BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İkinci Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Saygıdeğer Hocam Prof. Dr. Belkıs Ulusoy Nalcıoğlu’nun nazik bilgilendirmesiyle haberdar olduğum bir sempozyumu sizlerle paylaşacağım.
“İkinci Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu” Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 20-21 Kasım 2018 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. İlki 27 sene önce düzenlenmiş. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Okan Yeşilot Hoca, sempozyum hakkında özetle şu bilgiyi veriyor:
“Bizler Türk dünyasıyla ilgili kurumlar olarak birçok çalışma yapıyoruz. Sultanbeyli Belediyesi bu tarz akademik çalışmalara her zaman destek veriyor, Belediye Başkanı Hüseyin Keskin'e çok teşekkür ediyorum. Hayırlara vesile olmasını diliyorum. 'Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu'nun devamı niteliğinde olan bir toplantı oldu.”
Sempozyumun en genel hatlarıyla konusu, çağdaş Türk devlet ve topluluklarında kullanılmakta olan yazı sistemleri/alfabelerdir. Sempozyum, Türk devlet ve topluluklarında kullanılmakta olan yazı sistemlerini tespit etmeyi, bağımsızlık sonrası geçen süre zarfındaki durumunu ortaya koymayı ve Türk topluluklarında ortak alfabe kullanma konusunu tartışmayı amaçladı.
Sempozyumun amaçları arasında şunlar bulunuyor:
Çağdaş Türk devlet ve topluluklarında kullanılmakta olan yazı sistemlerini/alfabeleri tespit edip güncel durumunu ortaya koymak;
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sonrası bağımsızlığını kazanan Türk devletlerindeki alfabe süreç ve uygulamalarını ve hâlihazırdaki durumunu tespit etmek; bununla ilgili sorunları ve çözüm önerilerini görüşmek;
Türk devlet ve topluluklarında ortak alfabe kullanılma ihtimalini tartışmak;
Çağdaş Türk yazı sistemleri üzerine çalışma yapan araştırmacılara bu araştırmalarını sunabilecekleri ve uluslararası düzeyde duyurup tanıtabilecekleri bir ortam sağlamak...”
 
 
 Vatandaş olarak bilmediğimiz bir sebebi mi var?
 
Feridun Bey merhaba, parklarla ilgili bir sıkıntıyı gündeme getirmek için size yazıyorum.
Malum belediyeler büyük masraflar yaparak ve emek harcayarak çok güzel parklar yapıyorlar. Bu yapılanlar takdire şayandır. Belki de buraya çok para harcadık korumamız gerek düşüncesinden midir, parkın çevresini kale duvarı gibi duvar veya çitlerle örüyorlar. Parka girmek için belirlenmiş olan kapıları kullanmak zorunda kalıyoruz. Yani içeride bir bankta 5-10 dakika oturmak isterseniz, 150-200 metre yürüyüp içeri girmek zorunda kalıyorsunuz. Parklar umuma açık yerler ise, niçin çevre ile irtibatları kesiliyor? Vatandaş parkın her yerinden rahat rahat giriş çıkış yapsa olmaz mı? Bizim bilmediğimiz bir sebebi mi var? Siz hiç doğada giriş kapısı olan orman gördünüz mü? Belediyelere sebebini sorsanız, güvenlik diyebilirler. Ama madem parklar güvensiz yerler, o zaman niçin o kadar para harcıyorsunuz? Mahalli seçimler yaklaştığından, özellikle belirtme ihtiyacı duydum.
           Ziya Çelikateş-İstanbul
 
 
“Ben âşık mı oldum şimdi?”
 
Ah Feridun Ağabey, hani derler ya “her güzelin kahrı çekilmiyormuş!” Ben eridim, tükendim bittim ağabey… Ailem beni bir evin bir oğlu olarak büyüttü. Ablalarım vardı ama ben yaşça en büyük ablamın çocuğu yaşındaydım. O kadar yaş farkımız vardı. Benim bir dediğimi iki etmeyen ailem bana o kadar ilgi göstermişlerdi kendimi çok farklı çok özel zannederek büyüdüm. Hiç “hayır” diyenim yoktu… Ta ki onunla tanışana kadar… Ah Feridun Ağabey ben içi içine sığmayan bir kozmonot oldum. Sen de olmasan derdimi paylaşacak kimse yok… Ben onu gördükten sonra kendimi kaybettim… Şimdi genç yaşta 46’lıklar gibi geziyorum… Onsuzluğun acısı çiğ köfte acısından da acı… Kendi içimde alevlenip kavruluyorum. Kendimden çok uzaklara savruluyorum… Ben onu ibrişim kadar nazik sanıyordum. O ise karşıma polat gibi çelik gibi çıktı ağabey. Onu görmeden önce “ben” diyordum. Şimdi anladım yaşamanın verdiği acıyı... Ama o öyle bir acı ki, o acı var ya o acı… O acıyı çekmeyi her şeye değişirim… Ben âşık mı oldum ağabey?”
            Rumuz: “Hayal meyal”-Bursa
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
605307 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/605307.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT