BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mahkeme gelmekte olan kaosu önledi

“Ya benim olursun, ya yok olursun” çizgisinde olduklarını göremeyen, anlamayan “Gece yarısı darbecileri” nihayet Galatasaray’ı “kaosun kapısına getirip” bıraktılar!..
Bugün “seçim yapılacak” ve “yeni bir yönetim” iş başına gelecek…
Ortama bakın; bütçesiz, borç içinde, ‘nakitsiz’ bir kulüp… Parça parça olmuş bir camia… “Gönderilen Hoca’nın ‘çok hatalı ve yanlış kadro mühendisliği’ ile liderden 22 puan geride, 12’nciliğe düşürdüğü” bir takım… Şampiyonluk iddiasıyla yeni sezona girmesi için “üst seviyede 6-7 transfere ihtiyacı olan” bir kadro… Duayenler başta, çok Galatasaraylının “Hangisi seçilse fark etmez, zira ‘onlarla olmaz” dediği” iki aday…
“Devam imkânı” varken, “görevi bırakıp” kaçan… Kaçarken, “Galatasaray’ı bataktan kurtaracak adayların ve kadroların ortaya çıkması için zaman vermeyen ve seçimli genel kurulu aceleye getiren” bir Başkan…
Yazık ettiler ve ediyorlar Galatasaray’a…
Gene de “görüşümü” yazayım; “Divan Kurulunu bile ‘tarafsız’ yönetemeyen, Liseci fanatiklerin hakaretlerini önleyemeyerek Galatasaray Başkanı’na ve yönetimine karşı açılan ‘nefret’ savaşına yol veren bir adayı seçmeyin” Galatasaraylılar!..
Mahkeme, gelmekte olan kaosu tedbir kararıyla "şimdilik" önledi.

Tüyler ürpertici…

Sevgili Ömer Faruk Ünal “yazdı ise” doğrudur… Okurken tüylerim “diken diken” oldu, Sizler de okuyun sevgili okurlarım:
“Hakemleri rehin aldığı için hapis cezası alan bir yönetici; Temsilciler Kurulu Başkan Vekili oldu. Nihat Özdemir uzun süre imzalamıyor. İstifasından hemen sonra bu görevlendirme imzalanıyor.
Sayın yönetici iyi bir insan olabilir. Suç üzerine yıkılmış da olabilir.
Peki; hakem ve temsilci raporlarını ne yapacağız?
Aynı zamanda Temsilciler Kurulu Başkanı olan Abdurrahman Arıcı da Dernek Genel Başkanı olarak o koltukta oturmaya devam ediyor…”
Şaşırdım; ortada tam bir skandal var; bu nasıl iş?..
Şaşırmadım; Abdurrahman Arıcı, “oturduğu koltuklara tutkundur”, her şeyi ama her şeyi sineye çeker!..

Galatasaray’da olanlar, haber olmaz mı?

“Galatasaray’da sahne önünde olduğu” gibi, “sahne arkasında da ‘acayip’ gelişmeler” oluyor; neden soruşturmuyor, yazmıyor, konuşmuyoruz? Yoksa “bunları yaparsak, altından çıkacak çapanoğullarını mı” düşünüyoruz?..
Mesela; Mustafa Cengiz Başkan’a ‘kana kana intikam’ cephesinin açılmasına sebep olan “tek kişinin imzaladığı 100’den fazla müracaat skandalını ortaya çıkarıp, o müracaatlara ‘Hayır’ diyen ‘cesur’ bir Sicil Kurulu Başkanı’nın kulüpten ihraç edilmesi” üzerinde “neden” hiç durmadık?..
Mesela; “aynı sessizliğe” Işıtan Gün Raporu’nda bürünmek… Onun “bu raporu hazırladığı duyulunca”, hem sosyal medyada, hem gerçek medyada bol bol haber olan “yıllar önce atılmış bir tweet’ bahane edilerek, kulüpten ihracı için imza toplanmaya başlanmasını” görmezden, duymazdan gelmek ve “raporun üstünün örtülmesini” seyretmek, yoksa gazeteciliğin gereği (!) mi?..

Artık susamazsın Fatih Hoca’m!..

“Ben Galatasaray’a aitim… Bir kulübe ait olmayı hissetmelisiniz. Ben Galatasaray’a aitim. Galatasaraylıyım ve bunu böyle gösteriyorum. Bu sezonun başında Galatasaray’da bir devrim olması gerektiğine karar verdim. ‘Kolay olmayacak’ dedim. Ayrılık kararı beklediğim bir şey değildi.”
Bu sözler, İngiliz “The Athletic” spor sitesine konuşan Fatih Terim’e aitti… Ve sorulan “Başka bir Türk takımını yönetir misiniz” sorusuna verdiği “İmkânsız” cevabının da, spor basınımızda “bol bol yer alan” Atlethic haberinin içinde “özel yeri” vardı...
Haberde altının çizilmesi gereken cümle şuydu; “Bu sezonun başında Galatasaray’da bir devrim yapılmasına karar verdim” sözü ne demekti?..
“Galatasaray’da devrim yapılmasına” ancak ‘genel kurulunun verdiği yetki ile’ Galatasaray yönetimi karar verebilir, bir teknik direktör karar veremez” iken…
Hem de dünyaya açık bir yabancı spor sitesine “bu sözleri söyleyen” teknik direktöre sormak gerekmez mi; “Siz Galatasaray’ın sahibi misiniz?” diye… Yok, “bu sözlerde” kasıt “Galatasaray futbol takımında devrim ise” o zaman Burak Başkan ile beraber açıkladığınız ve ‘3,5 yıllık süre koyduğunuz / Altyapıya dönüş / Gençleştirme ve Türkleştirme projesini kastettiğinizi” anlarız ki…
Bir sezon önce “Yeniliyoruz, bari gençleri oynatarak, Türk çocuklarını oynatarak yenilelim” diyen Mustafa Cengiz Başkan’a ‘Düşman’ diyen teknik direktör kimdi?’ sorusuna cevap arama hakkımız doğmaz mı?..
Nihayet “içimizden cesur bir adam” çıktı… Milliyet’te “Anlat Fatih Hoca’m” başlığı ile 20 Nisan’da “öyle bir yazı yazdı” ki, artık kimsenin kaçamayacağı bir tabloya imza atmış oldu…
Mustafa Anıklı, “Terim’e 7 soru sorarak” diyordu ki: “Fatih Terim; İtalya’dan, Portekiz’den sonra İngiltere’den The Athletic’e de konuştu. Nick Miller imzasıyla yayınlanan bu söyleşi, Türkiye’de oldukça yankı buldu. Tabii, adımız Nick olmadığı için, Fatih Hoca bizimle röportaj yapmaz. Yabancıya olan ilgisi, zaten futbolcu tercihinden belli! Diyeceksiniz ki, ‘Terim ile bir röportaj yapsan neyi sorarsın?’ İşte şunlara cevap arardım…”
Bu “7 soru” işte tam da “sosyal medyayı ateşleyen, ama basınımızda yazılmayan, yazılamayanların ortasına atılan bir bomba” oldu.
Şimdi, “spor camiası” bekliyor ve diyor ki; “Fatih Hoca, Anıklı’nın ‘Milliyet gazetesinde 20 Nisan’da yayınlanan’ yazısındaki sorularını” cevapsız bırakamazsın…”

Şaka!..

Sportif direktör; değiştir… Hoca; değiştir… Futbolcu; değiştir… Yönetici değiştir… Değişmeyen “sadece” Başkan… Ve… Futboldaki “Kupasızlık” tablosu… Divan Kurulu Başkanı bile değişiyor, Başkan yerinde…
Rakipler memnun… Sarı lacivert renklere gönül verenler üzgün ve öfkeli… Yok mu “kurtarıcı” bir Fenerbahçeli?..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626445 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/626445.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT