Kaydet
a- | +A

Eshâbdan bir hanım, bir gün hediye olarak bir kap dolusu “bal” gönderdi Efendimize.

Efendimiz, balı aldılar.

Başka kaba koydular.

Ve kabını geri görderdiler.

Ancak ne hikmetse o kap “dolu” olarak ulaştı o hanım sahâbîye.

Kadıncağız kabı aldı.

Çok üzüldü, hattâ ağladı!

Zîrâ Efendimizin, o hediyeyi kabûl etmediğini zannetmişti.

Hemen huzûruna koştu.

Ve merakla sordu:

"Yâ Resûlallah! Gönderdiğim hediyeyi kabûl etmediniz mi?"

Buyurdular ki:

"Hediyeni kabûl ettim."

Hanımcağız şaşırdı!

"Ama kap, dolu olarak geri geldi yâ Resûlallah!" dedi.

Efendimiz, ona;

"Sana gelen o bal, Rabbimizin sana özel ihsânıdır" buyurdular.

Bu defâ çok sevindi.

Efendimizden özür diledi.

Ve sevinerek geri döndü.

O balı yıllarca yediler.

Bitmek tükenmek bilmedi.

Ama bir gün yanlışlıkla başka kaba aktardılar.

O günden îtibâren azalmaya başladı.

Ve nihâyet bitti.

Peygamberimiz;

"O bal kabında dursaydı, kıyâmete kadar yenirdi de yine bitmezdi" buyurdular.