BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kıbrıs'ın ’ın dinlemesini bilene anlatacak sözü çok

Akdeniz iklimi ve sıcak insanlarıyla üç kıtayı birleştiren en güzel adalardan biri olan Kıbrıs, keyif düşkünlerinden tarih meraklılarına, gurme tatlar peşinde koşanlardan alternatif adresler arayanlara, her daim cazip seçenekler sunuyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Türkiye’nin resmen tanıdığı ‘Yavru Vatan’ ismini almış ayrı bir ülke. Dinlemesini bilene anlatacak sözü çok olan bir coğrafya. Altın rengi kumsalları, farklı lezzetler sunan mutfağı, hayattan zevk almasını bilen rahat mizaçlı ada halkı ile insanı kendisine hemen bağlayan bir cazibe merkezi. Kıbrıs, güneybatı Asya’da bulunan Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz’in üçüncü büyük adası.  Mükemmel Akdeniz iklimi ve sıcak insanlarıyla üç kıtayı birleştiren en güzel adalardan biri.

Arkeolojik kazılar MÖ 7000 yılına uzanan neolitik zamana ait yerleşim birimleri ortaya çıkarmış. Bulunan kalıntılar buraya yerleşen ilk insanların Mezopotamya ve Anadolu’dan geldiklerini, tarım yaptıklarını ve hayvan evcilleştirdiklerini gösteriyor. Dünyanın en eski su kuyuları yine Kıbrıs’ta. Kesinlikle Akdeniz’in en ayrıcalıklı tatil merkezi. Keyif düşkünlerinden tarih meraklılarına, gurme tatlar peşinde koşanlardan alternatif adresler arayanlara, her daim cazip seçenekler sunuyor Kıbrıs. 

RESMÎ DİLİ TÜRKÇE
Kıbrıs çok dilli, çok kültürlü bir coğrafya. Türkiye, Suriye, İsrail, Mısır ve Yunanistan ile komşu. 1960 yılında, Kıbrıs iki ayrı devlete ayrılmış ve 1974’den bu yana, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adıyla anılmakta. Kuzey Kıbrıs’ta Müslüman nüfus oranı %98. Türkçe Kuzey Kıbrıs’ın resmî dili.  İngilizce de bilinen ve kullanılan diğer bir dil.  
Karaoğlanoğlu bölgesinde Alsancak kısmında Girne’ye yaklaşık 15 kilometre mesafede yer alan Karmi (Karaman) köyü huzurlu evleri ile kendine özgü bir karaktere sahip. Evlerin duvarlarını kaplayan begonvilleri, ‘incir geçidi, limongil, selvi sokak’ gibi nefis isimlere sahip.

KÜLTÜRÜ MERAK UYANDIRIYOR
Adalı olmanın ilk ritüeli Türkiye’de çay alışkanlığı neyse Kıbrıs’ta da ‘Con kahve’ o. Dolayısıyla bu ritüele uyarak, Türk kahvesine göre daha hafif olan ve günün her saati ikram edilen kahve tadımı. Kıbrıs 20 nadir orkide ve 371 göçmen kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Dünyadaki toplam 1.950 çiçekli bitki türünün 140 tanesi sadece Kıbrıs’ta. Diğer taraftan gezdik ve gördük ki Kıbrıs tarihî dokusu ve kültürü ile büyük merak uyandırıyor. Kendine özgü deyimleri, gelenekleri ve ritmi olan adaya kolayca alışır, Kıbrıs’tan ya da ada halkının deyimiyle ‘Kıprıs’tan her dönüşünüzde inanın biraz daha ‘Adalı’ olursunuz. Bence Kıbrıs’a en çok yakışan ilkbahar ve sonbahar. Biz de bir sonbahar ayında gelmeyi tercih ettik. Helliminden çakıstesine, şeftali kebabından molehiyasına kadar lezzetlerini tattık. İşte bu lezzetlerden bazılarını paylaşmak isterim.

HELLİM PEYNİRİ: Kıbrıs kökenli, sık dokulu, sarımsı beyaz renkte taze bir peynirdir. Genelde ızgarada ya da yağsız tavada kızartıldıktan sonra çok keyifli. Hellim Kuzey Kıbrıs’ın önemli bir ihraç kalemi. Hellimin içinde başta keçi sütü olmak üzere süt, tuz ve bazen de nane olabiliyor. İçerisindeki süt, keçi, koyun veya inek sütü olabilir. Bunların içinde keçi ve koyun sütlerinden yapılanları daha dayanıklı ve lezzetli. Uygun şartlarda bir yıl kadar dayanabilir. İnek sütünden yapılan hellim ise birkaç ay içinde bozulabiliyor. Bu peynir türü taze, salamura edilmiş veya baharatlanmış olarak yenir.

KLEFTİKO: (Küp kebabı-hırsız kebabı) olarak da bilinen bu gelenek Türk lezzetinde. Zeytinyağı, sarımsak, soğan ve bitkilerle marine edilmiş kuzu eti bulunuyor. Yerliler tarafından “hırsız kebabı” olarak da adlandırılmasının sebebi, bir zamanlar dağlardaki kuzuların ve keçilerin sürülerinden kaçırılıp fark edilmemek için koku ve dumanın saklanması amacıyla çamurla kaplanmış eğreti yer altı fırınlarında saatlerce pişirilmesidir. Dağ kekiği, defne yaprağı ekleyip biraz da limon sıkarsanız etin zengin aromasını biraz kesmeye yardımcı olabilir.
KIBRIS MACUNLARI: Kıbrıslı Türklerin, çeşitli meyveleri ve sebzeleri değişik yöntemlerle macun hâline getirip muhafaza etmesi ve misafire tatlı olarak ikram etmesi Kıbrıs Türk macun kültürü olarak adlandırılabilir.  Kıbrıs mutfağında ve Kıbrıs misafir ağırlama kültüründe macunların çok önemli bir yeri var. Gelen misafirlere kahve ikramı sonrası macun ikram etmek adetten. Macunlar, özü itibari ile reçele benzese de Kıbrıs kültüründe ikisi arasında hem tüketim şekli ve hazırlanış şekli açısından farklar vardır. Macunlar, kendine özgü bir şekilde servis edilmektedir. Macun taneleri, küçük çukur bir tabağa konup, üstüne şerbetinden dökülür. Ev ikramları esnasında geleneksel olarak üç dişli, ince uzun tatlı çatalı kullanılır. Bazı evlerde ince uzun kaşık kullanıldığı da görülür. Eğer gelen misafir çok ağır ve önemli bir misafir ise gümüş çatal veya kaşık kullanmak eski bir gelenektir. Misafir, suyunu macunu yedikten sonra içilebileceği gibi, macunun şekerli tadını azaltmak için macunu suya batırmak için de kullanabilir.

ÇAKISTES ZEYTİN YAPIMI ve KARA YAĞ: Kıbrıs’ın yeşil altını, Kıbrıs damak tadımını anlatan hem sağlık, hem de lezzet bakımından harika bir besin. Çakıstes zeytinler henüz yeşilken toplanarak hazırlanan bir lezzet. Yeşil hâlde toplanan zeytinler taş yardımıyla kırılıyor, adı da bundan dolayı çakıstez oluyor. Yeşil zeytinler tek tek kırıldıktan sonra içindeki acı tadın çıkarılması maksadıyla üç gece boyunca suda bekletilir, her gece suları değiştirilen zeytinler daha sonra yıkanarak tuzlanmaya hazır hâle gelir. Yeşil zeytinler, üç avuç zeytine bir avuç kalın tuz yani salamuralık tuz eklenerek kavanozlara doldurulur. Bazı ev hanımları kavanozun içine zeytinlerin üstünü örtecek kadar su koyarak en üstüne ayıkladıkları sarımsakları ve iki limonu sekiz parçaya bölerek zeytinlerin üstüne yerleştirip üzerine halis zeytinyağı ekleyip dinlenmeye bırakırlar. Ortalama üç gün içinde tuz eriyecek ve zeytinler yenilmeye hazır hâle gelecektir.

SAMARELLA: Kıbrıs mutfağında özel bir lezzettir. Genel olarak bol tuzlu ve bol kekikli keçi etinin, yaz aylarında çam yaprakları arasında kurutulmasıyla elde edilen bir Kıbrıs lezzeti. Çam pürüleri (yaprakları) ete bir aroma katarken, etin fermante olmasını sağlamaktadır. Tuz da etin daha güzel güneşte pişmesini sağlar. Yapım aşaması oldukça zahmetli olan bu lezzet genelde başlangıç olarak tüketilir. Bazı evler de kahvaltılarda yumurta ile tüketiliyor. Et bol bol tuzlanıyor ve iki gün kuru, temiz ve güneşli yüksek bir ortamda asılıyor. Üçüncü gün etler kaynar suya batırılıp çıkarılır. Üzerlerine et tahtası ile yumuşaması için vurulur, tekrar bolca tuzlayıp bir gün daha güneşte bekletilir, üçüncü günkü işlem iki gün daha tekrarlanır. Altıncı gün, yine etleri kaynar suya batırıp çıkarılır. Üzerlerine tuz ve kekik sürülür, etler iyice kuruyana kadar temiz ve güneşli bir ortamda bekletilir.

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620973 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/620973.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT