BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Cumhurbaşkanı Tokayev: Millî bilinç zehirlenirse tuzağa düşeriz!

Meryem Aybike Sinan
Facebook
Kazakistan… Ahmet Yesevi Atanın otağıdır.
Türk milletinin süt mavisi bozkırıdır. Kazakistan destansı bir sonsuzluktur. Kazakistan’a bakışımız, duygumuz bir başkadır. Türk Cumhuriyetleri içerisinde pek çok veçhesiyle en istikrarlı, en gelişmiş, yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle, tarihî ve kültürel mirasıyla sanırım en çok rağbet gören ülkelerin başında gelir.
Geçtiğimiz pazar günü Kazakistan’da parlamento seçimleri vardı. Bu seçimleri takip etmek için, gözlemci olarak Kazakistan’da bulunan Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman’a ulaştım ve izlenimlerini sordum. Ömer Bey, bana şunları söyledi:
“Seçimlere katılım kış şartlarına rağmen yüzde 63 civarında gerçekleşti. Pandemi ile ilgili gerekli olan bütün tedbirler en üst düzeyde alınmıştı. Seçmenlerin ateşlerine bakıldı, maske, mesafe gibi kurallara riayet edildi, şeffaf, sorunsuz ve demokratik bir şekilde seçimler yapıldı. Öyle ki üç partinin meclise girdiği bütün dünyaya örnek olabilecek nitelikte bir seçim atmosferi yaşandı... Kazakistan’da Demokratik bir süreç inşa ediliyor, özellikle kadınların ve gençlerin her anlamda önü açılıyor, dünyada çok iyi üniversitelerde eğitim görmüş gençler önemli noktalara getiriliyor ve bu gelişme bizzat yakından takip ediliyor. Kazakistan bağımsızlığının 30. yılına istikrarı, ekonomiyi, millî kültürü ve demokrasiyi daha fazla önceleyen bir yaklaşım içinde giriyor.”
Geçtiğimiz gün Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, hakikaten tarihî manifesto diyebileceğimiz muhteşem ötesi bir konuşma yaptı. Öyle ki eğitimden, ekonomiye, tarihe, dil ve kültüre, siyasete, demokrasiye ve bağımsızlığa kadar pek çok hususa vurgu yapan konuşması aklımıza “Kazakistan bundan böyle daha millî ve yerli bir duruş mu gösterecek?” sorusunu getirdi.
Cumhurbaşkanı Tokayev’in tarihî konuşmasının satır aralarına baktığımızda şu cümleleri gerçekten de tarihî birer vesikadır:
“Totaliter dönemde neredeyse millî değerlerimizi, dilimizi, zihniyetimizi ve dinimizi kaybettik. Özgürlük bize kolay gelmedi. Atalarımız özgürlük için savaştı.  Ekonomik, sosyal, çevresel, biyolojik tehditlere ek olarak, olumsuz ideolojik virüsler dünya çapında yayılıyor. Küreselleşme çağında ülkeler, bilinçsizce yabancıların etkisine yenik düştüğünün farkında değiller. Başka bir deyişle, millet zorla değil, millî bilincinin zehirlenmesiyle gönüllü olarak tuzağa düşürülüyor. Bu nedenle, yeni çağın artılarını ve eksilerini tartmanın ve avantajlarını özümsemenin yanı sıra, köklerimizi güçlü tutmamız gerekiyor. Millî  kimliğimizden, kültürümüzden ve geleneklerimizden ayrılmamak için millî bilince sıkıca sarılmak gerekir...Yetkili makamlara ve televizyon kanallarına tarihe daha fazla yer vermeleri konusunda talimat verdim. Örneğin, belgeselleri ve uzun metrajlı filmleri ele alalım. Bu doğrultuda 'Elmas Kılıç', 'Min Bala', 'Tomris' gibi tarihî filmler yapıldı. Ancak bu yeterli değil. Örneğin, dünyanın en güçlü imparatorluklarından biri olan Altınordu'nun tarihinin de film yapılması gerekir... Atalarımızdan miras kalan kutsal topraklarımız ana servetimizdir. Dışarıdan hiç kimse bu geniş toprakları Kazaklara vermedi. Halkımız burada Sakalar, Hunlar, Türk Kağanlığı, Altın Orda ve daha sonra Kazak Hanlığı döneminde yaşadı ve büyüdü..."
Cumhurbaşkanı Tokayev’in bu son konuşmasını okurken, Elbası Nur Sultan Nazarbayev çizgisinin Kazakistan için bugün de ne kadar önemli olduğunu gördüm. Kardeş ülkeye “Millî, demokrat ve güçlü devlet” olma adına yürüdüğü bu kutlu yolda duacıyız…
Kutlu ol Kazakistan!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617105 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/meryem-aybike-sinan/617105.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT