BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Trafikte öncelik yayanın; ama kimin umurunda!

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Bu yıl ülke genelinde 3-9 Mayıs 2021 “Kara Yolu Trafik Haftası” pandemi nedeniyle kısıtlı olarak kutlanacak. İçişleri Bakanlığınca, yaya önceliği konusunda farkındalığın en üst seviyeye çıkarılması ve yaya önceliği vurgusuna önem verilmesi amacıyla; “Yaya Önceliği Kırmızı Çizgimizdir...” mottosuyla  Türkiye genelinde 81 ilde bulunan ışıksız yaya geçitlerinde protokol görevlileri tarafından yaya geçitlerine kırmızı çizgi çekildi.
Trafik polisinin bulunmadığı noktalarda Fahri Trafik Müfettişleri; çalışmalarında yer ve zaman sınırı olmadığından, bulundukları her yerde kural ihlali yapan araçların plakalarına Trafik Suçu Tespit Tutanağı düzenlemekte.
Bu müfettişler hiçbir beklentisi olmadan özveri ile çalışan, üniversite mezunu asker, polis, öğretmen, avukat, doktor, mühendis, hâkim ve savcı gibi çeşitli meslek gruplarından trafik kurallarını bilen ve uygulayan, trafik polisine rakip değil yardımcı olan ve toplumsal bilinci yüksek kişilerden seçilmiştir.
Fahri Trafik Müfettişleri "Trafiğin gizli gözleri" olup Türkiye genelinde 34 bini aşkın, İstanbul'da ise yaklaşık 4 bin 500 müfettiş, sürücüleri trafik kurallarına uymaya yönlendirmek ve trafik polisine yardımcı olmak amacıyla, 7/24 günün her saatinde trafik denetimi yaparak, trafik güvenliğini sağlamak için gönüllü olarak görev yapmaktadır.
Ancak “Bu kural ne zaman her sürücünün beynine kazınacak?" Bakınız kurala uyan sürücü durunca yaya da geçmeye başlıyor. Ama kural tanımaz sürücü beri yandan "vın" diye geçip gidiyor. Bu durumda yaya neye dikkat edecek? Duran araç ne yapacak? Durmayana kim ne yapabilecek?
          Halis Kahraman-İstanbul Fahri Trafik Müfettişleri Derneği Basın Sözcüsü 
 
 
Babam karışmıyor annem “hayır” diyor!
 
“Feridun Ağabey bir derdim var bir türlü annemi ikna edemiyorum. Üniversitede iki senedir sınıf arkadaşımla çok iyi anlaşıyoruz. Evlenmek için de karar verme aşamasındayım. O da benimle evlenebileceğini söylüyor. Ancak annem bu evliliği kabul etmiyor. Babam 'benim için fark etmez' dese de annem 'iyidir hoştur ama bizim kültürümüzü töremizi bilmez, biz onların töresini bilmeyiz. Sonra sorun yaşarız' diyor. Bu devirde iki insan anlaştıktan sonra böyle endişelere gerek var mı? Biz bunca eğitimi niçin alıyoruz? Eğitimli insanlar arasında bu konular sorun olmaz ki… Ama bunu anneme anlatamıyorum. Bu konuda bize bir öneriniz var mı? Annem haklı olabilir mi?” diyen İstanbul’dan Erdal kardeşimize;
Bu konuda evet siz eğitimli şuurlu gençler olarak haklısınız ama annenizin tecrübesini de asla yabana atmamak lazım. Şöyle ki, gerek senin gerek kız arkadaşının ailesinde akrabaları arasında herkes sizin ikiniz kadar bilgili eğitimli ve anlayışlı olacak ise mesele yok. Ama bir gerçektir ki aileler arasında gelenek görenek ve kültür hâlen önemli bir yer tutmaktadır. Bu aynı zamanda utanılacak değil övünülecek bir durumdur. “Bize kimse karışmaz, biz de kimseyi kendimize karıştırmayız” derseniz yine problem yok. Ama doğumda ölümde düğünde bayramda vb. günlerde ister istemez aileden başka birileriyle karşılaşılması bir araya gelinmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla anneniz bu gerçekleri dile getirmektir. Başkasının sözlerinden etkilenmeyecek ve birbirinize bu kültür etkisinden doğabilecek baskıyı yansıtmayacak iradeye sahip iseniz zaten geriye mutlu olmak kalıyor. Bu gerçekleri bir kere daha değerlendirip kararı yine kendiniz vereceksiniz. Mutluluk dileklerimizle... (F.A.)
 
 
Tarih öğretmenine sor!
 
Bu tehcir ve soykırım konusunda ortaokulda iken Fransız bir tarih öğretmeni bu konuyu gündeme getirmiş ve ben sınıfta tek Türk öğrenci olarak töhmet altında kalmıştım. O sene Türkiye’den gelen bir öğretmenimiz bunu öğrenince ertesi derste tarih öğretmenine “sen de şunları sor evladım” dedi.
“Ermeni vatandaşlarımız Osmanlı topraklarında kaç asırdır yaşıyorlardı? Niçin önceden böyle bir göç yok iken o sene oldu? Azınlıklara böyle bir şey yapıldı ise azınlık olarak niçin Yahudi ve Rum azınlıklara göç uygulanmadı? O tarihte Fransız askerleri Osmanlı topraklarında ve Güneydoğu’da ne için bulunuyordu?..” Ben ses tonumu hiç yükseltmeden bunların cevabını merak ettiğimi söyledim. Fransız tarih öğretmenim cevap veremeyip konuyu kapatmak zorunda kalmıştı... Yıllar geçtiği hâlde o tarih öğretmenini hiç unutamıyorum. Ama bu konuyu bizim hepimizin öğrenmesi ve bu konuyu soranlara doğruyu anlatacak seviyeye kendimizi getirmemiz lazım.
           Ahmet Hamdi-Bisviller
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618705 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/618705.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT