BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Birazcık empati yapalım mı?

Süleyman Özışık
Facebook
104 emekli amiralin yayınladığı bildiri meselesi mahkemenin verdiği tutuksuz yargılama kararıyla şimdilik rafa kalktı.
Ama bu mesele benim zihnimde henüz kapanmış değil. 
Merak etmeyin, "Amiraller tutuklanmalıydı, hesap sorulmalıydı" gibi cümlelerle konuyu kaşımaya niyetim yok. Belki de en doğru kararı verdi mahkeme. İşin önünü arkasını sağını solunu iyice araştırıp bir tehdit olmadığı kanaatine vardı ki zanlıların tutukluluğuna gerek görmedi.
Buna hepimiz saygı duyacağız.
Ben bu noktada hâlen emekli amirallerden yana tavır koyup, "Bu işi çok abarttınız. 104 emekli insanın uyarısı bizi neden bu kadar irrite ediyor" diyenleri kısa bir empatiye davet etmek istiyorum sadece...
Şöyle anlatayım.
Bu ülke Osmanlı'nın yıkılışından bu yana pek çok kanlı darbeye ev sahipliği yaptı. 27 Mayıs 1960'ta uyduruk gerekçelerle bir Başbakan, iki Bakan asıldı. 
Sonra 1980'de bir başka darbe daha yapıldı, binlerce insan zulüm tezgâhlarına yatırıldı. Yüzlercesi idam edildi. Beş bin insan kayboldu ve hâlen nerede olduklarını kimse bilmiyor.
Erbakan döneminde bir postmodern darbe yapıldı, ülkenin inançlı kesiminin üzerinden silindir gibi geçildi. Yüz binlerce insanın eğitim hayatları elinden alındı, yine yüz binlercesi kamu kurumlarına sokulmadı.
15 Temmuz'da ne yaşadığımızı tek tek anlatmaya gerek yok herhâlde...
Bütün bu darbelerin tamamı "Yüce Türk Milletine..." diye başladığı için benzeri bir metin gördüğümüzde yüreğimizin ağzımıza gelmesi normal değil mi arkadaşlar?
Amiralleri savunan arkadaşlardan rica ediyorum. Lütfen elinizi vicdanınıza koyup bu işin tam tersi şekilde cereyan ettiğini düşünün.
104 tarikat şeyhinin ya da 104 imamın bir bildiri yayınlayarak, "Laikliğin kaldırılmasını istiyoruz. Aksi takdirde..." şeklinde başlayan bir cümle ile seslendiğini hayal edin.
Ertesi güne nasıl uyanır, bu bildiriye nasıl bir tepki gösterirdiniz? Ama Allah için samimi cevap verin ne yapar ne yazardınız?
Hatta 104 imama veya tarikat şeyhine de gerek yok aslında zira karşımızda çok somut bir örnek var.
Ayasofya Camii İmamı Mehmet Boynukalın'ın "1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam'dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” şeklindeki tweet mesajı bu ülkede nasıl bir etki uyandırdı?
Sadece bir kişinin attığı mesaj üzerinden ertesi gün kıyamet koparılmadı mı? Binlerce insan direkt olarak iktidarı suçlayıp, "Bunların niyeti laikliği ortadan kaldırmak" demedi mi?
Hatta bazıları, "İmamı görevden almadıklarına göre bunlar da aynı görüşü paylaşıyor" diye mevcut hükûmeti suçlamadı mı?
Sadece bir kişinin attığı bir tweet mesajı haftalarca konuşulurken, hâlen askeriye içinde etkileri olan 104 emekli amiralin yaptığı açıklamanın bir hafta konuşulması sizce çok mu absürt bir durum oldu?
Demem o ki...
Evet, her birimiz bir başka partinin sokağında slogan atabiliriz, bu çok normal. Siyasetin etkisi gereği farklı düşünceler içinde olabilir, hatta birilerinin söylediği gibi ötekileşebiliriz.
Ancak bu durum insani düşüncelerimizi, karşılıklı korkularımızı ve endişelerimizi hiçe sayacak seviyeye gelmemeli...
Formül aslında çok basit...
"Şu yaptığım şey bana yapılmış olsaydı ne hissederdim?" diye düşündüğümüz an birbirimizi çok daha iyi anlayacağız. Birbirimizi anladığımız zaman "Senin doğrun, benim doğrum" yanlışına düşmeyeceğiz.
Doğruya da yanlışa da hep beraber karşı çıkabiliriz. 
Bunu yapmak çok zor değil...
Yeter ki empati yapabilelim...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618501 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/618501.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT