BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hasan’ın Hacer’e mektubu

“Ben de diyorum ki: Âlemde tek seven ben değilim komutanım ama Hacer’i tek seven benim...”
 
Sultanım, bir tanem, ay yüzlüm, güzel gözlüm, tatlı sözlüm, ömrümün ilkbaharı, solmayan gülü, Hacer’im. Peygamberimin emaneti aleyhisselam, kanından kan, canından can, canımdan aziz sultanım Hacer’im. İlmin bekçisi, âlemin ışığı, evimin aydınlığı, gönlümün feyiz kaynağı, kaşıkçı yüzüklerini kıskandıran sultanım, Hacer’im.
“Askeriyede kal, vatana hizmet et, vatan senden çok şeyler bekliyor” dediler.
“Vatan için canım feda. Evimde de beni sultanım bekliyor. Beni iki sultan arasında tercih zorunda bırakmayın” dediğimde, hemen “hanımını alır getiririz ve sizi tercih zorunda bırakmayız” dediklerinde, yanaklarımda güller açtı. “Ne o gülistana mı girdin de, gözlerin güldü” dediler Hacer’im.
Dün gece hilal ile seni konuştum. Baktım yıldızlar kayıyor. Hilal dedi ki: “Biraz daha Hacer’inden bahsedersen, gökte yıldız kalmayacak, hepsi kıskançlıktan semayı terk edecek, semanın düzeni bozulacak, onlara da birkaç kelam eyle!”
Döndüm kayan yıldızlara, duran yıldızlara: “Siz ömrünüzde hiç Hacer’imi gördünüz mü ki, Zeliha’yı zemmedersiniz, Hazreti Yusuf’a âşık oldu diye. Eğer Peygamberimizi görseydiniz, kalplerinizi doğrardınız da haberiniz olmazdı. Ben onun torunu Hacer’imden söz ediyorum.
Yıldızlar kaymaktan vazgeçti. Kimi Süreyya oldu selam çaktı, kimi kutup yıldızı oldu “emrinizdeyiz” dedi. Her biri bir iltifatta bulundu seni tanıyınca.
Ben de seninle gecelerimi gündüz yaptım Hacer’im. Ağrı Dağı'na selam verip seni anlattım. Ağrı dedi ki: “Ben kendimi yüksek bilirdim ama senin aşkın benden de, Hacer’in aşkından da yüksekmiş!..” Sonra bize karlı şerbet sundular da buluştuğumuz gün içmek için sakladım.
Üç gün önce ordugâhın en tepesinde nöbet bekliyordum. Lapa lapa kar yağıyordu. Bir aslan kükreyerek geldi. Azığımdan ona bir parça attım. Yelelerini salladı. Bir şeyler demek istiyordu. Anlamadım ama aslana da seni anlattım. Aslan senin ismini duyunca oturup gözlerime baktı. Ben anlattıkça o ağladı. Sordum: “Niçin ağlarsın?” Göğsüne iki pençe vurup haykırarak gitti. Hacer’im, aslan bile senin adına dayanamadı, ben senin aşkına, ayrılığına nasıl dayanırım? Günlerim sana yazmakla, seni anmakla geçiyor. Bazen Alper diyor ki: “Yahu sen misin bu âlemde seven?” Ben de diyorum ki: “"Âlemde tek seven ben değilim komutanım, ama Hacer’i tek seven benim!..” Başlıyor gülmeye “deli çocuk” diyor… Hakkını helal et Hacer’im... Bülbülün Hasan
       Ebu Fehim-Nurdağı (Konseyler Savaşı romanından)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620810 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620810.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT