BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kılıçdaroğlu ve küçük balıklar…

Bazı işlerin hak ettiğinden fazla emek ve karşılık aldığının anlaşılması fazla zamana muhtaç değil. Eğer anlatan uygun dili kullanıyorsa ve anlattığına önce kendisi inanıyorsa…
Önceki gün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'le, İYİ Parti Genel Merkezi'nde bir araya gelen CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşme sonrası yaptığı açıklamada hükûmete seslendi ve “Kendisine açık ve net çağrıda bulunuyorum! Yönetemiyorsun milletin sırtına daha fazla yük yükleme. Bir an önce Türkiye'nin seçime gitmesi gerekiyor” diyerek erken seçim çağrısını tekrarladı.
Kılıçdaroğlu ve Akşener’i erken seçim için bu kadar iştahlandıran sebeplerin başında bugün için HDP’nin üzerine oturduğu seçmen desteği geliyor.
Geriye doğru baktığımızda, HDP geçmiş zamandan günümüze farklı siyasi isimler altında siyaseten var olmak istemiş ve ilk yıllarda seçmen üzerinde baskı yaparak sandıktan çıkmıştır. Ancak bugüne geldiğimizde örgütün bölgedeki saha baskısı kalktığında herkes mutabık ise o zaman HDP hangi sebeple, CHP ve İP’nin iştahını kabartacak bir sandık gücü oluşturuyor?
Bu sorunun cevabını farklı zamanlarda ve alanlarda ifade etmiş olsak da yaşadıklarımız tekrarını gerekli kılıyor. Zira bidayetinden beri terörün halk tabanında siyasi desteğinin yok edilmesi ve teröristin halktan ayrıştırılması saha operasyonları kadar önemli.
“Teröristin halktan ayrıştırılması” çözümün merkezidir ama muhalefetin seçim ortaklığı hamlesi çözümle aramızda yükselen bir duvardır.
Uzman R. Thomson’ın bir araştırmasında “ayrılıkçı terörle sahada ve siyasette mücadelede başarı sağlanmak isteniyorsa hükûmetler önceliği teröristlere değil siyasi ırkçılığı önlemeye vermelidir” diyordu. Kasaba ve köylerde yıkıcı siyasi örgütlenme tasfiye edilmedikçe gerilla birimlerinin faaliyetleri bertaraf edilemeyeceğini belirterek “Eğer gerilla halktan tecrit edilebilirse, yani küçük balıklar sudan çıkarılabilirse, o zaman nihai temizleme kendiliğinden gerçekleşmiş olur” diyordu.
Bunu kabullenmekle birlikte meselemiz hep “Tamam da, bunu kim ve nasıl yapacak?” olmuştur.
Ortak çözüm, güneydoğu ve doğu bölgesinde “Muhafazakârlık” derecesi öteki kültür sahalarına göre daha güçlüdür. Bölgede gelenekler, dinî inançlar, törelere bağlılık bir hayat tarzıdır. Bu önemli bir “pekiştirici” unsurdur. Küçük gruplar istisna edilirse yöre bütünüyle Müslümandır ve İslamiyet en canlı biçimde burada yaşamaktadır. Terörle mücadelede “Yöneticiler, siyasiler ve aydınlar”ın bundan bir yol haritası çıkarmaları gerekir.(*)
Prof. Türkdoğan bu sorumluluğu üstlenecek aktörleri sayarken siyasiler ve kanaat önderleri yanında “Dicle, Harran ve Fırat Üniversitelerinin bu tarihî görev ve sorumluluğu canlı tutulmalıdır” diyordu.
Şimdi geldiğimiz noktada CHP, yıllarca devam eden zulüm ve inkâr politikasıyla bölgede oluşturduğu büyük mağduriyetlerle güçlendirdiği PKK’dan siyasi destek istiyor. CHP çözümün değil sorunun bir parçası oluyor. Hem HDP’nin politikalarını destekliyor hem de “Helallik” turlarına çıkmak istiyor.
İktidar veya muhalefet herkesin durduğu yer ve yol haritası belli. Seçim sonuçlarını ise seçmenin durduğu yer belirleyecek. Geride kalan siyasi parti didişmelerinden çok farklı olan bu mücadelede kararlı veya kararsız, genç veya ileri yaşta herkes kendi vicdanında şuna cevap vermeli;
Türkiye’yi durdurmak için ABD ve Avrupa’nın hazırladığı büyük projenin ortakları yarın iktidar olsalar, dün “hendek kazan” birinin bakanlık görevi almayacağının teminatı var mı?
CHP’nin ve İP’nin bu soruya bir cevabı yok zaten böyle bir dertleri de yok ama bizim olmalı!..
.....
(*) Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Doğu ve Güneydoğu-Sorunlar ve Çözüm yolları
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621540 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/621540.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT