Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Türkiye’ye ihanet edenler hesapsız mı kalacak?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler Arap Baharı adı altında 2010 yılından itibaren yeniden dizayn edilirken, Türkiye de bundan nasibini alanlar arasındaydı.

Casus örgüt FETÖ eliyle önce aynı yıl MHP ve CHP’ye kaset operasyonları çekildi.

CHP’de Baykal dönemi bitti, Kılıçdaroğlu ile yeni CHP dönemi başladı.

Devlet Bahçeli’yi devirme çabası ise daha uzun sürece yayılacak, ancak başaramayacaklardı.

Recep Tayyip Erdoğansız AK Parti süreci de 2012’den itibaren start alacak, lakin her türlü darbe girişimlerine rağmen hüsrana uğrayacaklardı.

İşte böyle kaotik bir dönemde, 2011’de Suriye karıştı...

***

AK Parti hükûmeti yaşananları okuyor, gelecek risklere karşı tedbir almaya çalışıyordu.

Çözüm Süreci de bu aklın devreye girmesiyle başlamıştı.

FETÖ, bunu akamete uğratmak için 2012’de MİT operasyonuyla önce Hakan Fidan’ı, aynı zamanlamayla Erdoğan’ı hapse tıkmaya çalıştı.

Peşinden Gezi, 17/25 ve 15 Temmuz… Olanları biliyorsunuz.

***

AK Parti, CHP-HDP ortaklığının fiilî olarak başladığı 7 Haziran 2015 seçimlerinde tökezleyince, terör örgütü Çözüm Süreci’ni bozdu, kalleş saldırılarına yeniden döndü.

Eş zamanlı olarak, 2015’te Suriye’de “teröristan” kurma projesi başladı.

ABD ve Avrupa ülkeleri, gözümüzün içine baka baka sınırımızdaki teröristlere silah yığıyor, bölünmüş Suriye ve Türkiye haritaları yayınlıyor, bizim topraklarımızı Kürdistan diye gösterme cüreti gösteriyordu.

Fiilî olarak Türkiye’ye vekalet savaşı açmışlardı.

Üstelik karşımızda sadece ABD gibi Batılı ülkeler değil, Rusya, İran, hatta Esad rejimi de bulunuyordu.

Perde gerisinde duran İsrail’i zaten söylemeye gerek yok; kezâ bunun Büyük İsrail projesi için yapıldığı kabak gibi ortadaydı.

Dışarıda olanlar belliydi de, ya Türkiye’nin içerisi!

***

7 Haziran 2015 seçimleri ile tekrarlanan 1 Kasım 2015 seçimleri arası karşılaştığımız tablo, Türkiye’nin hem iç, hem de dış politikası için âdeta dönüm noktası oldu.

Aynı zamanda kimin, kime hizmet ettiğini gösteren bir turnusol…

Herkes safını belli etti…

Maalesef ‘yeni CHP’, 2012’den itibaren FETÖ’nün bütün darbe girişimlerine sahip çıktığı gibi, 2015 itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin yürüttüğü büyük mücadelenin de tam karşısında konumlandı.

MHP ise Sayın Devlet Bahçeli’nin cesur liderliğinde kritik bir rol üstlendi…

Önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, “Yeter ki HDP ile koalisyon kuralım, sen Başbakan ol” teklifini elinin tersiyle itti ve 1 Kasım’da AK Parti’nin yeniden tek başına iktidar olmasıyla sağlanan istikrarın öncüsü oldu.

İbretlik olan şuydu ki; AK Parti’de o dönem hem Genel Başkan, hem de Başbakan olan Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin ‘oyunbozan’ duruşunun karşısında yer almaktaydı.

Bundan tam bir yıl sonra, 15 Temmuz 2016’da FETÖ hain işgal girişimi yapacak, Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği desteği açık ittifaka dönüştürürken, CHP ise “kontrollü darbe” yalanıyla FETÖ’yü aklamaya çalışacaktı.

Peki, asıl kirli planların hayata geçirildiği Suriye!

CHP, orada da farklı olmayacaktı.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ta 2015 Haziran’ında “Suriye’de terör koridoruna asla izin vermeyeceğiz” diye dünyaya meydan okurken ve bunun gereğini yaparken, CHP ise geride utançlarından insan içine bile çıkmamaları gereken, yüz karası bir karne bıraktı.

Ne yaptılar, hatırlatalım.

  • “Birlikte iyi salladık” dedikleri 7 Haziran seçimleri sonrası terör örgütünün başlattığı, HDP’nin de öncülük ettiği çukur-hendek olaylarına destek verdiler mi? Verdiler.
  • Camilerimiz yakılırken, Kürt vatandaşlarımız Halep’tekiler gibi canlı kalkan yapılırken, bir kere bile terör örgütüne hiç değilse “Yapma” dediler mi? Demediler. Aksine, Gamze İlgezdi gibi CHP milletvekilleri teröristlerin cenazesine bile katıldı mı? Katıldı.
  • Olayların bastırılması, güvenlik güçlerimizin elinin güçlenmesi için yapılan düzenlemeye HDP ile birlikte karşı çıktılar mı? Çıktılar.
  • Mitinglerinde CHP flaması ve PKK paçavrası; Öcalan ve Atatürk fotoğrafları birlikte sallandı mı? Sallandı.
  • “Her evden bir oy HDP’ye, bir oy CHP’ye” kampanyaları yapıldı mı? Yapıldı.
  • CHP’nin Selahaddin Demirtaş’a sahip çıktığı gibi, Yasin Börü’ye de sahip çıktığını hiç işittik mi? İşitmedik.
  • Esad’a destek olmak ve Sünnileri katletmek için Suriye’ye giden Reyhanlı terör saldırısının faili Mihraç Ural gibi teröristlere hiç laf ettiklerini duyduk mu? Duymadık.
  • Esad rejimi kalleşçe PKK/YPG’yi Türkiye’ye karşı kullanırken, kendi vatandaşlarını bombalarla, kimyasal silahlarla katlederken CHP ne yaptı? Gitti, Şam’da Esad’ı ziyaret etti.

Bu kadarla kaldılar mı? Hayır.

  • Hiç değilse 15 Temmuz işgal girişiminin ardından devletinin yanında olurlar diye bekledik… 15 Temmuz’un hemen ardından başlattığımız operasyonlar için Meclis’e getirilen tezkerelere bir kere bile destek verdiler mi? Vermediler.
  • Mehmetçiğimize destek için sınıra giden sanatçılara bile etmedikleri hakareti bıraktılar mı? Bırakmadılar.
  • Türkmenlere silah götüren MİT tırı ihanetinde, Dışişleri ses kaydı ihanetinde FETÖ ve sahipleri ile ağız birliği ettiler mi? Ettiler.
  • Peki o yıllarda Batılı merkezlerle söz birliği ederek, Türkiye’yi El-Kaide’ye, DEAŞ’a silah yardımı götürmekle itham eden ihanet merkezi neresiydi? CHP.
  • Türkiye için İdlib, hem Hatay’ın muhafazası, hem de yeni göç dalgasına karşı kritik bölgeydi. İdlib’de Mehmetçiğimizin varlığından en az Esad kadar rahatsız olan ve bunu açık açık dile getiren kimdi? CHP.
  • 2020 Şubat’ında 33 askerimizin şehit edilmesinin ardından başlatılan İdlib operasyonuna en fazla kim karşı çıktı? CHP.
  • Bu süre zarfında, YPG’ye ‘terör örgütü’ bile diyemeyen; “Sınırımızda DEAŞ olacağına YPG olsun” diyen kimdi? Yine CHP.

***

Bu utanmazlar, kimyasal silah kullanan Esad teröristine tek kelime etmezken, Mehmetçiğimize bu iftirayı attılar, onlara da gereken yapıldı.

  • 2023 seçimleri öncesi, “Kazanırsam Suriye ve Irak’tan askerimizi çekeceğim” taahhüdünde bulunan kimin adayıydı? CHP’nin.
  • 2015’ten Suriye devriminin gerçekleştiği 2025’e kadar, 10 sene boyunca Türkiye’ye sığınan Suriyelilere karşı nefret kampanyası yürütenlerin başını kim çekiyordu? CHP.
  • Suriye devrimi başladığında, Şara’yı İSRAİL’İN ADAMI diye millete yutturmaya kalkan kimdi? CHP ve avaneleri.
  • Aynı CHP, devrimden iki ay sonra rejim artıkları ile İran ve İsrail aparatları Lazkiye’de olaylar çıkarınca, “Açın kapıları, Alevileri öldürüyorlar” diye yaygara yaptı mı? Yaptı.
  • Esad’ın Şam’ı terk ettiği gün “Şam rejimiyle görüşülsün” diyen, bir yıl sonra Halep’ten teröristler temizlenirken “SDG’yle görüşülsün” diyen kimdi? CHP Genel Başkanı Özgür Özel.
  • Halep PKK/YPG teröristlerinden temizlenirken, operasyonu yöneten Şara’yı hedef alan kimdi? Yine Özgür Özel.

***

Bakın, CHP ve müttefiklerinin bu ortak tavrı sadece Suriye’de böyle değil…

Irak’ta da böyle, Libya’da da böyle, Gazze’de de böyle, Akdeniz’de de böyle, Karabağ’da da böyle…

Bugün PKK/YPG’nin tasfiyesi Batı’da, Güney’de kimleri rahatsız ediyorsa, en az onlar kadar içimizdeki baykuşları da rahatsız ediyor.

Onların da kim oldukları belli, YPG derdest edildiğinden bu yana hiç sesleri çıkmıyor.

11 yıllık bir mücadeleden sonra bölgemizde PKK/YPG değil, aslında Büyük İsrail projesi çöktü, Davut Koridoru başlarına yıkıldı.

Şimdi problemimiz şu;

Dışarısını temizliyoruz da, içimizdekiler ne olacak?..

Bunların, yıllardır açık açık yaptıkları ihanet yanlarına kâr mı kalacak?

Dış tehditlerden kendimizi koruyoruz da, içeride bizi kim koruyacak?

Yücel Koç'un önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR