BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kalabalıklar içinde boğulmak!..

“Eşim de önce üzüldü sonra benim bunalımlarım yüzündün hayat ona da kâbus oldu...”
 
 
Babam eşraftan bir kimseydi. Çocukluğumuzdan beri bize de dinî konuları öğretmiş iyi bir evlat olarak yetiştirmeye çalışmıştı... Hani derler ya denizin kıymetini bilmeyen balık misali biz babamızın kıymetini bilemedik… Babamıza karşı asla ukala bir tavrımız söz konusu olmamıştır ama doğrusunu söylemek gerekirse tam manasıyla onun istediği, arzu ettiği gibi bir kişi olduğumuzu da söyleyemem...
Yaşımız ilerleyip de, kendi başımıza hayata atıldığımızda, öğrendiklerimizle amel etmeyi yani bildiklerimizi hayatımıza uygulamayı tamamen bırakmış dünya işlerine dalmıştık...
Tamam, içimizde bu hâlimize karşı bir üzüntü her zaman vardı ama ibadet etmenin hele de günümüzün şartlarında nefsimize çok ağır geldiği de bir gerçekti...
Eminönü’nde Sultanhamam’da tekstil üzerine dükkânımız vardı. Çevremiz iyiydi ve o yıllarda çok şükür temiz iş yapıyor hayli para kazanıyorduk. Babamızın hatırı bizim başarımız çevremizde bizi de hatırı sayılır kılıyordu. Bu, dürüstlüğün bize verdiği bir hediye bir ödüldü…
Size anlatmak istediğim bu süreçte benimle tanışan ve dost olduğu için kendini bahtiyar hisseden bir arkadaşla yeni tabirle yıldızımız tuttu mu denir nedir samimiyeti hayli ilerlettik...
O evliydi ben ise henüz evlenmemiştim. Ama dostluğumuz arkadaşlığımız ilerlediğinde bu arkadaşımın evine de misafir olmaya başladım. Hatta zaman ilerledikçe mahrem sayılacak özel bilgilerini de benimle paylaşmaya başladı.
Ve bir gün benim samimiyetime de sığınarak derdini bana açtı… Meğer onun kendini anlayacak bir insana bir dosta bir arkadaşa ihtiyacı varmış. Çok yalnızlık çekiyormuş. Her gün Sultanhamam’da yüzlerce insanla görüşüp konuşup alışveriş yaptığı hâlde kendini yapayalnız hisseden bir arkadaşla tanıştığımı o zaman anladım...
Ve daha enteresanı içinde tarif edemediği bir korku, bir endişe bir ruhsal sıkıntı yaşıyormuş… Bunalım içinde olduğunu, kimseye derdini anlatamadığını manevi buhran içinde olduğunu bana anlatırken aynı zamanda rahatladığını söylüyordu… Diyordu ki: “Artık yaşadığım ıstırabı eşimden de saklayamıyorum. Ona da hâlimi anlatamıyorum.”
İki de çocukları vardı… Evliliklerini yuva yıkılmasın diye şimdilik sürdürüyorlarmış ama kadıncağız haklı olarak kocasının bu bunalıma son vermesini bekliyormuş. DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
628704 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/628704.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT