BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Lavantanın avantası

Fatih Selek
Facebook
Yıllık iznimin bir bölümünü kullanmak için tatile çıktım.
İlk günden haber diyetine girdim.
Gündemden bihaber ne kadar yaşayabileceğimi test ettim.
İnterneti kapattım, televizyonu açamadım, elime gazete almadım.
Bunun yerine çiftçiyle sohbet ettim.
Üreticiyi dinledim.
Köylülerin pazarına gittim.
Dalından meyve kopardım.
Dağa çıkıp ada çayı topladım.
Orman patikalarında oksijen depoladım.
Ve bu ‘diyet’ten büyük keyif aldım.
Bir hafta sonra da ‘bakalım neler kaçırmışım’ diye geçmişi taradım...
Davutoğlu uzun uzun açıklamalarda bulunmuş. Onunla konuşanların programına son verilmiş. Kanalın yayın yönetmeni ukalalık yapmış.
ABD, beklendiği gibi F-35 savaş uçaklarını vermeyeceğini açıklamış, Cumhurbaşkanı rest çekmiş.
Hakan Atilla serbest bırakılmış, Rusya vizeleri kaldırmış, Çankırılı Boris İngiltere’ye başbakan olmuş.
Merkez Bankası faiz indirmiş, Anayasa Mahkemesi yine tartışılacak bir karara imza atmış.
Seçimden sonra ‘Bir saniye kaybedecek vaktimiz yok, verin mazbatamı’ diyen Ekrem İmamoğlu tatile çıkmış…
Sıcak yaz günleri için fena maddeler değil ama sıradan insanların gündemi çok farklı…
 

LAVANTA KÖYÜ
 
Sıradan vatandaşların sıra dışı hikâyeler yazdığı bir yere yolum düştü.
Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyüne…
Kuyucak, Türkiye’nin en ünlü köylerinden biri.
Burdur Gölü’ne bakan bir yamaçta kurulu köy, lavanta tarlalarıyla meşhur. 
Temmuz ve ağustos ayında buraya uğrayan tek renk görüyor: Mor.
Tarlalar fotoğraf çekilmeye, lavanta kokulu sokaklar gezilmeye, ziyaretçilerin ilgisi ise görülmeye değer.
Köy yolu öyle kalabalık ki…
Sanırsın Antalya - Isparta kara yolu.
Şehirler arası yollar bu kadar işlek değil.
İstanbul, Ankara, Sakarya, Aydın, İzmir, Kocaeli, Eskişehir… ve tabii ki yurt dışı plakalı araçlar köyün sokaklarında fink atıyor.
 

NÜFUS 250, ZİYARETÇİ 90 BİN
 
Köy kahvehanesinde oturduğumuz genç bir çiftçi “Geçen hafta sonu 28 bin araç giriş yapmış. Ortalama üçer kişi desen 90 bin eder. Köyümüzün nüfusu 250. Gelen, yaşayanların tam 360 katı. Gerisini siz hesap edin” diye söze giriyor.
45 yıllık lavanta üreticisi Süleyman Avcı Amca ise memnuniyetini dile getiriyor: “Isparta gülüyle meşhurdu şimdi de lavantasıyla konuşuluyor. İlgiden çok memnunuz. Ceviz, badem, buğday… Elimizde neyimiz varsa para etti. Ortaya ne koysak satılıyor. Kes otu, koy kapıya gidiyor. Hafta sonları yollar insan almıyor. Eskiden pazara çıkardım. Şimdi millet ayağıma geliyor.”
“Yarım asırdır ekiliyor ama üç beş yıldır biliniyor. Nasıl oldu bu iş?” diye soruyorum.
Cep telefonumu göstererek yöre şivesiyle cevap veriyor:
-Elindeki va ya! İşte ondan.
Aslında Kuyucak’ın başarısı sosyal medyanın gücü…
Lavanta tarlaları elinde cep telefonu ve fotoğraf makinesiyle poz verenlerle dolu. Köylüler de yol kenarındaki tarlalara kapı, pencere, salıncak ve seyir terasıyla ambiyans oluşturmuş. Biliyorlar ki Instagram’da her beğeni Kuyucak’a turist olarak dönüyor.
Köyün her evi bir üretici ve satıcı.
Mor renge boyanmış tezgâhlarda yok yok.
Sabun, krem, yağ, kolonya, reçel, dondurma, lokum, hediye kesesi, bal…
Hepsi de lavantalı…

GÖREN GELDİ
 
Pekiyi bu nasıl bir bitkidir, hangi şartlarda yetişir, kaça satılır, Kuyucak’a nasıl gelmiştir?
Süleyman Amca'dan dinliyorum:
“Yetmişli yıllarda bir kozmetik firmasının müdürü Fransa’dan tohum getirdi. (Not: Bitkinin ana vatanı Provence bölgesi. Gül de Bulgaristan’dan gelme.) Muhtar ile ortak ekim yaptılar. Sonra yalvar yakar üçer beşer kök köylüye dağıttılar. Kenarda köşede yetişti. Köyümüzün arazisi kıraç. Kerit diyoruz biz. Pek bir şey yetişmez ama lavanta için birebir. Eskiden beri ekiyoruz ama sosyal medya sayesinde ünlendi. Cep telefonundan gören geldi. Türkiye’nin her tarafına dağıldı. 80 dekar kadar arazim var 60 dekarı lavanta.
Köy arazilerinin yüzde sekseninde lavanta var.
Mart ayında ekimi yapılır. Çalı gibi dağılır. İkinci yılda ürün verir. Haziran sonunda çiçek açar, ağustos başında kesmeye başlanır. Yaş da satılır, tohumu da… Yetişkin bir lavantanın bir dekarından yüz kilo ürün alırsın. Anlatınca milletin hoşuna gidiyor. Fotoğrafları görenin ağzı açık kalıyor, herkes yapmak istiyor ama yetiştirmesi, kesmesi kurutması o kadar kolay değil...”
82 yaşındaki Hüseyin Tetik Amca da yıllarca lavanta ekmiş. "Sakatlandım, çocuklara bıraktım" diyor. O konuşurken kahvehanenin karşısındaki evinin avlusunda eşi Zarife Teyze dikkatimi çekiyor. Yanına gidiyorum. 
Kuruyan dallardan tohum çıkarıyor. “Zor mu?” diyorum.
Kuru dalları taşa sürterken “Zor olmaz mı” diye cevap veriyor, “Bu iş eskiden daha zordu. Kesimi de elle yapardık. Şimdi makineyle alıp geçiyoruz.” 
Oğlu ve torunu da büyük bir market zincirine buket sarıyor.
Lavantanın tohumunun kilosu 20 lira. Buketi ise 3-4 lira civarında. Pazardaki ve marketteki fiyatı bir buçuk iki katı…
Yine kazanan aracı…
Son birkaç yıldır, lavanta merakı ülkeyi sardı. Tunceli’den Giresun’a Antalya’dan Adana’ya her yerde ekim yapılıyor. 
Ne var ki bu iş göründüğü gibi değil.
Kazanmak için tüccardan fabrikadan önce Instagram ahalisini arkanıza almanız gerekiyor. Gerisi geliyor...







  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
609086 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/609086.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT