BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ali, hem sınıfını hem de öğretmenini pek sevmişti

Her tarafa, hoş bir bahar serinliği hâkimdi. İlk gün rüyalar âlemindeymiş gibi çabuk geçmişti.
 
Ali, sağa sola bakındı, kimsecikler görünmüyordu ortalıkda. Aklına kötü bir şey gelmiyordu. Olur ya tavuklara, kedilere, köpeklere öfkeyle fırlatılan taş, kazaen önüne düşmüştü. Köyde de bu çeşit hadiseler pek yaşanırdı, aldırmazdılar. Yine öyle yaptı, etrafına bakınarak eve doğru adımlarını hızlandırdı.
Her tarafa, hoş bir bahar serinliği hâkimdi. İlk gün rüyalar âlemindeymiş gibi çabuk geçmişti. Kulaklarında hâlâ onlarca çocuğun bağrışmaları, sualleri… Hele sınıf öğretmenleri, tam babacan biriydi. İlk görüşte sevmek ve sevilmek çok kolay olmazdı. Ali, hem sınıfını hem de öğretmenini pek sevmişti. Hayvanatın az olmasından mı ne her taraf diz boyu ot yükseliyordu. Kuzucukları şimdi burada olsaydı nasıl da hoplaya zıplaya oynaşarak otlarlardı. Çimenlerin, taşların arasından boyunlarını uzatıp nasıl dışarı çıktığı, çıplak ağaç köklerini, irili ufaklı kayaları nasıl sardığı, kapatmaya çalıştığı görünüyor. İnsan tabiatta olup bitenlere şöyle bir eğilip kulak verse, nebatların esrarlı oluş hikâyesini, kalbin sessiz atışını belki işitir, çok farklı olurdu. Dört taraftan harikulâde güzel sesler geliyor; kuşlar cıvıldaşıyor, martılar kendi âlemlerinde kanat çırparak üstünden geçiyor, açık kapılardan çocuk ağlamaları, annelerin koşuşturmaları duyuluyordu her tarafta. Yol boyunca sıralı ağaçlar, binbir arkadaşın dilinden fısıldaşıyor. Şen şakrak bahçe çiçekleri gülücükler dağıtarak zümrüt yapraklarını uzatıyorlar sonsuz maviliklere.
Ali, nice düşüncelerle evlerine yaklaşırken en son dedesinin anlattıkları aklına geldi, elinde olmadan tebessüm etti:
“Ali’m, muvaffakiyet, Palandöken’e tırmanmaya benzer. Biraz çıkarsın, bir müsait yerde istirahat eder, dinlenirsin. Yeterince oturduktan sonra yine yokuş yukarı çıkarsın. Bu tırmanışta bazen ayağın kayar ama çabuk toparlanır düşmezsin, bazen ayağın kayar, bu sefer birkaç metre düşersin ama bir şey olmaz, toparlanır tırmanmaya devam edersin. Zirveye kadar bu böyle devam eder...
Bazen temiz havadan ve manzaradan başın döner, bir hoş olursun, bazen de nefesin tıkanır, buradan kurtuluş olmadığını düşünürsün...
Bazen kendini yalnız hissedersin, korkuya kapılırsın. Bazen hedeflediğin bir basamağa daha çıkarsın, kendini çok güçlü kuvvetli bulursun, o dağın ve dünyanın efendisi sanırsın. Kimileri zirveye çıkmadan döner, kimi çıkar ve inmeye muvaffak olur, kimi kurda kuşa yem olur...
Kimileri inatçıdır; daha zirvelere çıkmak için mücadeleye devam eder. Mücadelenin kolayı olduğu gibi zoru da vardır. En zorlu zirvelerin yolu cesetlerle doludur. Kolay yollar vasatların yoludur. Kimi çıkar, her şey manasını kaybeder. Kimi çıkar, kendini kaybeder. Muvaffakiyet dediğin şey de bütün bunların arasında savrulur durur…”
DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619801 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/619801.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT