BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Birazcık” G.Saraylılığınız var mı?..

Uluç Market
Öcal Uluç
Facebook

Sevgili okurlarım, ben “gazetecilik ve spor yazarlığına 20 lira haftalıkla başladığımda (1955 sonbaharı)” rahmetli Refik Selimoğlu, Galatasaray Başkanı idi. Bugüne kadar Mustafa Cengiz ile beraber 15 Galatasaray Başkanı’nı tanıdım, yazdım. İçlerinde 5 başkan ikişer dönem görev yaptılar. Yani, Galatasaray’ın “20 başkanlık dönemini” yaşadım.
Şimdi diyorum ki, Alp Yalman’dan beri gelen başkanları ve yönetimleri içinde, “Stadı açan Adnan Polat yönetimini ayırıyorum) en başarılısı Mustafa Cengiz ve yönetimidir.
Ne acı ve garip bir tesadüftür ki, hem de “hem idari, hem mali, hem yapısal, hem sportif başarılara imza atan” bu iki başkan, yani Adnan Polat ve Mustafa Cengiz, yönetimleri ile beraber “idari olarak ibra edilmemişlerdir!..” Neden; bunun hesabını, “gerçek Galatasaraylılar”, Lisecilere sormalıdırlar!..
Ve daha da açık yazayım, Faruk Süren’den başlayan süreç içinde, Mustafa Cengiz’e kadar süreçte, (ki, “liseli başkanlar” çoğunlukladır), G.Saray Kulübü “hâlâ içinden çıkamadığı” bir mali bataklığın, çözülmesi çok zor sorunların içine sürüklenmiştir; “UEFA ve TFF Mali Fair Play problemleri başta, Riva / Florya / Ada / Kemerburgaz / Otel / Spor Salonu / GS Store’lar gibi” mali bataklığın içinde yüzen problemler, yığıla yığıla gelmiş ve Mustafa Cengiz ve yönetiminin kucağına düşmüştür!..
Mustafa Cengiz ve yönetimi, 2018’de göreve geldikten sonra ve iki yıl içinde, bir yandan “seçimlerle, mahkemelerle, ‘gri’ ibrasızlık problemiyle, ‘Kana kan intikam’ diyen Liseci zihniyeti ile” mücadele ederken, bir önceki paragrafta anlattığım sıkıntılarla da başa çıkmış ve “kimsenin beklemediği ve inanmadığı” bir başarıya imza atmıştır.
Bakın, “buraya” yazıyorum; 2019 yılının son haftasına “Her kuruşuna ve Ada başta gayrimenkullerine haciz” konmuşken, yeniden yapılanma bu haciz yüzünden durmuşken, bankalardan “futbolculara yapılacak ödemeler için” bir lira bile çekilemezken…
Ve de…  Bu yüzden özellikle “yabancılar başta” birçok futbolcunun “tek taraflı sözleşme iptali ile serbest kalmaları” gündemin başına yerleşmişken…
Bu feci, “konkordatodan da öte iflas tablosunu” kimselere göstermeden, duyurmadan (Kulakları çınlasın benim spor medyamım) sonlandırarak, Galatasaray Kulübü’nü “2020’ye en rahat ve mali olarak en güçlü ‘Büyük’ kulüp olarak getiren” bir yönetim!..
Florya’yı “rakip kulüplerin yöneticilerinin çırpınmaları ve engelleme çabalarına rağmen” Galatasaray’a “yeniden ve tapulu olarak kazandıran” ve “askıya alınmış görünen” Riva Projesi’ni de canlandıran bir yönetim…
2020 yılına “TFF’nin koyduğu harcama sınırını 451 milyon liraya ulaştırarak (ki, diğer kulüplerin en iyi durumundakiler, bu rakamın yarısının etrafında toplanıyor) camiasına da, taraftarlarına da, sporcularına da “Tünelin ucu göründü” mesajını veren bir yönetim!..
Sıradaki “Kemerburgaz ve Ada problemlerini de çözeceği” güvencesini veren bir yönetim!..
Böyle bir tabloya rağmen, Divan Kurulu toplantılarında hâlâ “mıy mıy eden” duayenler, “Cengiz gitsin, mahkemenin seçeceği üç Galatasaraylı üye gelsin” diye dava açanlar ve de siz “Liseciler” eğer “elinizi biraz vicdanınızın üzerine koyarsanız”, ne kadar yanlış, ne kadar hatalı ve ne kadar zalim bir çabanın içinde olduğunuzu anlayacaksınız, sanırım!..
Eğer “o vicdanlarda ‘birazcık’ Galatasaraylılık varsa”, ki “var olduğuna inanıyorum; “Yeter artık, bırakalım bu yönetim süresini tamamlasın” demelisiniz!..
Evet, sizlerde “birazcık” Galatasaraylılık; var mı?..

Arda!..
Hey gidi hey, “Arda, Barcelona’dan, Başakşehir’e gelirken yazılmayan ‘zehir zemberek’ yazılar”, aynı Arda, “Hoca’sından ve bütün Galatasaraylılardan özür diledikten sonra” Galatasaray’a gelebilme yolunu açmışken” sıraya girdi. Böylece “spor medyamızdaki ‘Galatasaray / Fatih Terim ve Arda Turan sempatisinin (!) nerelere kadar ulaştığı” bir defa daha ortada çıktı.
Eğer “Galatasaray’a geleceksen ve geliyorsan” bu tabloyu hiç aklından çıkarma Arda!..
Ona göre, aklını başına al, ona göre çalış ve “İki yaş küçük olduğun bir futbolcuyu örneklemiş” olarak değil, “Arda örneğini oluşturarak” futbolu “altyapısından yetiştiğin, kaptanlığını yaptığı” Galatasaray’da bırak!..
Bunu başarabilir misin, tamamen sana bağlı, neden başarmayasın?..
Böylece, bugünlerde sempatilerini (!) bol bol gösterenleri utandırırsın!..

Denenmişleri, deneyenler!..
Kayserispor Başkanı Berna Gözbaşı, takımının başına Bülent Uygun’u getirirken özetle “Denenmişi deniyorsunuz, olabilir, ama zaman içinde geriye dönüp çok iyi araştırma yapmanız, sorup soruşturmanız gerekti. Hiç dönüp bakmadınız mı, Bülent Uygun Bucaspor’u ne hâllere düşürmüştü” diye yazmıştım. Keşke haklı çıkmasaydım!..
Defalarca ve defalarca “denenmişleri denemek isteyen ve deneyen” bütün başkanların kulaklarına küpe olmalı, “Kayserispor’daki tablo!..”

“Aldatma tıklamaları” yarışı!..
Ne diyeceğimi, ne yazacağımı şaşırdım; kulüplerin “mali durumu” ortada; kasalar tamtakır, borçlar dağ gibi…
Ama benim anlı ve de şanlı spor medyama bakar ve “Büyüklerle ilgili haberleri okursak” hem de “Dünyaları, Avrupaları sarsacak transferler yapacaklar” dahası “bir iki de yetmiyor, kaç tane”; olacak şey mi?..
Bin defa yazdım, gene de bıkmadan usanmadan yazacağım, bu “aldatmaca” rezaletini!..
Bitmedi; “kılıçları çekip, birbirlerinin almak istediği oyunculara talip olarak”, onların fiyatlarını arttırma savaşına da girmiyorlar mıymış” borçları dağ gibi olan “Büyükler”; güler misin, ağlar mısın; Öcal Uluç?..
Şu lanet olası “tıklama ve tıklanma yarışı” ne hâle getirdi; spor gazeteciliğini?..
Bir başlık, “merak ettiriyor” taraftarı, sonra o başlığın anlatılacağı haber bile yok; 20-25 tıklama ile sona eren aldatmacada!..
Seyrediyor benim “meslek” kuruluşlarım, “tek kelime yok”; nerede Basın Konseyleri, Spor Yazarları Derneği, koca koca cemiyetlerimiz?
“Mesleği ve onurunu korumak için” bu konuda bir çift söz söylemek cesaretiniz yok mu?

Şaka!..
Ben bu satırları yazarken, Merkez Hakem Komitesi Başkanı Zekeriya Alp, basın toplantısı yapıyordu.
Ne demişse demiş olsun; elbette istifa etmemişse, bana göre artık Türk futbolunda “Zorlu” değil, “Şaka gibi” bir MHK Başkanı var!..
Eh, bu tablo içinde de, “bazı” maçlarda “kara mizah gibi” hakemlik yapan hakemlerimize söyleyecek fazla bir şeyimiz kalmaz; tencere kapak meselesi!..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611578 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/611578.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT