BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Sensizliğe ancak vatanım dinim için dayanırım Nene'm"

"Tatlı bir rüyadaydık Mehmet’im, fena uyandık galiba! Masalımız bitmek üzere!.."
 
 
Mehmet Abdullah:
- Kar Çiçeğim, benim kırmızı çizgim, aşılmaz dağım, girilmez denizim sensin! Canımsın, anlıyor musun? Ay ışığımsın, her şeyimsin benim! Hayatımın adı, soframın tadısın. Seninle olunca yaşadığımı hissediyorum ancak. Neye dokunsam sen olursun, nereye baksam seni görürüm, ne yana dönsem sen durursun karşımda. Bir göle, nehre baksam, aksın vurur sulara... Güller, lâleler, haşhaşlar, tütiyeler, sarısından mavisine, pembesine, alına, moruna varıncaya kadar bütün kır çiçekleri, biricik sevdam Nene’m kokar hep! Kısaca, nerede olursam olayım; ister cephede, ister tarlada hep benimlesin ve yanımda olacaksın da...
- Ben de... Ben de öyle düşünürüm yiğidim... İçimi okudun sanki...
- Kalp kalbe karşı derler ya!
- Aynen...
- Yanımda olduğun zamanlar dünyanın en bahtiyarı, en mesudu olurum. Zamanın durmasını isterdim hep. Sensiz dakikalar, seneler gibi uzar ve geçmek bilmezdi. İsterdim ki, her an yanımda olasın. Her dakika gözlerinin derinliğinde kaybolup gideyim! Çünkü kendimi en huzurlu, en emin hissettiğim anlar, senin yanında olduğum vakitlerdi...
- Kalbimdekileri her gece Nazım’ıma okuyarak, iplik iplik dokuyup nakış nakış işleyeceğim inşallah. Her sabah seher vaktinde allı turnaların kanatlarıyla, ak güvercinlerimle, nerede olursan ol, hep sana göndereceğim.
- Ben de bütün kalbimle bekleyeceğim evimin, gönlümün sultanı. Esen yellerle selâm göndereceğim uzak dağlardan, ırak yollara sevdamızı da...
- Bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır!
- Bugün ayrılık günü canım sıkılır!
- Aklım gider, belim bükülür!
- Rüzgâr saçlım; sen de ansızın bir fırtına gibi esip gelmiştin mütevazı gönlüme, hane-i saadetimize! Serin rüzgârın kopardığı kuru yapraklar gibi de kapımızı çekip savrulduk buralara... Netice meçhul olsa da her şey henüz bitmedi.
- Daha fazla söyleme yiğidim! Şimdi kalbim paramparça, ayrı düşmeden hasretten çöl gibi kavruluyor, volkan gibi savruluyor yangınlarım... Tütünüm Arş-ı âlâya yükseldi ah! Her "ah" çekişte sökülüyor içim!
- Sensizliğe ancak vatanım, dinim, imanım için dayanırım Nene’m!
- Tatlı bir rüyadaydık Mehmet’im, fena uyandık galiba! Masalımız da, meselimiz, hekâtımız da bitmek üzere! Hayatla muharebelerimi, mücadele saflarımın hepsini kaybetmek istemiyorum! Bu yalancı dünyada tek hakikatim, yaşama sebebimdin… Tek dayanağım, hayat kaynağımdın… Karanlık bir uçurumun kenarında ha düştüm, ha düşeceğim şimdi. Sen... Sen de gidince hiçbir desteğim, tutunabileceğim dalım kalmayacak artık!
- Hani bu mevzuları konuşmayacaktık!
- Yine içimizin o malum sesi ağır bastı evimin direği, Mehmet’im! Bu hususta ikimiz de suçluyuz!
- Sen değil, suçlu benim kara sevdalım, suçlu ben! Aradan geçen bunca zaman, senden aldığım güzellikleri bitiremedi, büyüttü sadece! Gönül yaramı iyileştirmedi, kızıl bir kan sızıyor inceden inceye. Hâlâ huzurlu, hâlâ deli gibi sevdalı ve bütün varlığımla seninleyim… DEVAMI YARIN
 
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616871 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/616871.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT