BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kendinize olan öz güveninizi kaybetmeyin!

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
“Feridun Ağabey, kendimi anlatmakta çok zorlanıyorum. Aklıma gelen fikri söylemek istediğimde sanki benimle alay edeceklermiş gibi geliyor” diyen üniversite öğrencisi Melahat T’ye:
Eğer herhangi bir konuda karşınızdakiyle iletişime girecekseniz, psikolojik olarak önce kendinizi motive etmelisiniz. Konuşacağınız konu hakkında çevrenizden veya farklı insanlardan çekinmeyin. Hele “Beni alaya alırlar mı?” diye asla endişe etmeyin. “Acaba bunu söylersem aptal mı zannedilirim?” gibi bir korku yaşamayın. “Acaba duygularımı tam olarak açıklayabilir miyim” gibi bir tedirginlik içinde olmayın. Çünkü böylesi korku ve endişeleriniz olduğunda baştan bu endişelere kilitlenirsiniz. Bu defa kendinizi gerçek anlamda anlatabileceğiniz ve açıklayabileceğiniz şekilde karşınızdakine anlatamazsınız. 
Eleştirilmekten korkarsanız, düşündüğünüzü söyleyemezsiniz. Bunun bir ileri noktası, bulunduğunuz ortamdaki kimselerin söylemlerini kabul etmek anlamına gelir. “Evet, aslında ben de öyle düşünüyorum” gibi bir onaylama ile kendi düşüncenizi yutarsınız. Bu ise kendinize olan saygınızın azalmasına sebep olur. Oysa o nasıl kendi fikrini rahatlıkla söylüyorsa ve siz onun hakkında herhangi bir tanımlama yapmıyorsanız, siz de kendi fikrinizi rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Söyleyebilmelisiniz. Ön yargıyı kesinlikle geriye iteceksiniz. Ne konuşurken ne dinlerken, çok eski bir tanıdık da olsa, fikrini, ideolojisini, inançlarını ve değerlerini bilseniz de konuşacağınız ve dinleyeceğiniz her konuda farklı bir mesaj olabileceğini akıldan çıkarmamalısınız. Eğer baştan “ne söyleyeceği belli”  gibi bir duygu hâkim olursa büyük yanılgılara sebep olabilir. Özellikle, dinliyorken başkalarının duygu ve düşüncelerini önemsemeyip hep kendi duygu ve düşüncelerinizi ön plana almanız da karşıdakini doğru anlamaya ve tanımaya engel bir durumdur. Bir muhabbet anında veya bir görüşmede kimi şaka konuşma veya semboller ortaya konuşulduğunda da onu kendi üzerinize alınmanıza gerek yok. Aksi takdirde kendi kendinizi toplumun dışına itmiş olursunuz. Bu durum daha çok üzerinize gelinmesine sebep olur. (F.A.)
 
 
Gözleriniz ve güzlükleriniz için...
 
Göz sağlığınız için: Kirli ellerinizle gözünüze dokunmayın. Sigara içmeyin. Güneş gözlüğü kullanın. Parlak ekranlara uzun süre bakmayın. Göz muayenenizi ihmal etmeyin. Yeterli ve dengeli beslenin. Sigara içmeyin. Sigaranın içerisinde sağlığı tehdit eden, zehirli, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4.000’den fazla kimyasal madde bulunuyor ve bu maddelerden en az 81’inin kansere doğrudan sebep olduğu ispatlanmış durumda. Kronik bronşit ve amfizem gibi nefes darlığı yapan akciğer hastalıklarının en önde gelen sebebi olan sigara, aynı zamanda akciğer kanserine bağlı ölümlerin %90’ının sebebidir. Sigara kullanımı, akciğer kanserinin dışında; ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, böbrek, prostat ve rahim ağzı kanseri riskini 30 kat artırmaktadır. Sadece içen kişi değil, sigara içen kişinin yanında bulunanlar ya da daha önce sigara içilmiş olan bir yerde bulunanlar da tütün kullanımından zarar görmekte; çevresel tütün dumanı, dünyada her yıl yaklaşık 900.000 kişinin ölümüne sebep olmaktadır.
         20. Bölge Kuzeydoğu OGO Başkanı Taylan Küçüker 
 
 
Özel meslek liseleri gurur verici işler yapıyor
 
2021 yılı itibarıyla iki yüz kadar özel mesleki-teknik lisemiz var. Bu okullarda 100 bin kadar çocuğumuz eğitim almakta. MEB’e bağlı meslek lisesi sayısı ise 4 bin 500 civarında. Bu okullarda ise 1 milyon 750 bin genç mesleki eğitim görüyor. Bu sayının bir kat daha artması icap etmektedir. Üretici, tasarımcı, bir mesleki eğitim olmadan nitelikli insan gücüne erişemeyiz. Almanya’nın sanayi toplumu olmasını sağlayan unsur mesleki eğitimdir. Bu ülkede dersler okulda öğretiliyor, sınavları ise başka bir kurum yapıyor. Bizde ise “anlatan” da “ölçen” de aynı birimdir. Bu bize başarı olarak dönmüyor. 10 yıl kadar önce teknik eğitim fakülteleri kapatılarak teknoloji mühendisi yetiştiren(?) akıl dışı kurumlara geçiş yapıldı. Bu tutum kaliteli, öğretme gücü yüksek teknik öğretmenleri ortadan kaldırdı.
Klasik liseden mezun olup mühendislik diploması alan kişilerden faydalı meslek dersi öğretmenleri oluşturmak akılcı bir yol değildir. Teknik konuları anlatan öğretmenleri ortaokul, lise ve üniversiteyi mesleki okulda bitirmesi sağlanmalıdır.
Dünyanın refah seviyesi en yüksek ülkelerinden İsviçre’de zorunlu eğitim 9 yıldır. Bizde ise boşu boşuna 12 yıl zorunlu eğitim vardır. Bu büyük bir kaynak israfıdır. Zorunlu eğitim 8-9 yıl olmalı, bu noktadan sonra öğrenciler “akademik” ya da “mesleki” olmak üzere iki gruba ayrılmalıdır.   
Türkiye’nin üretip ihraç ettiği malların kilogram fiyatı 1,2 dolar seviyesini geçemiyor. Bu hamallık olarak değerlendiriliyor. Katma değeri yüksek, markalı, yüksek kazançlı mallar üretebilmek için insan sermayesinin niteliğinin artması şarttır.
Öğrenciden para almadan eğitim veren özel meslek liselerine sağlanan destekler mutlaka artırılmalıdır. Bu kurumlardan vergi alınmamalı, yerel yönetimlerin daha çok maddi destek olması da sağlanmalıdır. Öğrenci başına 6-7 bin TL’lik teşvikler yeterli değildir. Bir öğrencinin mesleki eğitim harcaması ortalama 15-25 bin TL tutmaktadır.
        Ali Özdemir/Eğitimci-Yazar
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621446 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/621446.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT