradan siyasi bir netice çıkararak, kendi yolsuzluklarının üstünü kapattırmanın peşinde.

Peki nedir kapatmak istedikleri.

Hâlihazırda devam eden İBB davasını bir kenara koyuyorum, sadece Sayıştay’ın geçtiğimiz günlerde yayınladığı 2025 yılı İBB raporuna bakın.

Bu beyefendiler, seçimi kazandıklarında israfı bitirecekti, değil mi?

Sonuç ne olmuş, Sayıştay raporundan bakalım;

Kasko değeri 696 bin lira olan otomobillere aylık 383 bin lira kiralama bedeli ödenmiş.

Yani, 696 bin liraya satın alabileceği bir araca, sadece iki ayda 766 bin lira kira ödemiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi.

Yıllık kirası ne bu aracın?

4 milyon 596 bin lira.

Siz hiç böyle bir vurgun işittiniz mi?

Üstelik İBB’ye yolsuzluk operasyonu yapılan bir yılda yaşanıyor bunlar.

Sadece 696 bin liralık otomobillere, senede 4 milyon 596 bin lira ödeniyor İstanbulluların cebinden.

***

Bu araçlar sınıf sınıf tabii…

Sayıştay, raporunda hepsini tek tek tespit etmiş.

Kasko değeri 1 milyon 100 bin lira civarında olan araçlar aylık 493 bin liraya,

1 milyon 360 bin liralık araçlar aylık 533 bin liraya İBB’ye fatura edilmiş.

Bu araçlar için ödenen ihale bedeli ne biliyor musunuz?

3 milyar 60 milyon lira.

Düşünün ki; İBB, iki-üç ayda ödediği parayla bu araçların sahibi olacakken, 9-10 ay daha fazladan para ödemiş…

Kimin cebinden?

İstanbullunun.

Sayıştay raporunda, 3 milyar 868 milyon 934 bin 861 TL’si hiç edilerek batışa sürüklenen İSKİ’den tutun da, son beş yılda diğer kamu kurumları tarafından İBB’ye tahsis edilen toplam değeri 2.384.226.304,49 TL (İki milyar üç yüz seksen dört milyon iki yüz yirmi altı bin üç yüz dört) 50 adet bina ve arsanın belediye muhasebe kayıtlarında hiç yer almaması gibi akla ziyan tespitler var.

Peki, soruşturması yürütülen fon vurgununu diline dolayan ‘Ekosistem’ciler bunları hiç ağzına alıyor mu?

Asla.

Hatta, bunları yazanları, konuşanları yalancılıkla suçluyorlar, siyasi operasyona maruz kaldıklarını öne sürüyorlar, tehdit ediyorlar.

Biz fonu da yazarız-konuşuruz, 'Ekosistem’in vurgununu da…

Aramızdaki fark, işte tam da bu.

Siz konuşacaksanız önce bu raporun, İBB iddianamesinde geçen milyarlık vurgunların hesabını sorun, sonra gelin birlikte fonu da konuşuruz, başka soygunları da.

Yücel Koç'un önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.