BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bağımızı “orman arazisi” diyerek elimizden aldılar

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Feridun Ağabey, yıllar öncesinden süregelen yanlış kararlarla birçok köyler boşalmış, ziraat ve hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Şimdi de bu ve benzeri sebeplerle metropollere göç eden işsiz insanlar buralarda hayatını sürdürmeye çalışmaktadır.
Benim meselem ise rahmetli babama 1955 yılında miras kalan bağ ve bahçe niteliğindeki arazimizin birçok emek vermemize rağmen 1990’lı yıllarda kadastro çalışması evvelinde Anayasa Mahkemesi’nin bu yerleri E.1978/31, 1.6.1988 tarih ve 1988/13 sayılı kararla orman arazisine dâhil etmesiyle şoke olduk. Bu kararın bizi mağdur etmemesi ve o güzelim bağ ve bahçemizin harap olmaması için çalmadığımız kapı kalmadı, vermediğimiz hukuki mücadele kalmadı. Sekiz on sayfa anlattım size… Son olarak şunu söylemek istiyorum. 25 seneden beridir beni ve ailemi hatta birçok aileyi yıpratan bu haksızlık bugün giderilmedi ama giderilse bile neye yarar? Kaybettiklerimiz geri gelebilecek mi? Annem üzüntüden şeker hastası oldu, bir kalça kırıklığı ile 9 gün içinde vefat etti. Yaşı nüfusta 72 esas yaşı 74’tü.
Elazığ’ın Maden ilçesinde Suvaroğlu mevkiinde Mehmet Efendi, Fahriye (Makbule) ve Necdet Akman’a ait olan (eskiden) bu araziyi (bahçeyi) yetkililerin gidip gezmelerini, yerinde incelemelerini istiyor, arazi orman idaresine geçtikten sonra 3. kişilerin bu yerden 25 senedir faydalanıp, faydalanmadığını komşulardan öğrenmelerini istiyorum. Yine o bağ ve bahçenin nasıl kurumaya terk edildiğini meyve ağaçlarının ne hâle geldiğini bizzat görmeleri temennimdir. Hukukta “ihkak-ı hak” (kendiliğinden hak alma) diye bir kavram vardır. Tasvip edilmez lakin bu zeminde bu oluşturulmamalı. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasan” özdeyişi boşuna mı söylenmiştir. Saygılarımla...
             Necdet Akman-İstanbul
 
 
“Ruhsatları var ama güvenirlikleri yok!”
 
“Sayın Feridun Ağabey, size gönderdiğim bu maili Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ilgilileri lütfen okusunlar. Büyük bir firmanın iş yeri hekimiyim. İşe başlayacak elemanlardan sağlıkla ilgili bazı tahliller ve filmler istemekteyiz. Önceleri gelen sonuçlarda bir sıkıntı yoktu. Ama son yıllarda OSGB denilen yerlerde yapılan filmler ve tahlil sonuçlarından çok ciddi sıkıntılar yaşamaktayız.
OSGB kurumları; her ne kadar ruhsatlı iseler de küçük bir mekâna koydukları röntgen cihazı ve laboratuvar ile ve tek hekim ile hepsini yapmaya çalışmaktalar. Hatta ruhsatsız ve denetimsiz gezici araçları ile iş yerlerinde toplu sağlık taramaları yapmaktalar.
Sayın devlet yetkililerimizin işçi sağlığı ve güvenliği için yaptıkları takdire şayandır. Şehir hastaneleri artan ülkemizde, muayenehanelerin ve polikliniklerin kapandığı bir süreçte böyle sağlıkla ilgili olmayan kişi ve küçücük kurumlardan güvenilir sonuçlar nasıl beklenebilir?
OSGB’ler hakkında daha fazla etik olmayan duyumlar da var. Bunlar araştırma sonucu ortaya çıkabilir. Selam ve saygılarımla...”
           Rumuz: “Bir işyeri hekimi”
 
 
Kavgayı mı seviyoruz, kendimizden mi kaçıyoruz?
 
Öfkemize hâkim olamıyoruz muyuz acaba? Gün geçmiyor ki, tartışma sırasında çıkan kavga haberleriyle hayretler içinde kalıyoruz. Geçtiğimiz gün hakkı hukuku en iyi bilen meslek olan avukatlar arasında bile birbirlerine saldıranlar kavga edenler haberlerde yer aldı. Öfkeli yolcu, öfkeli şoför öfkeli anne, öfkeli koca… Geçen metrobüste bir anda bir gürültü koptu. Birkaç kişi bir adamı hem de hanımının yanında döverek hastanelik ettiler. Kavga öyle anında çıktı ki kimse ne olduğunu anlayamadı. Durun yapmayın demeye fırsat kalmadan adam haşat oldu… Allahtan yanlarında başka bir şey yoktu. Yoksa o sinirle bana mısın demezlerdi. Sebep neymiş? Otobüste yer kavgası… Bu mudur yani? Hakikaten hâlimize acınacak bir hâle geldik. Öte yandan kimsenin kimseyle konuşmaya cesareti kalmayan bir noktaya geldik. Otobüste adama muhabbet başlatmak için “bu sırt sırta yolculuk neden biliyor musun?” dedim. Adam sadece baktı bana. “Zoraki samimi olalım diye” dedim ki gülümsesin diye. Yine muhabbete girmedi. Sadece bir iki kelimeyle onaylar gibi yaptı. Ama kilitledi kendisini…
           Remzi Kadirli-Avcılar/İstanbul
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604819 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/604819.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT