BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hedefi "huzur, birlik, beraberlik" olan Divan Başkanı!..

Çok sevdiğim ve saydığım, ama zaman zaman bolca da eleştirdiğim Mustafa Cengiz Başkan'ın hemşerisi imiş… Sevgili kardeşim Hıncal Uluç'un da hemşerisi sayılır, zira "orada doğduğunda" Kilis, Gaziantep'in ilçesi idi…

Kim mi; Galatasaray'ın "yeni" Divan Kurulu Başkanı Aykutalp Derkan…

62 yaşındaki Derkan, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Sanayi Mühendisliği bölümü mezunu. 1985 yılında İTU İşletme Mühendisliği bölümünü yüksek lisans derecesiyle bitirmiş, 2005 yılına kadar özel sektörde mühendis ve yönetici olarak çalışan Derkan, o yıldan beri, yönetim danışmanlığı ve verimlilik uzmanlığı yapıyor.

2009'da Kulüp Divan, 2012-2018 yılları arasında Divan Sekreter üyesi olmuş. Sonra da "Divan Kurulu Başkanı" seçilmiş.

Hedefini her yerde söylüyor; "Galatasaray'da huzuru ve birlik, beraberliği sağlamak!.." "Gerçek ve yürekten Galatasaraylı olanlar" gibi Aykutalp Başkan da biliyordu ki; "Galatasaray'da şu anlarda en çok aranan ve bulunması gereken" şey; "Huzur, birlik, beraberlik!.."

Maalesef, "kendisinden önceki" Divan Kurulu Başkanları "bu hedefe ulaşılması gerekenleri yapmak" bir yana, çok zaman "tam tersine 'ateşi üflemek' gibi bir yanlışa düşmekten" kaçınmamışlardı.

Hele son dönemde, Galatasaray Divan Kurulu, Başkan'ının müzahereti (Türk Dil Kurumu Sözlüğü: Yardımcı olma, arka çıkma, arkalama.) ile "liseci militanların 'Kana kan, intikam' savaşına dönüştürülmüş" ve bu tablonun oluşturduğu zafiyet, Galatasaray Teknik Direktörünün, Galatasaray Başkanına "düşman" demesine kadar uzanmıştı!..

Temenni edilir ki, "47 yaşındaki Başkan Burak Elmas ile 62 yaşındaki Divan Başkanı Aykutalp Derkan 'el ele' Galatasaray'da huzuru, birlik ve beraberliği sağlarlar" ve de "sportif başarılar" da sıraya girer!..

Aykutalp'in başkanlığındaki Divan'daki hava ve görüntüler, ümit veriyor; zira, "huzurun, birlik ve beraberliğin ilk şartı olan 'tarafsız' bir başkan ve başkanlık divanı" görev başında!...

İkinci soru!..
Konuyu sevgili meslektaşım Tahir Kum yazdı ve Futbol Federasyonu'na "şimdi özetleyeceğim" şu soruyu sordu:

"Neden, talimatı değiştirerek 'Artık gölge teknik adamlık olmayacak' diyerek… 'Süper Lig'de teknik direktörlük yapmak için şart olan UEFA Pro Lisansı olmayan' Emre Belözoğlu'nun önünde Fenerbahçe'de 'gölge teknik adamlık yapan' Şenol Çorlu'ya 'Hayır' dediniz… Şimdi 'aynı tablo' gene ortaya çıkacak ve siz bu defa Emre Belözoğlu'nun önünde 'gölge teknik adamlık yapacak' bir teknik adama 'Evet' diyeceksiniz. Bu nasıl iş?.."

Elbette çok anlamlı ama "Futbol Federasyonu adına 'yüz kızartıcı' bir soru" ne var ki, "sorulması gereken" bir başka soru yok mu?..

Mesela; "Ey Emre Belözoğlu kardeş, bunca zamandır neden şu lisansı alamadın da Federasyonu 'Ayrımcılık yapar' damgasını yemekten kurtarmadın?" gibi…

Beklemek, inanmak ve istemek!..
Ben bu satırları yazarken… Norveç ile oynayacağımız millî maça 14 saat vardı…

Bu maç ile millî takımımız "yeni bir hoca ile hem de 'yabancı (Alman)' bir 'genç hoca' ile 'yeni bir sayfa' açacaktı…  "Yeni sayfa" siz bu satırları okurken, çoktan açılmıştı bile…

Bekliyorum, ama "beklemekten daha çok 'inanıyorum' ki, millî takımımız" bu maçı kazanacak… Elbette buraya "bir üçüncü hususu" da eklemem gerek; "İstiyorum ki…"

"Yeni" sayfanın "anlamlı bir galibiyet ile başlamış olması" ne güzel bir beklenti…İnşallah "gerçekleşmiş" olur!..

Sonrası… Sonrasını "çarşamba günü" yazacağım, "maçı seyrettikten" sonra…

"Efsane" kaptanlar!..
TV kanalları arasında zaping yapıyordum, A Spor'da sevgili Kemal Belgin'in "Ne olur değiştirin o reklamı, Lefter, Fenerbahçe'nin "efsane futbolcusudur' ama 'efsane kaptanı' değildir. 'Efsane kaptanlar' Büyük Fikret'tir, Naci Erdem'dir, Şeref Has'tır" dediğini duydum. Çok haklıdır ve mesela "Cihat Arman'dır" da!..

Galatasaray için de reklamda "efsane kaptan" olarak "Metin Oktay" deniyormuş…

Elbette Metin Oktay sadece Galatasaray'ın değil, Türk futbolunun da "Lefter" gibi "efsane futbolcusudur" ama "Galatasaray'ın efsane kaptan" değildir. Galatasaray'ın "efsane kaptanları", Ali Sami Yen'den başlar, "Baba" Gündüz (Kılıç) ve Turgay Şeren ile devam eder…

Mesela, Beşiktaş'ta da "Baba" Hakkı (Yeten) ve "Baba" Recep (Adanır) "efsane" kaptanlardır!..

"Efsane futbolcu" olmak başka… "Efsane kaptan" olmak başka…

Şaka!..
Kulüpler Birliği, "Hakem konusunun halledilebilmesi için" federasyona verilecek "Ne yapılmalı" konulu üç maddelik bir belge hazırlıyormuş. Belgenin taslağı Kulüpler Birliği'nin masasının üzerine gelmiş…

Bu belgenin futbolumuz ve hakemliğimiz için "ne kadar yararlı (!) olacağı" taslağın 3'üncü maddesinden belli oluyor; "Sezon sonu itibarıyla içlerinde üst düzey hakemlerin de yer aldığı 7 hakemin, hakemliğine son verilsin."

Ah siyasetçiler ah, Meclis'ten şu "Kulüpler Yasası'nı bir an önce çıkarın" da, "Bu kafalar, tümüyle Türk sporunun başından bir daha gelmemek üzere gitsinler" ve sporumuzla beraber, "Türk futbolu da, Türk hakemliği de kurtuluş yolunda adımlar atmaya başlama imkânı" bulsun!..

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620971 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/620971.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT