BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Terim ve Yalçın goygoycuları!

Tamam, onları övelim ama onların ve takımın arkasında dimdik duran 'asıl adamları' yani ‘Başkan'ları yerden yere vuranları ne yapalım?

Bu yazıyı yazıp yazmamayı çok düşündüm. Bazı değerli meslektaşlarımın, "gerçek" gazeteci, spor yazarı, yorumcu olan kardeşlerimin "alınabileceğini" düşünerek çok tereddüt ettim.
Ama… 66 yıldır bu mesleği yapıp gelen bir gazeteci olarak "Yazmam gerek" dedim…
Dedim de… Başta "ilave etmem gereken" "tereddüt" konusunu açarak "devam etmem gerektiğini" bu yazının başına koyarak…
"Zamanında eleştiren, hem de sert şekilde eleştiren" ve de "hak ettikleri yazıları, yorumları, konuşmaları, alkışlanmayı hak edenleri" zaman da "gerekeni yapan" meslektaşlarımla ilgili değildir, bu yazım… Onlar, "gazeteciliğin, yazarlığın, yorumculuğun, spor yazmanın ve konuşmanın temel ilkelerine sadık kalmışlardır", her zaman…
Amma… Bir başka takım var ki… İşte benim bu yazım onlaradır ve "onlar" kendilerini bilmektedirler!..
Bir gazeteci için gazete, dergi sayfaları, TV ekranları, radyo mikrofonları ve de sosyal medya etiketleri "kutsal" olmalıdır; "gazetecilik ilkelerine riayet" bakımından!...
"Bu hocalar gelip geçici değil, bunlar kalıcı, ben bunlarla iyi geçinmeliyim, onlardan haber alacağım, onlarla dostluğum, arkadaşlığım olacak, kamplarla, antrenman sahalarında, seyahatlerde, yemek masalarında hep karşı karşıya olacağım" düşüncesiyle ve hatta "buraya yazmak istemediğim" başka bazı sebeplerle "sürekli olarak teknik adamların goygoyculuğunu" yapan ve de "onlara toz kondurmayan, konduramayan" spor yazarlarına, spor yorumcularınadır, bu yazım!..
Bu kadarla da değil!.. "Bu goygoyculuğa bir başka hususu da özellikle ekleyenler içindir" de bu sözüm!.. "Çifte kupayı müzesine götüren" Beşiktaş'ın başarısını "doğrudan Sergen Yalçın'a bağlayan" ve "başarının altyapısını, inşaatını yapıp" ve de "ince işleri yap" diye teknik ekibe teslim eden Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'ye "bir paragraflık teşekkürü bile çok görenler" içindir, bu yazım!..
El insaf, sezon başında "elindeki kadroyu yetersiz gördüğünü" asık bir yüzle bağırırken, "Şampiyon olacağız" diyen Çebi Başkan değil miydi; ne çabuk unuttunuz?
Fatih Terim'i göklere çıkarırken, "canını unutarak" kulübü "mali bakımdan ayakta tutmak", UEFA'daki ve CAS'taki problemleri "Avrupa devlerine yol yordam göstererek" çözen, dahası Florya'yı geri almak, Kemerburgaz'ı "aşılamaz sanılan" sorunları da çözerek Galatasaray'a kazandıran… Sporcularına ve hocalarına hak ettikleri ödemeleri yapan, Hoca'nın istediği oyuncuları bu ekonomik kriz içinde bile ocak transferine alan, 6 maçta 13 puan kaybedilerek Trabzonspor ile 3'lük mücadelesi yapar duruma düşülünce, teknik kadroyu da, futbolcuları da 'uyandırmak ve kendilerine getirmek için' gereken konuşmayı yapan ve o uyandırmadan sonra takımın şampiyonluk yarışına katılmasını, finişe "şampiyonluğu garanti gibi görünen" Beşiktaş'la beraber ve Fenerbahçe'nin önünde girilmesini sağlayan bir Başkan'ı görmezlikten gelen, hatta insafsızca eleştirenleredir" bu yazım.
Bitmedi, "Galatasaray'ı temsil eden Başkan'a alenen hakaret eden bir vurdumduymaz ve küstah oyuncuyu savunan", dahası "onun çok haklı olarak kapının önüne konulmasını" eleştirerek, hatta "şampiyonluğun kaybedilmesi sebebi bile yapanlaradır" bu yazım!..
Anlamıyorlar ki, bu görüşleri, "Galatasaray'ın 'Galatasaray olduğunu inkâr' ile Galatasaray'ı 'Fatihsaray' yapmaktır"; yazıklar olsun!

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619090 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/619090.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT