O dönemlerde hastaneye başvurular artıyor! Uzmanlar İstanbulluları uyardı
İstanbul'da hava kirliliğinin arttığı dönemlerde hastane başvurularının da artış gösterdiği tespit edildi. Çocuklar, 65 yaş üstü kişiler ve KOAH, astım gibi rahatsızlığı olanlarda şikayetlerin yoğun olduğu belirtildi. Uzmanlar kirliliğin yoğun olduğu dönemlerde dışarıda yapılan aktivitelerin sınırlandırılması uyarısında bulundu.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yürütülen araştırmada, İstanbul'da hava kirliliğinin arttığı dönemlerde hastanelere yapılan hasta başvurularının da arttığı tespit edildi.
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Özkan Çapraz tarafından, İstanbul'da hava kirliliğindeki artış ile hastane başvuruları arasındaki ilişkinin ortaya konulması amacıyla çalışma yapıldı.
Çalışmada, İstanbul'da farklı dönemlere ait hava kirliliği verileri ile hastanelere yapılan başvurular karşılaştırılarak, hava kalitesindeki değişimlerin sağlık hizmetlerine başvurular üzerindeki etkisi incelendi.
Araştırma sonucunda, hava kirliliğinin arttığı dönemlerde hastanelere yapılan başvurularda da artış yaşandığı belirlendi.
Araştırmada, hava kirliliğinin çocuklar, yetişkinler ve 65 yaş üzerindeki bireyler üzerindeki etkileri de ayrı ayrı değerlendirildi. Bulgular, özellikle yaşlıların hava kirliliğine karşı daha duyarlı gruplar arasında yer aldığını ortaya koydu.
Kirleticilerin sağlık üzerindeki etkisinin büyüklüğünde ise çapı 2,5 mikrometreden küçük partikül maddeler, azot dioksit ve çapı 10 mikrometreden küçük partikül maddeler sıralaması öne çıktı.
Çalışmada, İstanbul'da 2013-2017 döneminde astım, akut bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle hastanelere yapılan yaklaşık 3,94 milyon başvuru incelendi. Üç hastalık grubuna ilişkin başvurular ile hava kirliliği arasında anlamlı ilişkiler saptanırken, özellikle azot dioksit ve ince partikül madde düzeylerinin etkileri ön plana çıktığı belirlendi.
Araştırmalarda, İstanbul'da partikül madde ve azot oksitlerin özellikle kış aylarında daha yüksek seviyelere ulaştığı belirlendi. Kış mevsimini sonbahar ve ilkbahar takip ederken, yaz aylarında bu kirleticiler için sınır değerlerin aşılmasıyla sonuçlanan olayların azaldığı tespit edildi.
Çalışmada ayrıca yer seviyesindeki ozonun solunum yollarında tahrişe yol açabildiği, özellikle çocuklar, yaşlılar, astım hastaları ve açık havada fiziksel olarak aktif kişiler açısından risk oluşturabildiği belirlendi.
"YAŞLILARIN DAHA ÇOK ETKİLENDİĞİ ORTAYA ÇIKTI"
Çapraz, AA muhabirine, yaptıkları çalışmanın İstanbul'daki hava kirliliği ölçümleri ile hastane başvuruları arasındaki ilişkiyi incelediğini söyledi.
Bu kapsamda hava kirliliği ölçümleri ile hastane başvurularını karşılaştırdıklarını belirten Çapraz, "Yaptığımız çalışmaya göre hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde hastane başvurularının arttığı gözlenmiştir. Hava kirliliğinde çeşitli tipleri var. Örneğin, araç egzozlarından çıkan hava kirliliği, ısınma kaynaklı hava kirliliği veya doğal kaynaklı hava kirliliği gibi. Yaptığımız çalışma, özellikle insan kaynaklı hava kirliliğinin sağlık sorunlarını daha çok arttırdığını göstermekte." diye konuştu.
Çapraz, özellikle araç egzozlarından çıkan azot dioksit ve küçük partiküler maddelerin astım, KOAH, akut bronşit gibi solunum yolu hastalıklarını arttırdığının gözlendiğini belirterek, "Çalışmada özellikle yaşlıların daha çok etkilendiği ortaya çıktı. Onun haricinde bu etkiler aynı gün ortaya çıkmayabiliyor. Örneğin, hava kirliliğinin yüksek olduğu günden birkaç gün sonra da etkileri ortaya çıkabiliyor. Buna gecikmeli etki deniyor." dedi.
Hassas grupların hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarıda yaptıkları aktiviteleri daha sınırlandırmalarının önemli olduğunu anlatan Çapraz, şöyle devam etti:
"Hava kirliliği özellikle KOAH ve astım gibi hastalığı olanlar, çocuklar ve 65 yaş üstü kişilerin daha fazla etkiliyor. Çalışmada bunların hastanelere daha çok başvurduğunu tespit ettik. Ayrıca daha önce yaptığımız başka çalışmada Sahra tozu taşınımının etkisine de baktık. Aynı gün içerisinde acil başvurularını Sahra tozu taşınımının astım ve KOAH çok etkilemediğini gördüm. Fakat akut bronşit başvurularını bir nebze arttırıyordu."
Çalışmada küçük partikül maddeler, azot dioksit ve ince partikül madde gibi hava kirleticilerine de bakıldığını belirten Çapraz, küçük partiküler madde boyutlarının çok küçük olduğu için akciğerlerin en iç noktalarına kadar ulaşabildiğini, bu nedenle astım ve KOAH gibi hastalıkları tetikleyebildiğini kaydetti.
Çapraz, İstanbul genelinde hava kirliliği açısından araç trafiğinin, evsel kirliliğin ve sanayi kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerin daha riskli olduğunu ifade etti.
4 ilden kar haberleri geldi, zirveler beyaz büründü
Araç trafiğinin hava kirliliğinin kaynaklarından biri olduğunu aktaran Çapraz, "Öncelikle hava kirliliğinin arttıracak kaynaklarından birisi araç trafiği olduğu için benzinli araçlar yerine hibrit veya elektrikli araçların tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Onun haricinde yakıt olarak kömür veya odun gibi fosil kaynaklı yakıtların yerine doğal gaz kullanılması hava kirliliğine çok pozitif bir etkisi var. O yüzden doğal gaz kullanımı o yüzden çok avantajlı." ifadelerini kullandı.
Çapraz, sanayi bölgelerinin mümkün olduğunca şehrin dışında olması gerektiğini sözlerine ekledi.
