BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Her şeyi 5-10 gence yıkmak!..

İşte gazeteler yazıyor; "Ayrıca UEFA'nın 'Stat çevresinde 300 metreye kadar ev sahibi kulüp sorumludur' maddesine göre bu fişeklerin atıldıkları yerlerin nasıl belirlendiği sorusu da savunmada yer alacak." Cezanın duyulduğu andan itibaren "Stadın dışından kulübe ne?.. Kulüp saha içinden sorumludur, bu ceza kasıtlıdır" diyen Fenerbahçe yöneticilerinin de, "bu yönde konuşan-yazan" yorumcu ve yazar-çizer arkadaşlarımızın da, anlıyorum ki, "benim gibi" UEFA talimatından haberleri yokmuş; "300 metre mesafe" ile ilgili talimat hükmünden de!.. Ayrıca, hatırlayalım; Bursa'daki, Beşiktaş maçı neden oynatılamamış ve Bursaspor "hükmen yenik sayılarak" neden "ağır bir ceza" da almıştı; "saha içindeki" olaylardan mı, yoksa "stadın çok uzağındaki" caddelerde olanlardan mı?.. Hem haftalardır "başkan - kulüp aleyhine organize tertiplerden" bahsedeceksiniz, sonra da "böyle" netameli bir günde, stadın etrafında on binlerce insanın toplanmasını, büyük ekranlar kurularak coşku oluşturulmasını seyredecek, hatta karşı çıkmayarak teşvik edecek, sonra da çıkıp "Bize ne, kim bilir kimler yaptı" diyeceksiniz, olacak şey mi?.. En çok güldüğüm de "Bu fişeklerin atıldıkları yerlerin nasıl belirlendiğini" soranlar; elin oğlununkiler "senin gözlemcilerin gibi" mi, "gördüklerini bile" zaman zaman "görmezlikten" gelsinler?.. Dahası, TV ekranlarına defalarca getirilen ve "göklere çıkarılan" taraftar görüntüleri, stadın dışında ve hemen dibinde "kimlerin olduğunu" göstermiyor mu, bu görüntüler UEFA'nın elinde yok mu?.. Dünya spor literatürüne geçen "seyircisiz maçta, hem de seyircisiz maç cezası verilmesinin gerekçesiyle ceza alan ilk kulüp olma" becerisini, doğrusu ya hâlâ "bu son derece başarısız" Fenerbahçe yönetimini gözlerden kaçırarak izah etmeye ve "5-10 gencin üzerine yıkmaya" çalışanlar, Fenerbahçe'nin yarınlarına da "kötülük yaptıklarının" farkında değiller; çok yazık!.. >> Dostunu, düşmanını bilmeyenlere!.. "Efendim, eğer beğenmiyorlarsa, eleştirecek ve tepki koyacaklarsa, yapacakları iş, kulübe üye olurlar, giderler genel kurula, orada söyleyeceklerini söylerler, kol kırılır yen içinde, taraftar bunları yapar mı, ne demek 'istifa' diye bağırmak, gösteri yapmak, yürümek?.." "Herhalde" diyorum, "insanları aptal yerine koymaya çalışıyorlar" bunları yazan, söyleyen bazı anlı ve de şanlı arkadaşlarımız!.. Dünyanın "dört bir yanında" taraftar tepkisini tribünlerde koyar, yolda koyar, kaldırımda koyar, kimi "istifa" diye bağırır, kimi "sırtını döner", kimi "beyaz mendiller sallar", kimi "pankartlar açar", taraftar "böyle" yapar!.. "Bunları söyleyen ve yazan" arkadaşlarımız, bilmiyorlar mı, "kulüp tüzüklerinin üyelik için dağ gibi kısıtlamalar koyduğunu" ve "üyeliğe kabulün, nerede ise totoda 6 rakamı tutturmak kadar zor olduğunu!.." Dahası, hele hele "bazı kulüplerde" genel kurullarda "eleştiri yapanlara nelerin yapıldığını", bitmedi, "yıllardır başkanın en büyük destekçisi olmuş" Divan Kurulu Başkanlarının bile, "aklının yatmadığı bir hususta 5-10 cümle söylediği için" ne hâle getirildiğini?.. Aslında, işte "bu arkadaşlarımız" kulüp başkanlarını "bu hâllere getiriyor" ve "o başkanlar" da, kulüplerimizi "bu hâllere düşürüyor!.." Ve de hâlâ farkında değiller, "kendilerini de ne hâllere düşürüyorlar!." Allah, kimselere "böyle dost, böyle destekçiler vermesin", etrafı "böylelerle çevrilenler", tarih boyu görülmüştür ki, "acı bir sondan kurtulamamışlardır!.." Bu uyarıları yapanlara "düşman" gözü ile bakanlara acıyorum!.. >> Bu nasıl ceza?.. İşte hem de "utanç verici" bir "eyyam kararı" daha; olayları, talimatları "eğrilte, büyrülte", dahası "iddia ve suçları" tam bir keyfilik içinde yorumlayarak, "eyyamın zirve yaptığı" bir kararı çıkarmanın son örneğidir; Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'e verilen "üç maçlık" ceza!.. "Geçen yıldan kalan 2 maçlık erteleme cezasının da yeni cezaya eklenmemesi için" büyük bir gayret gösterilerek "talimata uydurulan" bu eyyam cezası, bütün teknik direktörlere "Orduspor maçında Terim'in stattaki on binlerce, TV ekranları önündeki yüzbinlerce gözün önünde yaptığı ve kendisine de, mensubu olduğu kulübe de yakışmayan hareketlerini yapma ve söylediklerini söyleme cesaretini verecek" ve hatta "onları teşvik edecek" bir yolu, "Futbol Federasyonu kanalı ile" açmak anlamına gelmektedir!.. Bu karar, Meireles'le ilgili "6-1 bizden" Tahkim Kurulu kararından da daha tehlikelidir; nihayet "Meireles", bir futbolcuydu, Terim ise, "herkese örnek olması" gereken "bir hoca!.." Hadi canım siz de, "bu kararlarla mı", ülke sporunda "şiddeti önleyecek", dostluğu, "sportif rekabeti", barışı, karşılıklı sevgi ve saygıyı getireceksiniz?.. Kuzum "ne yaptığınızın" farkında mısınız?.. >> Feda!.. TV ekranlarındaki görüntülere inanamadım, defalarca ve defalarca seyrettim!.. Hadi "Terim'in bile sert bir yüz ve sert bir dirsek ile reddettiği" Abdürrahim Albayrak coşkusuna "herkes" alışmıştı!.. Hasan Şaş'ı da yadırgamayabilirdik; ama ya Sedat Doğan?.. Galatasaray Yönetim Kurulu'nun, "Galatasaray Lisesi'nde okumuş, Lozan Üniversitesi'nde hukukçu olmuş", dahası "Galatasaray'ın hukuk işlerinden sorumlu" yönetim kurulu üyesi Sedat Doğan, bilmem ki "TV'lerdeki görüntüsünü seyretti" mi?.. İnanıyorum ki, çok mahcup olmuştur, ne var ki, o görüntülerin "bir faydası" oldu; özellikle "lisecilerin" yıllardan beri "Galatasaray yönetimine yakışmıyor" dedikleri "Abdürrahim Albayrak'ı akladı"; soru şu; "Yakışma meselesi bu görüntüler çerçevesinde bir defa daha düşünülmemeli mi?.." Sevgili Sedat Doğan, "Albayrak polemiğini bitirmek için" bir "hukukçu olarak" ne yapsa "böylesine etkili" olamazdı; galiba arkadaşı için "kendini feda etti!.." >> Hiç küfür eder mi?.. Meireles'in "ağzından çıkan sıvıyı", Melo'nun "görünmeyen tükrüğünü" görüntülerden saatlerce inceleyen Disiplin ve Tahkim Kurullarının, "küfür etmez" Emre Belözoğlu'nun, "küfür etmediğini tespit incelemesini yapıp yapmayacağı" merakla bekleniyor!.. Bence "Emre hiç küfür eder mi" diyerek, dosyayı açmadan kapatmaları gerekir, zira, Emre'yi, "bu hâle getirenlerin başında" Federasyonların ve bu federasyonların "onu koruma ve kollamayı milli bir görev sayan" hakemlerinin, gözlemcilerinin ve de Disiplin ve Tahkim Kurullarının geldiğini bilmeyen, anlamayan kaldı mı?.. Yayıncı kuruluşun Emre adına, neredeyse "on senede bir" yapabildiği sürpriz reddedilerek, yayınladığı görüntüler çöpe gitmeli ve böylece bir defa daha "milli görev" yerine getirilmeli!.. Sakın "o görüntüler" montaj olmasın; "Küfür etmedim" diyen Emre hiç yalan söyler mi?.. >> Püfff!.. Vay canına, Aykut Kocaman çıkıyor, "soyadını da aşan" lâflar ediyor, kocaman kocaman!.. Vermek istediği mesaj şu; "Takımı o yaparmış, kime neymiş?.." Şu sözlerine bakın; "Sorumluluk tamamen bana ait. Hiç kimseyi ilgilendirmez. Her kadro sorgulanmamalı. Bırakın da bunu teknik direktörler yapsın. Bazı eleştiriler alanımızı işgal ediyor. Kadro tercihleri didik didik ediliyor. Temel problem kusurlu bakış açısında gözüküyor." Jose Mourinho bile "benzer lâfları söylerken", bu kadar "kestirip atmamış", daha "haddini bilen" kelimeler kullanmıştı!.. "İnsansız Mars'ta yaşıyor gibi", bütün dünyada "basının ne yaptığından, yapması gerektiğinden habersiz" görünüyor Aykut Kocaman, bizlere görevimizi öğretecek kişinin, önce "gazeteciliğin ne olduğunu öğrenmesi gerek!.." Ama o, "Aziz Yıldırım öğretisini ezberlemiş"; aynı kafadalar!.. Aslında "bu garip sözlerinin küçücük bir eksiği var"; şöyle demesi gerekiyordu, Kocaman'ın: "Aziz Yıldırım hariç, kimseyi ilgilendirmez"; öyle değil mi?..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
566547 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/566547.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT