Sömürgecilerin sinsi silahı bağımlılık! Yeşilay'dan dikkat çeken panel
Türkiye Yeşilay Cemiyeti "Bağımlılık ve Sömürgecilik" kitabıyla sömürge tarihinin görünmeyen yüzüne dikkat çekti. Kitabın yazarı akademisyen Osman Atasoy Türkiye Gazetesine özel açıklamalarda bulunarak çalışmanın literatürde bir ilk olduğunu söyledi. "Neslini ve nefsini kurtaran toplumlar kazanacak" vurgusunun yapıldığı panelde emperyalizmin bağımlılıkla bugüne uzanan münasebetine dikkat çekildi. İşte detaylar...
I. Dünya Savaşı Osmanlı toprakları için büyük bir yıkım oldu ve bu başşehir İstanbul'un işgaliyle neticelendi.
Başarısızlıkları sebebiyle İttihad ve Terakki liderleri ülkeden kaçarken, Devlet-i Aliyye yoksulluğun, hastalıkların içine gark oldu. Son sultan Vahideddin Han can çekişen bir devleti kucağında buldu.
İngilizler başta olmak üzere işgalciler sadece askeri olarak değil, ahlaki olarak da cemiyeti çökertmenin peşinde oldu. İngiliz gemileri İstanbul'a alkol başta olmak üzere bağımlılık yapan pek çok maddeyi de taşıyordu.
1920 yılına gelindiğinde yaşanan sosyal zaafa karşı Dr. Mazhar Osman Us liderliğinde, yeşil hilalli damgası olan sivil bir cemiyet teşekkül etti: Hilâl-i Ahdar...
Bugünkü adıyla Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Sultan Vahideddin'in tasdiki ve desteğiyle kurulmuş oldu.
EN SİNSİ SİLAH
Emperyalistlerin zihinleri keyif verici maddelerle işgal etmek için uyguladıkları taarruza karşı bir savunma cephesiydi.
106 yıl önceki bu hikaye Sepetçiler Kasrı'nda düzenlenen "Bağımlılık ve Sömürgecilik" konulu panelde özel bir tanıtım filmiyle de anlatıldı.
Filmde emperyalistlerin koloni bölgelerinde gerçekleştirdikleri sömürü faaliyetleri arasında uyuşturucu, alkol ve fuhuş olduğunun altı çizildi.
Yeşilay Cemiyeti'nin sömürgecilerin bağımlılıklarla ülkeleri işgal etme projesine bir reaksiyon olarak ortaya çıktığı vurgulandı.
Birleşik Krallık İngiltere ile Çin arasındaki Afyon Savaşları'na dikkat çekilen filmde "Bağımlılık işgalcilerin ve sömürgecilerin tarih boyunca kullandığı en sinsi silahtır" mesajı verildi.
"TÜRKÇEDE MAALESEF ÇOK FAZLA ÇALIŞMA YOK"
Yeşilay Yayınları tarafından basılan "Bağımlılık ve Sömürgecilik" kitabının tanıtıldığı programda Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar açılış konuşması yaptı.
Prof. Dr. Murat Şentürk'ün moderatörlüğünde başlayan ilk oturumda Prof. Dr. Ahmet Kavas, Dr. Selçuk Aydın ve kitabın yazarı Dr. Osman Atasoy değerlendirmelerde bulundu.
Tarih boyunca milletleri ekonomik, siyasi ve sosyal yönleriyle sömüren devletlerin keyif verici maddeleri ve çeşitli bağımlılıkları nasıl silah olarak kullandıkları anlatıldı.
İşgal ve sömürü faaliyetleriyle milletlere zehir saçan emperyalistlere karşı Osmanlı İmparatorluğu'nun panzehir olduğunun da altı çizildi.
Dr. Osman Atasoy ilk oturum sonrasında gazetemize özel açıklamalarda bulundu.
Kitabın yazılış safahatı hakkında bilgi veren Atasoy, literatürde bu konunun pek işlenmediğine dikkat çekiyor.
"Sömürgecilik olgusunun moderniteyi, modern dünyayı, içinde yaşadığımız dünyayı anlamlandırmada önemli bir kavram olduğu kanaatindeydim uzun süredir" diyen yazar sözlerine şöyle devam etti:
"Fakat bunun içerisinde mütemmim bir cüz, yani tamamlayıcı olarak bulunan bağımlılık ilişkilerini de düşündüğümüz zaman sömürgeciliğin daha anlamlı bir hâl aldığını, sömürgeciliği anlamanın daha mümkün hâle geldiğini fark ettim. Dolayısıyla bu çalışmaya bu şekilde başlamış oldum.
Literatürü okuduğumda Türkçede maalesef çok fazla çalışma yok bu konuda. Fakat İngilizce literatür biraz daha geniş. İngilizce literatürden faydalanarak Çin, daha önce tütün üzerinden Amerika kıtasında yaşananlar ve Cava modeli…
Bağımlılığın iki yönünden bahsettik. Bir tanesi tâbiyet anlamındaki, yani İngilizcede 'dependence' olan bağımlılık. Sömürgeciliğin asıl amacı zaten sömürdüğü bölgeyi iktisadi, ticari ve siyasi olarak bağımlı yapmak. Fakat sömürgecilik, özellikle emperyalizm safhasına geçtikten sonra bağımlılık olgusunu, yani iptila ya da 'addiction' dediğimiz olguyu bir araç, bir yöntem olarak kullandığını fark ettim."
"YEŞİLAY TEPKİ OLARAK DOĞDU"
Kitapta Osmanlı'dan Cumhuriyete geçişte Yeşilay'ın rolüne dikkat çekilirken, muhteva hakkında Atasoy şu bilgileri paylaşıyor:
"Bunu kitapta tarihi bir hat olarak sunduk. Yani tütünle başlayan, afyonla devam eden İngiliz ve Hollanda sömürgeciliği… En sonunda da Millî Mücadele döneminde, Osmanlı'ya karşı Dünya Savaşı'nın sonunda bir emperyalist işgal girişimi ve bu işgal girişiminde de bağımlılık olgusunun bir araç olarak kullanıldığı girişimini görüyoruz.
Burada Yeşilay'ın bir tepki olarak doğduğunu, bu bağımlılık girişimine; hem zihinsel bağımlılık hem fiziksel bağımlılık hem iktisadi hem siyasi bağımlılığa topyekûn mücadele için kurulduğunu fark ettim. Bu tarihsel hatları birleştirdiğimizde ortaya sömürgecilik olgusunu açıklayan ve sömürgeciliğin bağımlılıkla derin yapısal ilişkisi olduğunu ortaya koyan bir çalışma çıktı."
"KLASİK ANLAMDA SÖMÜRGECİLİK, TOPRAĞI İŞGAL ETMEK KALKTI"
Açılışta konuşan Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç de sömürgeciliğin artık yeni bir döneme girdiğini, kartların yeniden dağıtılarak dünya düzeninin yeniden kurulduğuna dikkat çekti.
Dinç "Artık klasik anlamda sömürgecilik, toprağı işgal etmek, askerlerle bir yere gelmek kalktı. Artık bunun yerine bağımlılık endüstrisi üzerinden, bağımlılıklarla beraber insanların bedenlerini, ruhlarını, zihinlerini, kalplerini işgal ederek o bağımlılığı ortaya çıkartarak sömürüyü devam ettirme var" dedi.
"Bağımlı bir kişi sadece kendine zarar veren bir kişi değildir. Bağımlılığın zararı sadece bir kişide kalan zarar değildir. Bağımlılık o kişi başta olmak üzere ailesini, sevdiklerini, nihayetinde toplumu ve büyük resimde insanlığa zarar veren, esir eden, çok boyutlu olarak yıkımlar getiren insanlığın başına gelmiş en büyük zararlardan bir tanesidir." sözlerinin ardından Yeşilay'ın bağımlılıkla mücadelesinin emperyalizme karşı bir savaş olduğunu ifade etti.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Coşkun Yılmaz, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Yeşilay Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu üyeleri, akademisyenler, araştırmacılar, yayın dünyasının temsilcileri ve davetliler de programa katıldı.

