BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ali Başkan “neleri” unutmamalı?

Türkiye’de üç büyük kulübün tarihinde, maç sırasında protokol tribününden atlayıp taraftarla kavga eden bir başkan var mıdır?

Bugün “20 yıllık bir serinin bitimi” üzerinde yazacaktım. Amma… Seriyi bitiren maçta, “öyle bir başka olay” cereyan etti ki, benim için “o tarihî maç” ikinci sıraya düştü, çünkü…
Evet, çünkü “seri nasılsa bu maçta olmasa bile” bir başka maçta sona erecekti. Peki, “neydi” bu tarihi maçın da “önüne geçen” olay; bu olayı anlatmaya, bir soru ile başlıyorum:
Bilmem ki, Türkiye’de üç büyük kulübün tarihinde, maç sırasında “yanındakilerin bütün engel olma çabalarını” kırarak, protokol tribününden alttaki tribüne atlayıp, kendisine tepki gösteren taraftarla kavgaya tutuşmak için peşinden koşan bir başkan var mıdır?
Ne yazık ki, “Fenerbahçe gibi bir kulübün başkanı” Ali Koç “bunu” yaptı; zaten derbi maçı öncesi yaptığı basın toplantısında da “vücut dili” gösteriyordu ki, “çok gergindi” ve “patlamamak için” büyük gayret sarf ediyordu!..
İzmir’de çok yakın bir arkadaşım var; Aykut Güsar; İstanbul’da da çok yakın bir arkadaşım var; Güven Osma. Yıllarca yazı yazdığım İzmir Gözlem gazetesinde de “birkaç fotoğraf ve birkaç kelime ile bir sayfalık yazıyı anlatan” bir “efsane” ile beraber olduk; Can Kıraç!..
Üçü de, zaman zaman beraber olduğumuzda, ülkede ve dünyada gelişen olaylarla ilgili sohbet ederken, “bir Vehbi Koç anısı” anlatırlar ve “O büyük adamın olaylara bakışından dersler çıkarmamızı” sağlarlardı; kıssadan hisseler…
Koç Holding’in önemli görevlerinde bulunmuş, rahmetli büyük babanız Vehbi Koç’un “çok yakınına kadar” gelmiş, “aileyi ve Vehbi Bey’i çok iyi tanıyan” üç kişi idi onlar… 
Büyük babanızla ilgili “öyle” güzel, öyle anlamlı anekdotlar anlatıyorlardı” ki, sevgili Aykut Güsar’a ısrarla, “Bunları yazman lazım. Hem de kitaba ‘Vehbi Koç gibi düşünmek’ adını vererek. Hayata atılacak, özellikle iş hayatına atılacak gençler okumalı bu kitabı, hatta iş âlemindeki ‘tecrübeliler’ bile…” deyip duruyorum, yıllardır. Ve “onun için” diyorum ki, “sadece Fenerbahçe Başkanı’nın değil, ‘ülkenin gelmiş geçmiş en büyük iş imparatorluğunu kurmuş’ öyle bir büyük babanın oğlu”, hem de “53 yaşında iken”, kendini “böyle dizginlenemez bir hiddet rüzgârına kaptırmamalıydı…” Bunun sebebi çok açıktı; “kendi kendinizi doldurmuştunuz; “Bana ve başkanı olduğum kulübe karşı sistemli bir organizasyon var!..”
O fasıl “3 Temmuz sürecinin Yargıtay’ca aklanması ile” kapanmıştı, hâlbuki. Cumhurbaşkanı’nın “üye, dahası Divan Kurulu üyesi olduğu” bir büyük kulübe “sistematik ve organize bir komplo kurmaya” kim teşebbüs edebilirdi, Türkiye’de? 
Çok büyük bir destekle, coşkuyla, heyecanla göreve geldiniz; ama çok büyük hatalar, büyük yanlışlar yaptınız; “insan” seçimlerinizde, teknik adam seçimlerinizde, transferlerinizde ve spor basınındaki adamlarınızda!..
“O zamanlar” Aziz Yıldırım’a karşı “sizi öne çıkaran” onca yazı yazdım, ama bugün, daha geçen hafta “Uluçmarket’te şu satırları yazarken” inanın, çok üzgündüm:
“Şaka” başlıklı bölümden; “Bana soruyorlar; ‘Derbinin sonucu ne olur?’
Cevap veriyorum; ‘Sonuç ne olur bilmem, Galatasaray kazanırsa, Fenerbahçe’de yönetim de, hoca da, futbolcular da duman olur. Fenerbahçe kazanırsa ya da beraberlik olursa, 20 yılın ‘normal’ sonucudur; ‘malûm’ istatistiğe ‘bir sayı’ daha eklenir!..”
“Koç mu, Yanal mı gitmeli” başlıklı yazımdan; “İsterseniz bir de bahis açalım; ‘Başarılı olamayan’ bir Başkan mı, yoksa ‘başarılı olmayan’ bir Hoca mı ‘daha önce gidecek’; ne dersiniz?..”
Bu satırlar yüzünden Fenerbahçeli taraftarlardan çok tepki aldım ama Ali Koç’un bizzat “şikâyet ettiği” şekli ile “Fenerbahçeli kanaat önderlerinin sessiz kalmaları”, “taraftarın Fenerbahçe Stadı’ndaki, Samandıra’daki feryat ve tepkileri” haklı olduğumu göstermiyor mu?..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612412 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/612412.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT