BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Hakaret yutulmalıydı” diyen Belhandacılara mesaj!..

Bir spor yazarı, bir gazeteci, bir futbol yorumcusu düşünün, ya da “Galatasaray Üyesi bir iş adamı” düşünün…
“Gazeteci, yorumcu, spor yazarı” bir gün gazetedeki sütununda ya da TV ekranında sohbetinde diyor ki; “Bizim patron, kokteyllerde, konserlerde, operalarda gezeceğine, bizimle ilgilense ya, masamızdaki telefonlar çalışmıyor, bilgisayarlar arıza üstüne arıza veriyor, doğru dürüst yazı yazamıyoruz.”
Ya da, “o Galatasaray üyesi iş adamının holdinginde çalışan bir şef” TV ekranında “benzer sözler etse”, soruyorum herkese; “Bu gazeteciler, yazarlar, yorumcular bir daha spor sayfalarında yazabilir, TV ekranlarında görünebilirler miydi? O şef, şeflik masasında oturmaya devam edebilir miydi?”
Ve de benim anlı şanlı yazarçizerlerim, gazete sayfalarında, TV ekranlarında “Böyle patronluk mu olur, işte bir ay sonra Kurban Bayramı geliyordu, hiç olmazsa o bayram öncesi bu arkadaşlar işsiz bırakılamasaydı” diye patronların kararını eleştirebilirler miydi?..”
Ey “Beyhandacılık yapan ve Belhanda’nın ‘şampiyonluk mücadelesi yapan’ takımın içini sezon sonuna kadar karıştırmaya devam etmesini isteyen” sevgili meslektaşlarım, Galatasaray’ın liseci takımının ateşli üyeleri; “Adam Galatasaray Başkanı ve yönetimine hakaret edecek” ve de “o dakika kapının önüne konmayacak” öyle mi?..
Neymiş; “tazminat alırmış”; neden alsın?.. Çok çok “sözleşmesinin bitimine kadar olan parasını alır”; ötesi hikâye!..
Galatasaray “büyük kulüptür” gerekirse “tazminatı da öder”; ama “o hakaretin cezasını da keser”; kesmelidir!..
Efendim, “Taraftara küfrettiğinde neden kovulmamış da, Başkan ve yönetime hakaret ettiğinde kovulmuşmuş?..”
Bunu yazanlar utanmalı; Galatasaray Tüzüğü “Başkan, Galatasaray’ı temsil eder” der, “Taraftar temsil eder” demez!..
Ey “Efendim, sözleşme bitiyordu birkaç ay beklenmeliydi” diye sosyal medyada kıyameti koparan “liseci takımı”; diyelim ki, FIFA üç beş kuruşluk bir tazminata hükmetti; “Galatasaray’ Kulübü’nü temsil eden Galatasaray Başkanı’na hakaret” onca ay nasıl “yiyip yutulur” ve de “o hakareti yapan adam ‘Galatasaray futbolcusu’ diye beslenmeye” nasıl devam edilirdi?..
Bu nasıl Galatasaraylılık?..

Erhan Önal!..
66 yıldır sporu, futbolu ve Galatasaray’ı yazıyorum.
Bana deseler ki; “Seyrettiğin, yazdığın Galatasaray’da o günden bu güne kadar oynayanlardan bir 11 yap”; işte “o 11’de olacak” bir futbolcu idi, Erhan Önal!..
1980 yılların ortalarında Standart Liege’den Fenerbahçe’ye gelmiş, ama sezon sonu gene Belçika’ya dönmüştü. Yeni sezonun başında da (1984-85) Galatasaray’da idi. Derwall / Denizli dönemi idi; Simovicli, Prekazili, Tanjulu,Uğurlu Cüneytli “üst üste iki yıl şampiyon olan” takımın “beyni” idi!.
Münih Türk Gücü’nün altyapısından yetişen, sonra üst yapıya geçen ve Bayern Münih formasını da giyen Erhan’ın futbolunu seyretmeye doyamazdım. “Futbolcu gibi” futbolcu, “adam gibi” adamdı!.. Futbola veda ettikten sonra antrenörlük de yaptı.
Onun “vefat ettiği” haberini TV ekranlarının alt yazılarından okuduğumda, o günleri yeniden yaşadım, Galatasaraylılar için ne güzel günlerdi…
Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun!..

Adaylar ve Tuncer Hunca!..
Galatasaray’da, Mustafa Başkan’ın “aday olup olmayacağı” henüz belli değil; “olacak” diyenler de var, “olmayacak” diyenler de!..
Kendisinin “ciddi ciddi adaylığını düşündüğü” duruşundan, sözlerinden belli. Ya “aile ve doktorlar ne düşünüyor”; işte “adaylık adımının bu tarafı” henüz belli değil!..
Benim gönlüm “aday olmasından” yana!..
Bu arada “başka başkan adayları” da çıkıyor, “değerli” Galatasaraylılar; Burak Elmas, Metin Öztürk, belki “gene” Ali Fatinoğlu…
Ama “bunca yıldır Galatasaray’ı yazan” benim için, “Bu olursa” diye başlayan cümleme “güçlü bir aday” eklemesi yapabileceğim yeni bir aday çıktı, “Ben de adayım” dedi… Babadan da Galatasaraylı olan ve “Bizim bir andımız var: Galatasaray'ı yaşamak, yaşatmak ve yarınlara taşımak” diyen Tuncer Hunca!.. 52 yıllık Galatasaraylı!..
Doğrusu ya, ben, İzmir’den, siyasetten, Galatasaray’dan “yakından tanıdığım” Işın Çelebi’nin de “Mustafa Cengiz aday olmazsa, aday olmasını” isterdim!..
Bu arada, “bazı eski başkanların” başkanlığa adaylık için “Fatih Terim’e baskı yaptıkları” haberleri Urla’ya kadar geliyor. Hoca’nın, “şampiyonluk yarışı sürerken” başkan adaylığı ile uğraşacağını sanmam. “Genel Kurul, pandemi sebebiyle daha ileri tarihlere ertelenirse” kim bilir ve de belki!..
Galatasaray’da “renkli” bir seçim süreci yaşanacağı açık!..

Şaka!..
Futbol Federasyonu, Fenerbahçe yöneticilerin “VAR için iddialarını” Cumhuriyet Savcılığı’na ciro etti; neden?
Akıl, “korkunun üstünü örttü” de ondan!..

Galatasaray Adası ve sorular!..
“Çok önemli” bir olay, üç beş satırlık “kuru” bir haber ile haftayı kapadı; bu üç beş satırlık habere “geçmişi anlatan üç beş satırlık ek dışında, gelecek günlerle ilgili üç beş satırlık yeni bir ek bile” yapılmadı, koca spor basınımızda!..
Bunca yıllık “Galatasaray Adası Faciası” anlaşılıyor ki; “İstanbul’da Galatasaray’ın göbeğinde oturan ve yaşayan Galatasaraylı meslektaşlarımı” bile ilgilendirmiyor.
Üç beş satırlık haber, Galatasaray yönetiminin duyurusuydu; "Davanın bugün görülen duruşmasında, işletmecinin Galatasaray Adası'ndan tahliyesine karar verilmiştir."
Ya sonrası, “bundan sonrası için” tam bir sessizlik; hem basından, hem kulüpten…
Görmediğim, duymadığım “sonrasına ait yazılan söylenen varsa”, yazanları, söyleyenleri”, onlardan özür dileyerek, kutlarım!..
Mesela, “Başkan’a veya bir yöneticiye sorulmalı” idi; “Bundan sonra ne olacak, ne yapacaksınız?..”
Mesela, “tahliye davasını kaybeden” ve adanın adını “Suada’ya çevirip” işleten Mehmet Koçaslan’a sorulmalı idi; “Mehmet Bey, temyize gidecek misiniz, yoksa karara uyacak mısınız?..”
Mesela, bir hukukçuya sorulmalı idi; “Mahkeme tahliye kararı verdi, kulüp hemen adayı onarıp işletmeye başlayabilir mi?..”
Ve de mesela merak edilmeli idi; “Galatasaray Kulübü, Koçaslan’a kendi izni ile yaptırdığı ek tesislerin 10 milyon dolardan fazla tutan bedelini ödeyecek mi, ödemeyecek mi?..”
14 yıllık Galatasaray – Koçaslan – Ada yılan hikâyesi “bu defa kesin olarak sona erdi mi”; araştırıp sormamak, gerçeği yazmamak; gazeteciliğimiz bu kadar mı, geriledi?..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618107 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/618107.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT