BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

AİLE- ÖĞÜT

Hayatında samimi olarak, bir hatandan dolayı karşındakinden bir kere özür dileyebilsen vicdanının ne kadar rahatladığını asıl o zaman anlayacaksın...
 
 
Yaşayan Osmanlı ruhu Vefa -2-
 
Kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden, geleneksel içecek boza; başak ürün olan darı irmiği, su ve şekerden mamul mayalı, faydalı bakterilerin yaşadığı, bünyesinde B1, B2, B3, B6 ve B12 vitaminleri barındıran sağlık için son derece faydalı bir lezzet. Sporcu, sınava girecek öğrenci, kolera hastalarına, boğaz iltihaplarına karşı şifa olarak tavsiye edilirken, bağırsak düzenleyici etkilerine de dikkat çekiliyor. Eski İstanbul gecelerinde "boza booooza boza!" sesi ile herkesin keyif kaynağı olan bozacılara bugün nadiren de olsa Fatih’in bazı mahallelerinde de rastlamak mümkün.
Semtin simgesi olmuş Tarihî Vefa Bozacısının kuruluşu 1870'li yıllara dayanır. Arnavutluk Prizren’den 1876 yılında İstanbul’a yerleşen Hacı Sadık Bey; o yıllarda bozanın sulu kıvamlı, esmer, ekşi lezzetli hâli ile şehir halkından iki yüze yakın esnaf tarafından yapılıp satıldığını görür. Farklı bir yöntem deneyerek bugünkü hâli ile koyu kıvamlı, açık sarı renkli, çok hafif ekşimsi lezzeti yakalayıp markasına imza atar. Evinin altında kendi imkânları ile ürettiği bozasını, altı yıl boyunca kış gecelerinde, saray ve çevresinde omzunda taşıdığı bakır güğümü ile dolaşarak tanıtır. Her köşe başında sabırsızlıkla beklenen Hacı Sadık Bey; bu durumdan cesaret bulur ve 1876 yılının Eylül ayında "Vefa Bozacısı" olarak, boza ürününün dünyadaki ilk resmî ticarethanesini açar. Hacı Sadık Bey ile başlayan, bugün 4. nesil aile fertleri ile devam eden boza üretimi İstanbul’un tatları ve değerleri arasında yerini korumaya devam ediyor...
           Hülya Günay
 
 
 
ŞİİR
 
                  Kul hakkı
 
Telefonla el ele, patrondan çalıyorsun;
Mesai saatinde, vıdı vıdı lâfların;
SMS mesajınla, devletten alıyorsun…
Kul hakkı/millet hakkı, yığılır günahların;
Sanma maaşın helâl, çokça yanılıyorsun!..
 
Sene izni/mazeret, yemek ve çay molası;
Su ve ayran içmeler, bilmem neyin kolası;
Bir de sigara keyfi, nikotin kahrolası…
Kul hakkı/millet hakkı, yığılır günahların;
Gizli/açık çalmalar, kaytarmalar/zulası…
 
8 saat mesai, Allah için yaptın mı?
Ücret/maaş ne ise, vicdanınla çarptın mı?
Usta/amir ne ise, nasihatin kaptın mı?..
Kul hakkı/millet hakkı, yığılır günahların;
Helâl ortada iken, haram yola saptın mı?..
                             Ali Kayıkçı-Samsun
 
 
 
ESKİMEZ KELİMELER
 
MUHABERE: Arapça haberleşme karşılıklı olarak birbirine haber verme ve yazışma anlamında kullanılırdı. Şimdi bu kelimenin yerine “iletişim” kullanılıyor.
 
MUHAREBE: Bu kelime de Arapça olup savaşta yapılan çarpışmalardan her birine verilen ad idi. Şimdi “harekât” kelimesi kullanılmaktadır. Bu iki kelime askerî eğitimlerde subaylara şu şekilde sloganlaştırılırdı: “Muhaberesiz muharebe olmaz!” Yani iletişimsiz harekât olmaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600549 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/600549.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT